Renk Toplayan Tren Hikayesi
Kasabanın küçük istasyonunda her sabah aynı sesler duyulurdu: kuşların cıvıltısı, simitçinin “taze simitttt” diye seslenişi, rayların ince tık tık melodisi… Ama o gün istasyon bambaşka görünüyordu. Çünkü perona bembeyaz bir tren yanaşmıştı. Sanki koca bir sayfa gibi tertemizdi. Üzerinde tek bir renk bile yoktu ama yine de insan bakınca içi kıpır kıpır oluyordu.
Trenin düdüğü öyle neşeliydi ki çaldığında havaya minicik renk kıvılcımları karışıyordu. Kıvılcımlar uçuşurken sanki gülücük gibi pır pır ederdi.
Peronda iki çocuk vardı: Zeynep ile Kaan. Zeynep’in saçları iki yandan lastikle toplanmıştı, Kaan’ın cebinde de küçük bir not defteri duruyordu. İkisi de meraklıydı; gördükleri her şeye “Acaba bunun sırrı ne?” derlerdi.
— "Kaan, şu trene bak! Bembeyaz ama içi gökkuşağı gibi sanki!" dedi Zeynep.
— "Gerçekten! Bak düdük çaldığında havaya renk serpiyor!" dedi Kaan, not defterini çıkarıp hızla bir şeyler karalamaya başladı.
Tam o sırada trenin kapısı “pıss” diye açıldı. İçeriden mavi şapkalı, yüzü güler bir görevli çıktı. Adı Şefik’ti. Gülünce yanakları elma gibi kızarırdı.
— "Hoş geldiniz çocuklar! Ben Şefik. Bu tren bugün renk toplamaya gidiyor. İster misiniz siz de katılın?"
Zeynep ile Kaan aynı anda başlarını salladı. Gözleri parladı.
— "İsteriz!" dediler.
Şefik ciddileşir gibi yaptı ama gözleri hâlâ gülüyordu.
— "Tek kuralımız var: Bu tren renkleri sadece güzel şeylerden toplar. Gülüşten, şarkıdan, çiçekten, oyunlardan… Renkler kötü şeyleri hiç sevmez. Biz de zaten kötü şeyleri buraya sokmayız."
Zeynep merakla eğildi.
— "Renkler sevmedi mi saklanıyor mu?"
— "Aynen öyle!" dedi Şefik. "Sevilince ortaya çıkar, alkışlanınca parıldar."
Kaan heyecanla sordu:
— "Peki renkleri nasıl topluyor?"
Şefik trenin içini gösterdi. İçeride, camdan yapılmış kocaman bir “Renk Kavanozu” vardı. Üstünde küçük bir etiket duruyordu: Bugünün Renkleri.
— "Bu kavanoz, mutlu anların renklerini toplar. Mesela biri içten gülünce sarı bir parıltı gelir. Biri şarkı söyleyince mavi dalga gibi akar. Biri arkadaşına sarılınca pembe pıt pıt eder."
Zeynep’in ağzı açık kaldı.
— "Sarılmanın rengi pembe mi?"
— "Bugün pembe!" dedi Şefik göz kırparak. "Her gün biraz değişebilir."
Tren hareket etti. Raylar “tık tık” diye şarkı söylüyordu sanki. Pencereden dışarı bakınca yemyeşil tarlalar, minik evler, rüzgârda sallanan ağaçlar görünüyordu.
İlk durak Çiçekliköy’dü. Köy meydanı çiçeklerle doluydu; papatyalar, menekşeler, güller… Çocuklar koşup koşup duruyordu. Bir teyze elinde sepetle gülümseyerek çiçek dağıtıyordu.
— "Herkese birer çiçek!" dedi teyze.
Zeynep bir papatya aldı, kokladı.
— "Mis gibi! Teşekkür ederim!"
Kaan da bir menekşe aldı.
— "Ben bunu anneme götüreceğim!"
O anda trenin kavanozu “şıkırt” diye hafifçe titredi. İçine yumuşacık bir yeşil renk süzüldü; sanki yaprak gibi.
— "Bak!" dedi Şefik. "Çiçek sevinci yeşil bırakır."
Zeynep kıkırdadı.
— "Yeşil çok yakıştı!"
İkinci durak Şarkıtepe’ydi. Tepede küçük bir çocuk korosu vardı. Ellerinde minik ritim çubukları, yüzlerinde büyük gülücükler… Şarkıları başlayınca rüzgâr bile tempo tutar gibi esti.
— "Haydi siz de eşlik edin!" diye seslendi koro şefi.
Zeynep hemen katıldı. Kaan önce çekindi ama sonra o da mırıldanmaya başladı. Sesler birleşince trenin içi sanki balonla dolmuş gibi hafifledi.
Kavanozun içine bu kez mavi bir dalga döküldü. Mavi dalga kıpır kıpırdı; sanki su şarkı söylüyordu.
— "İşte!" dedi Şefik. "Şarkının rengi mavi dalgadır."
Kaan şaşkınlıkla güldü.
— "Ben şarkı söyleyince mavi mi oluyor yani?"
— "İçten olunca olur!" dedi Şefik.
Üçüncü durak Dondurmacılar Sokağı’ydı. Sokak boyunca rengârenk tabelalar, şıkır şıkır külah sesleri, “çilek mi, limon mu?” diye soran tatlı sesler vardı. Dondurmacı Hasan Amca kocaman bir külah uzattı.
— "Bugünün tadı: gülümseme! Alın bakalım!"
Zeynep bir ısırık aldı ve gözleri büyüdü.
— "Bu… mutluluk gibi!"
Kaan da güldü.
— "Benimki de kahkaha gibi tatlı!"
Kavanoz bu kez sarı sarı parladı. İçine güneş gibi bir sarı döküldü; minik minik ışıklar sıçradı.
— "Gülüş sarıdır, çünkü içimizi aydınlatır." dedi Şefik.
Zeynep külahını havaya kaldırdı.
— "O zaman daha çok gülelim!"
— "Evet!" dedi Kaan. "Kavanozu dolduralım!"
Tren son durağa yaklaşırken güneş yavaşça akşam rengine dönüyordu. Gökyüzü turuncu, pembe, biraz da mor olmuştu. Tren, küçük bir göl kenarında durdu. Gölün yüzeyi cam gibi parlıyordu.
Şefik, kavanozu dikkatle yerine sabitledi.
— "Şimdi en güzel kısmı geliyor. Topladığımız renkler sadece bizde kalmayacak."
Zeynep şaşırdı.
— "Nereye gidecek?"
Şefik treni işaret etti. Trenin dışı hâlâ bembeyazdı ama sanki sabırsızlanıyordu.
— "Bu tren, topladığı renkleri dünyaya geri verir. Çiçeklerin daha canlı açmasına, çocukların daha neşeyle oynamasına, insanların yüzlerinin daha kolay gülmesine yardım eder."
Kaan gözlerini kocaman açtı.
— "Yani biz bugün… dünyayı biraz daha renkli yaptık!"
— "Aynen öyle!" dedi Şefik.
Şefik bir düğmeye bastı. Tren “fuuuut” diye neşeli bir düdük çaldı. Kavanozdaki renkler incecik çizgiler hâlinde trenin gövdesine aktı. Önce yeşil yaprak gibi yayıldı, sonra mavi dalga gibi kıvrıldı, en son sarı ışık gibi parladı. Tren bir anda gökkuşağına döndü ama göz yormayan, yumuşacık ve sıcacık bir gökkuşağına.
Zeynep sevinçle zıpladı.
— "Aaa! Tren boyandı!"
Kaan ellerini çırptı.
— "Ve biz boyamadık, mutluluk boyadı!"
Şefik gülümsedi.
— "Unutmayın, renk toplamak için boya kutusu gerekmez. Güzel söz, paylaşmak, şarkı, oyun… Hepsi renk demektir."
Zeynep trenin penceresine yanaştı.
— "Yarın yine gelecek misin?"
Şefik şapkasını düzeltti.
— "Eğer siz gülümsemeyi unutmazsanız, ben de hep gelirim."
Kaan not defterine son cümleyi yazdı ve yüksek sesle okudu:
— "Mutluluk, trenin en hızlı yakıtıdır."
Zeynep kahkaha attı.
— "O zaman bu tren hiç durmasın!"
Tren son bir kez düdük çaldı. Gökyüzüne minicik renk kıvılcımları yayıldı. Kıvılcımlar, yıldızlar gibi pırıl pırıl etti. Zeynep ile Kaan, istasyona dönerken yan yana yürüdüler; ceplerinde çiçek kokusu, dillerinde şarkı, yüzlerinde kocaman bir gülümseme vardı. Ve biliyorlardı: Ne zaman gülerlerse, bir yerlerde Renk Toplayan Tren biraz daha parlayacaktı.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın