TakipciAPP ile Takipçi Satın Alma

Uykucu Köpek Hikayesi

Pelin Kaya 21.03.2026 85 Okunma Sayısı Hayvanlar Alemi Hikayeleri 0 Yorum
Uykucu Köpek Hikayesi
Sesli Masal

Akşamüstü güneşi yavaş yavaş köyün üstüne altın renkli bir örtü sererken, dere kenarındaki küçük evin bahçesinde yumuşacık bir sessizlik vardı. Evin önünde mor menekşeler açmış, tahta salıncak hafif rüzgârla usulca kıpırdamıştı. O evde annesiyle yaşayan küçük bir çocuk vardı. Adı Mert’ti. Mert’in en yakın arkadaşı ise mahallede herkesin sevdiği tombul, tatlı, uykucu bir köpekti. Onun adı Miskin’di. Miskin, gerçekten de adının hakkını veren bir köpekti.

Miskin’in kahverengi kulakları vardı. Burnu minicik değildi ama çok şirindi. Güneşli havalarda kapının önündeki yastığa kıvrılır, yağmurlu günlerde sobanın yanına uzanır, rüzgârlı akşamlarda da Mert’in ayaklarının dibine sokulurdu. En sevdiği şey koşmak değil, havlamak değil, zıplamak hiç değil; güzelce esnemek, patilerini uzatmak ve mışıl mışıl uyumaktı.

O gün Mert elinde tahta oyuncak arabasıyla bahçeye çıktı. Miskin her zamanki yerinde, incir ağacının altındaki minderde yatıyordu. Gözleri kapalıydı ama kuyruğunun ucu ara sıra oynuyordu. Demek ki yine güzel bir rüya görüyordu.

Mert sessizce yanına sokuldu, diz çöktü ve gülümseyerek seslendi:

— "Miskin, bugün de mi uyuyorsun?"

Miskin tek gözünü hafifçe açtı, koca bir esneme yaptı, sonra başını yeniden patilerinin üstüne bıraktı.

— "Biraz uyuyorum, biraz dinleniyorum, biraz da hayal kuruyorum" der gibi yumuşacık baktı.

Mert kıkırdadı.

— "Senin işin çok zor gerçekten."

Tam o sırada evin penceresinden Mert’in annesi Nevin Hanım seslendi:

— "Mert, akşam sütünü içmeyi unutma."

Mert başını çevirip cevap verdi:

— "Unutmam anne."

Sonra yine köpeğine döndü.

— "Miskin, sence bugün ne yapsak?"

Miskin yerinden kalkmadı. Sadece kuyruğunu yere bir kere vurdu.

— "Bahçede yuvarlanabiliriz, gölgeye uzanabiliriz, belki biraz daha uyuyabiliriz" der gibiydi.

Mert onun yanına oturdu. İlk başta oyun oynamak istiyordu ama Miskin’in sakinliği öyle tatlıydı ki o da acele etmeyi bıraktı. Etrafta kuş sesleri vardı. Uzakta bir inek çanı tınladı. Rüzgâr, incir yapraklarını hışırdattı. Hava ne sıcaktı ne serin. Tam dinlenmelikti.

Bir süre sonra komşu evden Ayşe teyzenin torunu Duru geldi. Elinde küçük bir bez bebek taşıyordu. Bahçenin kapısından içeri eğilerek baktı.

— "Mert, oyun oynuyor musun?"

Mert başını salladı.

— "Henüz değil. Miskin uyuyor."

Duru hayretle gözlerini açtı.

— "Ama o hep uyuyor."

Mert ciddi ciddi cevap verdi:

— "Çünkü o sıradan bir köpek değil."

Duru biraz daha yaklaştı.

— "Ne demek o?"

Mert fısıltıya yakın bir sesle konuştu:

— "Bence o uyku dağıtan bir köpek. Yanına oturunca insanın içi yumuşuyor."

Duru da hemen çimenlere oturdu. Bir süre üçü hiç konuşmadan kaldılar. Miskin ortada, iki çocuk iki yanında... Sanki sessizliğin tam ortasında küçük bir mutluluk kurulmuştu.

Birden Miskin burnunu hafifçe kıpırdattı, sonra patilerini uzatıp büyükçe esnedi. Ardından yavaşça doğruldu. Duru heyecanlandı.

— "Galiba uyandı."

Mert sevinçle gülümsedi.

— "Evet ama şimdi hemen koşmaz. Önce ağır ağır dolaşır."

Gerçekten de Miskin minderden indi, çimenlerin üzerinde iki tur attı, sonra durup gökyüzüne baktı. Akşam güneşi gözlerine vurunca bir kez daha gözlerini kıstı. Sonra çocuklara yaklaşıp usulca oturdu.

Duru elini uzattı.

— "Miskin, sen neden bu kadar çok uyuyorsun?"

Miskin elbette konuşmadı ama yüzünde öyle tatlı bir ifade vardı ki çocuklar sanki cevabı duymuş gibi oldu.

Mert, onun yerine konuştu:

— "Bence rüyalarında kelebeklerle geziyor. Belki yumuşak bulutların üstünde koşuyordur. Belki de sıcak çörek kokan bir fırının önünde uyuyordur."

Duru gülerek ekledi:

— "Belki de dev bir yastık dağında yuvarlanıyordur."

İkisi birden gülmeye başladı. Miskin de kuyruğunu salladı. Sanki o da şakaya katılmıştı.

Biraz sonra Nevin Hanım verandaya bir tepsi getirdi. Tepside iki bardak ılık süt ve küçük bir tabakta tarçınlı kurabiyeler vardı. Bahçeye mis gibi koku yayıldı.

— "Haydi çocuklar, biraz dinlenme saati" dedi.

Duru sevinçle ayağa kalktı.

— "Ben de içebilir miyim?"

— "Tabii ki içebilirsin" dedi Nevin Hanım.

Mert kurabiyesini alıp tekrar Miskin’in yanına oturdu.

— "Bak, biz süt içiyoruz. Sana da biraz sonra mama vereceğim."

Miskin, bunu duymuş gibi kulaklarını kaldırdı. Sonra başını Mert’in omzuna yasladı.

Duru sessizce sütünü içerken etrafa baktı.

— "Burada her şey neden bu kadar sakin?"

Nevin Hanım gülümseyerek cevap verdi:

— "Bazı evlerin neşesi yüksek sesle gelir, bazılarınınki de huzurla. Bizim evin neşesi biraz sessizdir."

Mert hemen araya girdi:

— "Ve biraz da uykucudur."

Herkes güldü.

Güneş yavaşça alçaldı. Gökyüzü turuncudan pembeye döndü. Serçeler çatılara kondu. Uzaklardan gelen akşam ezgisi gibi yumuşak sesler havayı doldurdu. Miskin yeniden minderine döndü, iki kere kendi etrafında döndü ve kıvrıldı.

Mert usulca yanına uzandı. Duru da çimenlerin üstüne başını koydu.

— "Mert" dedi Duru kısık bir sesle, "sence Miskin şimdi yine rüya mı görecek?"

— "Kesin görür" dedi Mert. "Hem bu kez bizi de rüyasına çağırabilir."

— "Orada ne olur?"

— "Pamuk gibi yollar olur. Ilık rüzgâr eser. Gökyüzünden yıldız değil, minik yastıklar sallanır. Yorulan herkes bir ağacın altına uzanır."

Duru’nun gözleri yavaşça ağırlaşmaya başladı.

— "Bence güzel bir yermiş."

Mert de esnedi.

— "Evet. Çok güzel bir yer."

Miskin, sanki onları duymuş gibi derin bir nefes aldı. Bahçedeki çiçekler hafifçe sallandı. Akşamın serinliği kimseyi ürkütmedi, aksine herkesi battaniye gibi sardı.

Bir süre sonra Nevin Hanım sessiz adımlarla yanlarına geldi. Çocukların yarı uykulu hâline bakıp yumuşak bir sesle konuştu:

— "Siz galiba Miskin’in uykulu dünyasına girdiniz."

Mert gözlerini tam açmadan mırıldandı:

— "Birazcık..."

Duru da gülümseyerek fısıldadı:

— "Ben de..."

Nevin Hanım ince bir örtü getirip ikisinin üstüne hafifçe örttü. Sonra Miskin’in başını okşadı.

— "Aferin sana küçük uykucu, bugün de herkese huzur dağıttın."

Miskin kuyruğunu çok hafif salladı. Belki duymuştu, belki de en tatlı rüyasının içine çoktan dalmıştı.

O akşam bahçede ne büyük bir macera yaşandı ne de gürültülü oyunlar oynandı. Ama kalplere sıcacık bir şey yerleşti. Bazen en güzel günler, koşup zıpladığımız günler değil; sevdiğimiz biriyle sessizce yan yana durduğumuz günlerdi. Mert bunu o akşam anladı. Duru da anladı. Belki Miskin zaten hep biliyordu.

Ve gökyüzünde ilk yıldız görünürken, uykucu köpek Miskin’in yanında herkesin içi yumuşadı, nefesi sakinleşti, gözleri tatlılaştı. Bahçe bir ninni gibi sustu. Dünya biraz yavaşladı. Sanki gece, usulca gelip herkesin omzuna minik bir uyku serpti.

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın