Üç Yavru Tavşan Hikayesi
Güneş, Papatya Vadisi’nin üzerine yumuşak bir ışık gibi yayılırken çimenler hafifçe kıpırdanıyordu. Vadinin en ucunda, koca bir meşe ağacının köklerinin arasında, yuvarlak kapılı sıcacık bir yuva vardı. Bu yuvada üç…
Hayvanlar Alemi Hikayeleri, çocukların doğayla bağ kurmasını destekleyen, empati ve merak duygularını güçlendiren özgün hikâyelerden oluşur. Bu kategoride yer alan anlatılar; ormanlardan savanalara, denizlerden gökyüzüne uzanan hayvan dünyasını sıcak, akıcı ve anlaşılır bir dille sunarken sevgi, dostluk, cesaret, paylaşma ve sorumluluk gibi değerleri doğal bir şekilde işler. Yaş gruplarına uygun kurgularla hazırlanan bu hikâyeler, çocukların hayal gücünü besleyen güvenli bir okuma alanı sunar ve ebeveynler için nitelikli, düzenli güncellenen bir masal/hikaye arşivi niteliği taşır.
Güneş, Papatya Vadisi’nin üzerine yumuşak bir ışık gibi yayılırken çimenler hafifçe kıpırdanıyordu. Vadinin en ucunda, koca bir meşe ağacının köklerinin arasında, yuvarlak kapılı sıcacık bir yuva vardı. Bu yuvada üç…
Kasabanın en hareketli sokağında, camında renkli kurdeleler asılı küçük bir fırın vardı. Fırının önünden her sabah mis gibi simit kokusu yükselir, sokakta yürüyen herkesin karnı azıcık da olsa guruldardı. İşte…
Sabahın erken saatlerinde, Çınarlı Tepe’nin üstüne taze bir serinlik çökmüştü. Yapraklar kıpır kıpırdı; sanki ağaçlar birbirine günaydın diyordu. Tepeye bakan küçük dere şırıl şırıl akıyor, suyun sesi kuşların ötüşüne karışıyordu.…
Ormanın en yeşil zamanlarıydı. Yapraklar güneş ışığını küçük parıltılar gibi yere düşürüyor, rüzgâr dalların arasında şarkı söyler gibi dolaşıyordu. Bu ormanda herkes birbirini tanırdı; kim nerede yaşar, hangi ağacın kovuğunda…
Yeşil tepelerin arasında, çiçeklerin rüzgârla fısıldaştığı, derelerin gülerek aktığı bir çiftlik vardı. Bu çiftlikte herkes birbirini tanır, sabahları güneşle uyanır, akşamları yıldızlarla uyurdu. Tavuklar erken kalkar, koyunlar düzenli yürür, köpekler…
Geniş sazlıkların arasında, gökyüzünün suya yansıdığı büyük bir gölet vardı. Bu gölette yaşayan canlılar birbirlerini iyi tanır, her sabah güne kuş sesleriyle başlardı. Nilüfer yapraklarının üzerinde güneşlenmeyi seven bir yeşil…
Ormanın kıyısında, yüksek çamların gölgeleri uzayıp kısalırken, küçük bir dere şırıl şırıl akardı. Dereye yakın çayırlıkta ise herkesin uzaktan bile tanıdığı biri yaşardı: Neşeli Kaplan. Adı kaplan olmasına rağmen, sesi…
Sabah güneşi, kasabanın küçük parkına altın gibi serpilirken yaprakların üzerinde minicik damlalar parlıyordu. Parkın tam ortasında, yaşlı çınarın dalları arasında, yuvadan ilk kez dışarı bakan bir serçe vardı. Tüyleri hâlâ…
Torosların eteklerinde, orman ile kayalıkların birbirine omuz verdiği bir vadide iki ayrı dünya yan yana yaşardı: Yukarıda rüzgârın ince ıslığıyla konuşan sarp uçurumlar, aşağıda ise yaprakların hışırtısıyla sır saklayan çalılıklar……