Aslan Yavrusu Hikayesi
Uçsuz bucaksız bir ormanda, sabah ışıkları yapraklara altın dokunuşlar bırakırken, küçük bir aslan yavrusu yaşarmış. Adı Lumo değilmiş bu kez, ama herkes ona “Işıltı” dermiş çünkü gözleri sürekli bir şeyleri merak eden sıcak bir ışıkla parıldarmış. Işıltı büyüdükçe dünya da büyüyor gibi hissedermiş; fakat içini çok kurcalayan bir soru varmış: “Kime güvenmeliyim? Kimin peşinden gidersem doğru yolu bulurum?”
Bir sabah ormanın gölge tarafında, kürkü turuncu alevler gibi dalgalanan bir tilki belirivermiş. Tilkinin adı Zarp değil, fakat onun gibi sinsice gülümseyen bir hayvan daha var mıymış? Adı Raga imiş ve gözlerinde karanlık bir parıltı taşıyormuş.
Raga, Işıltı’ya yaklaşmış ve fısıltıya benzeyen bir sesle konuşmuş:
— Küçük aslan, gerçek özgürlük istiyorsan benimle gel. Ormanın kimsenin uğramadığı bölgesini biliyorum. Orada hiçbir kural yok. Ne istersen yaparsın.
Işıltı’nın kalbi önce bir adım geri çekilmiş gibi olmuş.
— Babam o tarafta tehlikeler olduğunu söylemişti… demiş tedirgin bir sesle.
Raga dudaklarını büküp küçümseyen bir kahkaha çıkarmış:
— Demek uyarılarla yaşayan bir yavrusun. Cesaret dediğin yasakları çiğnemektir.
Tam o anda, ağaçların arasından zarif adımlarla bir ceylan çıkmış. Adı Mira'ymış masaldaki gibi değil, fakat ona benzeyen bir iyilik ışığı taşıyormuş. Bu ceylanın adı Lina imiş.
Lina yumuşak ama güven veren bir sesle konuşmuş:
— Işıltı, onun gittiği yer karanlık. Eğer gerçekten güçlenmek istiyorsan, benimle gel. Bugün ormanın en yüksek noktasına çıkacağım. Güneş doğarken orayı ilk biz göreceğiz. Hem yol boyunca sana güvenli geçitleri gösterebilirim.
Işıltı’nın gözleri büyümüş:
— Güneşi en tepeden mi göreceğiz? Bütün ormanı da?
Lina başıyla onaylamış:
— Evet. Çünkü iyi bir yol arkadaşı seni korkuya değil, ferahlığa götürür.
Raga kuyruğunu sertçe yere vurmuş:
— Sıkıcı bir geziye kanma! Eğlence istiyorsan benimle gel. Tehlike olmadan hayat renkli olmaz!
Lina sakince karşılık vermiş:
— Tehlike kısa süreli heyecan verir. Sonunda kalbinde ağırlık bırakır. Güzel yol bazen yokuştur ama sonunda huzur getirir.
Işıltı bir süre iki ses arasında sıkışıp kalmış. Raga’nın sözleri kulağında yankılanırken, Lina’nın gözlerinde temiz, sıcak bir ışık varmış. Derin bir nefes almış ve kendi içini dinlemiş. Sonunda kalbinden yükselen sese güvenmiş:
— Ben aydınlığı seçiyorum. Lina, seninle geleceğim.
Raga sinirle homurdanmış, karanlığın arasına karışmış.
Lina ise sevinçle başını sallamış:
— Harika bir seçim yaptın. Gerçek cesaret budur. Hadi, birlikte yürüyelim.
İkisi ormanın içinden ilerlemeye başlamış. Kimi zaman dar patikalar çıkmış karşılarına, kimi zaman dikenli çalılar. Ama Lina her seferinde dikkatle yol göstermiş:
— Bu yaşlı ağaçların arası kısa yol, ama çukurlar tehlikeli. Şu geniş patikadan gidersek daha uzun sürer fakat güvenlidir.
Işıltı bu sözlerden çok şey öğrenmiş. Gerçek güç koşmak değil, doğru yerde yavaşlayabilmekmiş.
Uzun yürüyüşten sonra tepeye ulaşmışlar. Güneş bulutların arasından doğduğunda tüm orman altın rengine bürünmüş. Kuşlar sanki yeni bir gün için alkış tutuyormuş. Ağaçların tepeleri ışık oyunlarıyla parıldıyormuş.
Lina sessizce söylemiş:
— Gördün mü? İyi yolun hediyesi budur. Gözlerinle gördüğün güzellik ve içini hafifleten huzur.
Işıltı derin bir nefes almış:
— Bugün öğrendim. Beni çağıran kötü arkadaş tehlikeli ama kolay bir yol sundu. Sen ise zor ama parlak bir yol sundun. Demek ki güçlü olmak pençeden değil, yanındaki dosttan geliyormuş.
Lina gülümsemiş:
— Unutma: Kiminle yürürsen, yolun oraya çıkar. Bir gün büyüdüğünde sen de bunu anlat.
Ve o anda gökyüzünde kızıl bir ışık belirivermiş. Üç tane parlak elma süzülerek toprağa düşmüş:
Biri doğru yolu seçen Işıltı’nın cesaretine,
biri Lina’nın tertemiz kalbine,
biri de bu masalı okuyup içindeki ışığa güvenen herkese.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın