Peter Pan Hikayesi
O gece Londra’da, Darling evinin çatısı yağmuru dinleyip yıldızları sayarken, çocuk odasında tuhaf bir şey oldu: pencerenin perdesi rüzgârla değil, sanki kendi merakıyla kıpırdadı. Ay ışığı yere ince bir çizgi…
Uzun hikayeler, çocukların dikkat süresini geliştiren, duygu derinliğini keşfetmelerine fırsat veren ve zengin kurgularıyla okuma deneyimini daha kapsamlı hale getiren özel metinlerden oluşur. Bu kategoride yer alan uzun çocuk hikayeleri, karakter gelişimini detaylı biçimde işleyen yapıları, sürükleyici olay örgüsü ve güçlü anlatım diliyle hem eğlendirir hem de çocukların düşünme becerilerini besler. Okuma alışkanlığı kazandırmaya yardımcı olan bu uzun soluklu masallar, sıcak atmosferi ve öğretici dokunuşlarıyla çocukların hayal dünyasında kalıcı izler bırakır.
O gece Londra’da, Darling evinin çatısı yağmuru dinleyip yıldızları sayarken, çocuk odasında tuhaf bir şey oldu: pencerenin perdesi rüzgârla değil, sanki kendi merakıyla kıpırdadı. Ay ışığı yere ince bir çizgi…
Kasabanın en eski sokağında, duvarlarında solmuş afişler asılı küçük bir kültür merkezi vardı. Kapısının üstünde, harfleri biraz yamuk bir tabela dururdu: Gülüş Evi. Herkes burayı bilirdi ama çoğu insan yalnızca…
Villa Villekulla’nın mutfağından o sabah tarçın ve kızarmış ekmek kokusu yükseliyordu. Pippi Uzunçorap, ayağına bir sarı çorabı, öbür ayağına da kırmızı çorabı çekmiş; saçlarını iki yana öyle bir dikmişti ki…
Ormanın en geniş düzlüklerinden birinde, güneş sabahları çimenlerin üstüne bal gibi ışık dökerdi. Kuşlar, “Bugün de güzel bir gün!” der gibi cıvıldar; rüzgâr, yaprakların arasından geçerken fısıltı fısıltı haber taşırdı.…
Rick Sanchez her zamanki gibi garajda bir şeyler kurcalıyordu. Metal parçalar, kablolar ve ışıldayan yeşil bir sıvı… Morty kapının eşiğinde durup derin bir nefes aldı. Rick’in yüzündeki o tanıdık ifade,…
Mahallenin en sessiz sokağında, eski çınar ağacının hemen yanında küçük bir ambulans istasyonu vardı. Çocuklar için burası biraz gizemli, biraz da merak uyandırıcıydı. Kapısında duran beyaz ambulans, güneşte parladığında sanki…
Güneş, küçük kasabanın üstüne sabahın ilk ışıklarını serperken, Emre pencerenin önünde durmuş, bahçeye bakıyordu. Toprak hâlâ gecenin serinliğini taşıyordu. Çiy damlaları, sarı lalelerin yapraklarının üzerinde küçük cam küreler gibi parlıyordu.…
Güneş, Nankatsu’nun eski ama gururlu futbol sahasının üzerine yavaşça yükselirken çimler sabah çiyiyle parlıyordu. Tribünler boştu ama saha, sanki birazdan büyük bir maç oynanacakmış gibi heyecanlıydı. Rüzgâr hafifçe eserken kale…
Rüzgârın deniz tuzunu gizlice şehre taşıdığı bir akşamüstü, Truva surlarının üzerinde nöbetçiler gökyüzüne bakıyordu. Ama bu hikâyenin kahramanı ne bir askerdi ne de bir komutan. O, meraklı gözleriyle dünyayı anlamaya…