Kaptan Tsubasa Hikayesi

Pelin Kaya 16.12.2025 394 Okunma Sayısı Uzun Hikayeler 0 Yorum
Kaptan Tsubasa Hikayesi
Sesli Masal

Güneş, Nankatsu’nun eski ama gururlu futbol sahasının üzerine yavaşça yükselirken çimler sabah çiyiyle parlıyordu. Tribünler boştu ama saha, sanki birazdan büyük bir maç oynanacakmış gibi heyecanlıydı. Rüzgâr hafifçe eserken kale direkleri ince bir ses çıkarıyor, sanki yaklaşan bir hikâyenin fısıltısını taşıyordu.

Sahanın ortasında, topu ayağının altına almış bir çocuk duruyordu. Tsubasa Ozora… Gözleri her zamanki gibi sahaya kilitliydi. Onun için futbol sadece bir oyun değil, kalbiyle konuştuğu bir dildi.

— Top bugün de çok sessiz… dedi kendi kendine. — Ama birazdan konuşmaya başlar.

O sırada sahanın kenarından tanıdık bir ses yükseldi.

— Yine erkencisin Tsubasa!

Bu ses, Wakabayashi Genzo’ya aitti. Kollarını göğsünde birleştirmiş, kalenin önünde dimdik duruyordu. Almanya’dan döneli bir süre olmuştu ama bakışları her zamanki kadar keskindi.

— Futbol beklemez Genzo. dedi Tsubasa gülümseyerek. — Sahaya erken çıkarsan, top sana daha çok şey anlatır.

Genzo hafifçe güldü.

— Hâlâ aynı sözler. Ama kabul etmeliyim, bu sahada en çok seninle anlam kazanıyor.

İkili konuşurken sahanın kapısı açıldı. Misaki Taro elinde top çantasıyla içeri girdi. Ardından Ishizaki, Morisaki ve diğer Nankatsu oyuncuları da birer birer sahaya doldu.

— Hey kaptan! diye bağırdı Ishizaki. — Bugün antrenman hafif mi olacak, yoksa bizi yine yerlere mi serdireceksin?

— Futbol kimseyi yere sermez. dedi Tsubasa sakin ama net bir sesle. — Bizi ayağa kaldırır.

Takım bir an sustu. Bu sözler, Tsubasa’dan duyulunca her zamankinden daha anlamlı geliyordu.

O günün antrenmanı sıradan değildi. Çünkü Nankatsu, Tokyo karmasıyla özel bir hazırlık maçına çıkacaktı. Tribünler dolacaktı. Genç oyuncular izlenecekti. Herkesin içinde farklı bir heyecan vardı.

Soyunma odasında, formalar askılara asılmıştı. Kırmızı beyaz renkler odanın duvarlarına canlılık katıyordu. Misaki, Tsubasa’nın yanına yaklaştı.

— Uzun zamandır birlikte böyle bir maça çıkmamıştık. dedi. — Sahada yeniden yan yana olmak güzel olacak.

— Paslarımızı özledim Taro. diye karşılık verdi Tsubasa. — Top aramızda dolaşırken zaman duruyormuş gibi hissediyorum.

Maç saati yaklaştıkça tribünlerden sesler yükselmeye başladı. Çocuklar bayraklar sallıyor, aileler heyecanla sahaya bakıyordu. Anons yapıldı ve oyuncular sahaya çıktı.

Karşı takım güçlüydü. Orta sahalarında hızlı oyuncular, forvette ise sert bir golcü vardı. Maçın ilk dakikaları dengeli geçti. Top bir o kaleye bir bu kaleye gidiyor, her pas tribünlerde küçük dalgalanmalar yaratıyordu.

Dakikalar ilerlerken Tokyo karması baskıyı artırdı. Sert bir şut kaleye yöneldi.

— Ben varım! diye bağırdı Genzo ve topu tek hamlede kontrol etti.

Tribünler alkışla doldu.

— Güzel kurtarış Genzo! diye seslendi Ishizaki.

Genzo topu oyuna hızlı soktu. Top, Misaki’ye geldi. Misaki bir an durdu, Tsubasa’ya baktı.

— Hazır mısın? diye seslendi.

— Her zaman. diye karşılık verdi Tsubasa.

İkili, yıllardır çalıştıkları o uyumu yeniden sahaya yansıttı. Kısa paslar, hızlı yön değişimleri… Rakip savunma bir an afalladı. Tsubasa ceza sahasına girdi, vuracak gibiydi ama son anda pas verdi.

— Şimdi! diye bağırdı.

Misaki’nin vuruşu direğe çarptı ve auta çıktı. Tribünlerden bir “ah” sesi yükseldi.

Misaki başını öne eğdi.

— Kaçırdım…

Tsubasa yanına geldi, omzuna dokundu.

— Hayır. dedi sakin bir sesle. — Sadece gol biraz daha beklemek istiyor.

İkinci yarı başladığında hava biraz daha serinlemişti. Güneş yavaşça eğiliyor, gölgeler uzuyordu. Maçın temposu artmıştı. Her iki takım da gol arıyordu.

Rakip takım bir kontra atakla öne geçti. Tribünler sessizleşti. Nankatsu oyuncularının yüzlerinde hayal kırıklığı vardı.

Saha kenarında teknik direktör ayağa kalktı.

— Başlarınızı kaldırın! diye seslendi. — Bu oyun bitmedi!

Tsubasa topu orta sahaya koyarken derin bir nefes aldı.

— Bu sahada pes etmek yok. dedi takım arkadaşlarına. — Hep birlikte oynarsak, her şey mümkün.

Maç yeniden başladı. Tsubasa topu aldı, rakiplerini tek tek geçti. Ayakları sanki çimlere değil, rüzgâra basıyordu. Tribünlerden adı yankılandı.

— Tsubasa! Tsubasa!

Ceza sahası önünde durdu. Vurmak yerine bir an bekledi. Sonra topu havalandırdı.

— Misaki!

Misaki havada topu kontrol etti, arkasından gelen Ishizaki’ye bıraktı.

— Ben mi? diye bağırdı Ishizaki şaşkınlıkla.

— Sen! diye karşılık verdi Tsubasa.

Ishizaki gözlerini kapatır gibi oldu ve vurdu. Top ağlarla buluştu. Skor eşitlenmişti.

Tribünler adeta patladı. Ishizaki sevinçten ne yapacağını bilemedi.

— Gol attım! Gerçekten gol attım!

Tsubasa gülümseyerek yanına koştu.

— Bu senin emeğin. dedi. — Futbol herkese kendini gösterme şansı verir.

Maçın son dakikalarıydı. Herkes yorgundu ama gözlerde hâlâ bir ışık vardı. Rakip takım son bir atak yaptı. Sert bir şut daha geldi.

— Bu geçmez! diye bağırdı Genzo ve topu kornere çeldi.

Son köşe vuruşu kullanıldı. Top ceza sahasına indi. Bir kafa vuruşu… Ama top auta çıktı. Hakem düdüğü çaldı. Maç bitmişti.

Skor 1-1’di ama sahadaki herkes bunun sadece bir skor olmadığını biliyordu.

Oyuncular orta sahada toplandı. Rakipler birbirini tebrik etti. Tribünlerden alkışlar uzun süre dinmedi.

Soyunma odasında sessiz bir mutluluk vardı. Kimse bağırmıyor, kimse üzgün değildi. Herkes yaşadıklarını düşünüyordu.

Misaki konuştu.

— Bugün sahada sadece futbol oynamadık. dedi. — Birbirimize güvendik.

Genzo başını salladı.

— Ve bu güven, kaleden forvete kadar hissedildi.

Tsubasa ayağa kalktı. Herkes ona baktı.

— Futbol… dedi yavaşça. — Bizi bir arada tutan bir bağ. Kazansak da kaybetsek de, sahada bıraktığımız duygular bizimle kalır.

Takım arkadaşları gülümsedi. Dışarıda güneş batıyordu. Saha sessizleşmişti ama o gün orada yaşananlar, uzun süre herkesin içinde yaşayacaktı.

Tsubasa sahaya son bir kez baktı.

— Yarın yine gelirim. dedi kendi kendine. — Çünkü futbol, her gün yeniden anlatılan bir hikâye.

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın