Ambulans Hikayesi

Pelin Kaya 17.12.2025 87 Okunma Sayısı Uzun Hikayeler 0 Yorum
Ambulans Hikayesi
Sesli Masal

Mahallenin en sessiz sokağında, eski çınar ağacının hemen yanında küçük bir ambulans istasyonu vardı. Çocuklar için burası biraz gizemli, biraz da merak uyandırıcıydı. Kapısında duran beyaz ambulans, güneşte parladığında sanki göz kırpar gibi görünürdü. Mahallede yaşayan herkes o ambulansı tanırdı ama en çok da Emir tanırdı.

Emir yedi yaşındaydı. Okula gitmeden önce her sabah pencerenin önüne geçer, ambulans yerinde mi diye bakardı. Eğer ambulans oradaysa içi rahat ederdi. Eğer yoksa kalbi biraz hızlı atardı. Çünkü Emir için ambulans sadece bir araç değil, yardımın kendisiydi.

O sabah Emir yine pencerenin önündeydi.

— Anne, ambulans bugün de yerinde!
— Evet oğlum, demek ki herkes şimdilik iyi, dedi annesi gülümseyerek.

Emir çantasını kaptığı gibi dışarı çıktı. Okula giderken yolunu biraz uzatır, istasyonun önünden geçerdi. Kapı açıktı. İçeride mavi üniformalı biri çay içiyordu. Bu kişi Paramedik Ayşe’ydi.

— Günaydın Ayşe Abla!
— Günaydın Emir! Bugün nasılsın bakalım?
— İyiyim! Ambulansın ışıkları neden kırmızı ve mavi?

Ayşe Abla çayını bıraktı, diz çöküp Emir’le göz hizasına geldi.

— Kırmızı, aceleyi anlatır. Mavi ise güveni. İkisi birlikte olunca herkes bilir ki yardım geliyor.

Emir bunu çok sevmişti. Okula koşarak gitti ve gün boyu aklında ambulanslar vardı.

O gün okuldan dönerken mahallede bir kalabalık gördü. İnsanlar telaşlıydı. Ambulans istasyonunun önü hareketlenmişti. Siren sesi yoktu ama kapılar hızla açılıyordu. Emir’in kalbi hızlandı.

— Anne! Bir şey mi oldu?
— Sakin ol oğlum, bakalım ne olmuş.

Yaşlı komşuları Hasan Dede, bankta oturuyordu ama yüzü bembeyazdı. Nefes almakta zorlanıyordu. Ayşe Abla ve şoför Mehmet Abi hemen yanındaydı.

— Hasan Amca, beni duyuyor musunuz?
— Duyuyorum kızım… biraz başım dönüyor…

Emir olduğu yerde kalakaldı. İlk kez ambulansın gerçekten işe yaradığını görüyordu. Ama korkutucu değildi. Aksine, düzenli ve sakindi.

— Emir, biraz geri durur musun canım? dedi Ayşe Abla.
— Tamam… ama iyi olacak değil mi?
— Elimizden geleni yapıyoruz. Bu en önemli şey.

Hasan Dede sedyeye alındı. Ambulansın kapısı kapandı. Sirenler çalmaya başladı. Kırmızı ve mavi ışıklar sokakta dans ederken Emir gözlerini ayıramadı.

— Güle güle Hasan Dede! diye fısıldadı.

O gece Emir uyuyamadı. Sürekli ambulansı düşündü. İçindeki insanları, ışıkları, sesleri… Bir de Ayşe Abla’nın sakin sesini.

Ertesi gün okulda öğretmeni Zeynep Öğretmen bir soru sordu.

— Büyüyünce ne olmak istiyorsunuz?

Sınıfta sesler yükseldi.

— Doktor!
— Öğretmen!
— Astronot!

Emir elini kaldırdı.

— Ben ambulansçı olmak istiyorum.

Sınıf sessizleşti.

— Neden Emir?
— Çünkü ambulans gelince insanlar korkmuyor. Yardım geldiğini anlıyorlar.

Zeynep Öğretmen gülümsedi.

— Çok güzel bir düşünce bu.

O hafta mahalleye güzel bir haber geldi. Hasan Dede iyileşmişti. Ambulansla hastaneye yetiştirilmiş, zamanında müdahale edilmişti. Akşamüstü bastonuyla sokağa çıktı. Emir onu görünce koştu.

— Hasan Dede! İyisin!
— İyiyim evladım. O ambulans var ya… beni hayata bağladı.

Emir’in gözleri doldu.

— Ben de bir gün ambulansçı olacağım.

Hasan Dede başını salladı.

— O zaman seninle gurur duyarız.

Bir pazar günü istasyonda küçük bir sürpriz vardı. Ayşe Abla çocukları çağırmıştı. Emir, arkadaşı Mert ve Elif heyecanla geldiler.

— Bugün size ambulansı tanıtacağım, dedi Ayşe Abla.

Kapılar açıldı. İçerisi tertemizdi. Küçük dolaplar, cihazlar, sedye…

— Bu ne? diye sordu Elif.
— Bu kalp atışını ölçer, dedi Ayşe Abla.
— Ya bu?
— Oksijen tüpü.

Emir her şeyi dikkatle dinliyordu.

— Peki korkmuyor musunuz? diye sordu Mert.
— Bazen korkarız. Ama korkuya rağmen yardım etmek cesurca bir iştir.

Emir bunu unutmadı.

Bir akşamüstü aniden yağmur bastırdı. Sokaklar ıslandı. Emir camdan dışarı bakıyordu ki uzaktan bir çocuk ağlama sesi duydu. Ses park tarafından geliyordu. Emir montunu kaptı, annesine haber verip koştu.

Parkta küçük bir çocuk yere düşmüş, dizini kanatmıştı. Yanında kimse yoktu.

— Korkma, ben buradayım, dedi Emir.
— Canım acıyor…
— Ambulansı arayalım.

Emir hemen öğrendiği gibi acil numarayı çevirdi. Sakin olmaya çalıştı.

— Merhaba, parkta yaralanan bir çocuk var.

Kısa süre sonra siren sesi duyuldu. Ambulans geldi. Ayşe Abla indi.

— Emir? Sen mi aradın?
— Evet. Ne yapacağımı hatırladım.

Ayşe Abla çocuğu kontrol etti.

— Harika iş çıkardın.

O an Emir’in içi sıcacık oldu.

Yıllar geçti. Emir büyüdü. Artık okul çantasını değil, mavi bir üniformayı giyiyordu. Aynı istasyondaydı. Aynı ambulans ama biraz daha yeni haliyle.

Bir sabah kapıdan küçük bir çocuk seslendi.

— Abi, ambulansın ışıkları neden kırmızı ve mavi?

Emir gülümsedi, diz çöktü.

— Kırmızı aceleyi anlatır. Mavi güveni. İkisi birlikte olunca herkes bilir ki yardım geliyor.

Ambulansın ışıkları yanıp sönerken sokak yine aynıydı. Ama artık direksiyon başında Emir vardı.
Ve bir yerlerde bir çocuk, o ışıklara bakıp içini rahatlatıyordu.

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın