Mutlu Balık Masalı
Bir zamanlar, pırıl pırıl bir koyda yaşayan küçük bir balık varmış. Bu balığın adı Mavişmiş. Pulları sabah güneşi değince gümüş gibi parlar, kuyruğu suyun içinde ipek bir kurdele gibi sallanırmış. Ama Maviş’i özel yapan şey ne rengiymiş ne de hızlı yüzmesiymiş. Onu herkesin sevmesinin asıl sebebi, her sabah gözlerini açar açmaz mutlu olmasıymış. Deniz daha yeni aydınlanırken bile içinden şarkılar gelir, gördüğü herkese neşe dağıtırmış.
Maviş, mercanların arasından süzülerek dolaşır, yosunların arasında saklambaç oynar, minik kabarcıklarla oyun kurarmış. Yaşadığı koyda birçok arkadaşı varmış. Meraklı yengeç Kamil, ağır ama sevimli deniz kaplumbağası Nermin, konuşmayı çok seven ahtapot Sevim ve minicik sardalya sürüsünün en cıvılı cıvılı üyesi Duru, onun en yakın dostlarıymış.
Bir sabah Maviş yine erkenden uyanmış. Su sıcacıkmış, güneş ışıkları denizin yüzeyinden aşağı doğru altın çizgiler gibi iniyormuş. İçinden öyle büyük bir sevinç geçmiş ki kendi etrafında üç tur dönmüş.
— "Günaydın güzel deniz, günaydın mercanlar, günaydın kabarcıklar" demiş.
Yakındaki bir kayanın altından çıkan Kamil gözlerini kırpıştırmış.
— "Daha sabahın ilk ışığı, sen çoktan şarkıya başladın Maviş" demiş.
Maviş gülümsemiş.
— "Çünkü bugün de yüzebiliyorum, arkadaşlarımı görebiliyorum ve deniz mis gibi kokuyor"
Kamil yan yan yürüyerek yaklaşmış.
— "Denizin koktuğunu nasıl anlıyorsun, onu hâlâ çözemedim"
— "Kalbimle anlıyorum" demiş Maviş neşeyle.
Tam o sırada uzaktan Nermin gelmiş. Yavaş yavaş yüzüyor ama her zamanki gibi sakin ve güven verici görünüyormuş.
— "Sizi uzaktan duydum" demiş Nermin. — "Maviş yine sabah sevincini dağıtıyor galiba"
— "Evet" demiş Kamil. — "Hem de bol kepçe"
Maviş bir anda durmuş. Aklına parlak bir fikir gelmiş.
— "Bugün mutlu olmanın sırrını bulacağız" demiş.
Sevim de sekiz kolunu birden sallayarak kayaların ardından çıkmış.
— "Sır mı var? Ben sırları çok severim"
Duru ve diğer sardalyalar da ışıl ışıl bir çizgi gibi yanlarına gelmişler.
— "Ne oluyor, ne oynuyoruz" diye sormuş Duru.
Maviş kuyruğunu sallamış.
— "Oyun değil, keşif. Ben neden bu kadar mutlu olduğumu biliyorum sanıyordum. Ama şimdi bunu arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum. Gelin, denizdeki herkese mutluluk toplayalım"
Kamil kaşlarını kaldırmış.
— "Mutluluk toplanır mı"
— "Bence toplanır" demiş Sevim. — "Mesela ben yeni bir taş bulunca çok mutlu oluyorum"
— "Ben de güneşte ısınınca" demiş Nermin.
— "Ben de sürüyle birlikte aynı anda dönünce" demiş Duru.
Maviş gülmüş.
— "İşte başlayalım. Herkes denizde kendisini en çok mutlu eden şeyi bulsun. Sonra büyük kayanın önünde buluşalım"
Böylece arkadaşlar dört bir yana dağılmış. Maviş önce inci beyazı kumların olduğu sığ tarafa gitmiş. Orada iki küçük denizatı birbirine kuyruğunu dolamış, dönüp durarak oyun oynuyormuş. Maviş onları görünce içi ısınmış.
— "Siz ne yapıyorsunuz" diye sormuş.
Denizatlarından biri sevinçle zıplamış.
— "Biz dönmece oynuyoruz"
Öteki de gülmüş.
— "Kim daha çok gülerse o kazanıyor ama ikimiz de sürekli gülüyoruz"
Maviş kahkahaya benzer minik kabarcıklar çıkarmış.
— "Demek mutluluğun bir parçası birlikte oynamakmış" demiş kendi kendine.
Sonra biraz ileride yaşlı bir istiridyenin kabuğunu yavaşça açtığını görmüş. İçinde küçücük parlak bir inci varmış. İstiridye, inciye bakarken öyle huzurlu görünüyormuş ki Maviş dayanamayıp sormuş.
— "Seni mutlu eden şey nedir"
İstiridye yumuşak bir sesle cevap vermiş.
— "Sabır. Beklersin, büyütürsün, korursun. Sonra bir gün içinde parlayan güzelliği görürsün"
Maviş bunu da kalbine not etmiş.
Biraz sonra büyük kayanın önünde herkes yeniden buluşmuş. Herkesin gözleri pırıl pırılmış.
— "Ben buldum" diye bağırmış Duru. — "Birlikte hareket etmek beni çok mutlu ediyor. Tek başıma yüzmek güzel ama arkadaşlarla yan yana gidince deniz daha parlak oluyor"
— "Ben de buldum" demiş Sevim. — "Yeni şeyler öğrenmek. Az önce bir deniz yıldızıyla konuştum. Meğer her kolunu ayrı ayrı hareket ettirebiliyormuş. Buna çok şaşırdım ve çok sevindim"
Nermin gülümsemiş.
— "Benimki huzur. Sessizce yüzmek, sonra bir dostun yanına gelmek. Acelem olmayınca kalbim rahatlıyor"
Kamil de kıskaçlarını havaya kaldırmış.
— "Benimki yardım etmek. Az önce küçük bir salyangozun kabuğuna kum dolmuştu, temizledim. O kadar sevindi ki ben de sevindim"
Maviş hepsini dikkatle dinlemiş. Sonra biraz düşünmüş. Deniz üstünden süzülen ışıklar hepsinin üzerine ince altın çizgiler bırakıyormuş.
— "Sanırım mutluluk tek bir şey değil" demiş. — "Bir oyun kadar hafif, bir dostluk kadar sıcak, bir yardım kadar tatlı, bir sabır kadar parlak"
Sevim başını sallamış.
— "Bu çok güzel bir söz oldu"
Kamil de gülmüş.
— "Evet ama biraz da açım"
Herkes bir anda gülmeye başlamış. Gülüşler suyun içinde küçük çan sesleri gibi yayılmış.
Tam o sırada uzaktan yaşlı bir balık görünmüş. Adı Hüseyin Ustaymış. Koydaki en deneyimli balıklardan biriymiş. Ağır ağır yaklaşmış ve çocuk balıklara bakmış.
— "Sizin sesiniz bütün koya yayıldı. Burada ne konuşuluyor bakalım"
Maviş saygıyla öne çıkmış.
— "Mutluluğun ne olduğunu bulmaya çalışıyoruz"
Hüseyin Usta gülümsemiş.
— "Peki bulabildiniz mi"
Duru hemen atılmış.
— "Birlikte yüzmek"
Sevim kollarını açmış.
— "Yeni şeyler öğrenmek"
Kamil kıskacını kaldırmış.
— "Yardım etmek"
Nermin sakin sesiyle eklemiş.
— "Huzur"
Maviş de son sözü söylemiş.
— "Bence mutluluk bunların hepsinin kalpte buluşması"
Hüseyin Usta’nın gözleri parlamış.
— "Aferin size. Denizde en güzel hazinenin inci olduğunu sanırlar. Oysa en güzel hazine, birbirine iyi gelen kalplerdir"
Bu söz herkesin hoşuna gitmiş. Maviş’in içi sevinçle dolmuş. O anda bir şey yapmak istemiş.
— "O zaman bugün Mutlu Deniz Günü olsun" demiş.
— "Nasıl yani" diye sormuş Kamil.
— "Herkes bugün birine sevineceği bir şey versin. Kimi güzel bir söz söylesin, kimi oyun daveti yapsın, kimi yardım etsin"
Duru heyecanla dönmüş.
— "Ben sürüme yeni bir dönüş oyunu öğreteceğim"
Sevim sekiz kolunu birden açmış.
— "Ben minik deniz canlılarına kabarcıktan taç yapacağım"
Kamil neşeyle sıçramış.
— "Ben taşların arasını temizleyeceğim"
Nermin gözlerini yumuşacık kapatmış.
— "Ben de küçükleri sırtımda gezdireceğim"
Maviş ise derin bir nefes almış. Sonra suyun içinde hızla dönerek sayısız minik kabarcık çıkarmış. Kabarcıklar yukarı yükselirken güneş ışığı onlara vurmuş, sanki gökyüzünden parlak boncuklar yağıyormuş gibi görünmüş. Koydaki herkes dönüp bakmış.
— "Bu kabarcıklar kim için" diye sormuş küçük bir deniz yıldızı.
— "Bugün gülümseyen herkes için" demiş Maviş.
Gün boyunca koy neşeyle dolmuş. Küçük balıklar oyun oynamış, yengeçler yarışmış, denizatları dönmüş, deniz yosunları bile sanki daha mutlu sallanmış. Akşam yaklaşırken gökyüzünün kızıllığı suyun üstüne vurmuş. Deniz sanki pembe ve altın renkli bir battaniyeye dönüşmüş.
Maviş ve arkadaşları büyük kayanın önünde yeniden toplanmışlar. Yorulmuşlar ama içleri sıcacıkmış.
— "Bugün çok güzeldi" demiş Duru.
— "Evet" demiş Sevim. — "Sanki deniz biraz daha gülümsedi"
Nermin başını hafifçe eğmiş.
— "Bence bunun sebebi sizsiniz"
Kamil de bu kez ciddi bir sesle konuşmuş.
— "Maviş, sen olmasaydın böyle bir gün yaşamazdık"
Maviş biraz utanmış, biraz sevinmiş.
— "Ben tek başıma yapmadım. Mutluluk paylaşıldıkça büyüdü"
Hüseyin Usta uzaktan onlara bakıp başını sallamış.
— "İşte gerçek mutluluk budur"
O gece Maviş mercanların arasındaki yuvasına döndüğünde deniz çok sakindi. Su yumuşacık salınıyor, uzaktan gelen kabarcık sesleri ninni gibi duyuluyordu. Gözlerini kapatmadan önce usulca fısıldamış.
— "Yarın da mutlu olacağım. Ama en güzeli, başkalarını da mutlu etmeye çalışacağım"
Deniz sanki onu duymuş gibi hafifçe parlamış. Ve küçük Maviş, gülümseyerek uykuya dalmış. Çünkü o artık biliyormuş ki mutluluk, sadece neşeli olmak değilmiş. Mutluluk; paylaşmak, dinlemek, arkadaşlarına iyi gelmek ve her yeni güne sevinçle bakmakmış. İşte bu yüzden koydaki herkes ona hep aynı adla seslenirmiş: Mutlu Balık.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın