Baykuş Krallığı Hikayesi
Bir zamanlar, uzak bir kasabanın kenarında devasa ağaçlarla çevrili, gündüzleri sıradan sanılan ama geceleri bambaşka bir ruha bürünen gizemli bir orman varmış. Güneş battığı anda ağaçlar arasında saklanan canlılar uyanır, gölgelerin içinden kuş sesleri yükselirmiş. İnsanlar buraya “Gece Bahçesi” dermiş, çünkü gecenin gerçek yüzü burada görünürmüş.
Bu kasabada yaşayan küçük bir çocuk varmış: Kerem. Kerem, karanlıktan ürkse de içini kemiren merakı yüzünden geceleri penceresini hiç kapatmazmış. Yine de yıldızlara bakmak yerine odasındaki lambayı seyrederek avunurmuş.
Bir gece, ev aniden sessizleşmiş. Elektrikler kesilmiş, ortalık simsiyah olmuş.
— Anne, ışıklar gitti! diye seslenmiş Kerem endişeyle.
Annesi sakin bir tonda:
— Karanlık kötü bir şey değil. Belki bu, gökyüzünü görmen için güzel bir şans, demiş.
Kerem camdan baktığında ilk kez gökyüzünü pırıl pırıl görmüş. Tam o anda, ormandan yumuşak ve davetkar bir "huhuu" sesi duyulmuş. Bu ses çocukcağızın kalbine gizli bir cesaret bırakmış.
Balkona çıkmış, titreyen bir sesle:
— Kim var orada? diye fısıldamış.
Karşıdaki ağacın dalına bembeyaz, gözleri altın gibi parlayan bir baykuş konmuş.
— İyi geceler Kerem, demiş. Ben Yolcu Baykuş’um. Seni Gece Bahçesi’nin kalbine götürmeye geldim.
Kerem şaşkın:
— Benim adımı nereden biliyorsun?
Baykuş kanatlarını hafifçe sallamış:
— Çünkü içinden “Keşke bu kadar korkmasaydım” dedin. Gece, bu dileği duydu.
Kerem tuhaf bir hafiflik hissedip kendini baykuşla birlikte havalanırken bulmuş. Uçuşları bitince gökyüzünün ortasında, dev bir ağacın tepesine yerleşmiş kristal bir saray görmüş.
Sarayın girişinde yüzlerce baykuş sıralanmış. İçlerinden biri, zarif bir adımla öne çıkmış. Mor tüyleri ve başında küçük bir taç varmış.
— Hoşgeldin Kerem, demiş. Ben Baykuş Kraliçesi Mira. Bu gecenin konuğu sensin.
Kerem kafasını eğmiş:
— Ben karanlıktan korkuyorum. Neden buradayım?
Kraliçe Mira, göğe doğru kanatlarını açmış:
— Çocuklar karanlığı dinlemeyi bıraktığından beri yıldızların ışığı sönmeye başladı. Işığa, sese ve hikâyeye ihtiyaçları var. Geceyi koruyabilmemiz için bir insana, bir “Gece Dostu”na ihtiyacımız var.
Kerem şaşkın ama hevesli:
— Ben ne yapabilirim ki?
— Geceye bir masal anlatacaksın, demiş Kraliçe. Bu kadar basit.
Sarayın en yüksek kulesine çıktıklarında, tamamen camdan yapılmış, içi altın ışıklı kumlarla dolu dev bir kum saati görmüş.
— Bu, Gece Işığı Saati. Kumlar biterse yıldızlar uyur. Masalın, kumları canlı tutacak.
Kerem paniğe kapılmış:
— Ama ben masal anlatamam!
Etrafları bir anda yüzlerce minik baykuşla çevrilmiş. Hepsi sessiz, hepsi dikkatle Kerem’e bakıyormuş.
İçlerinden biri fısıldamış:
— Kalbinden geleni söylemen yeter.
Kerem derin bir nefes almış, geceye bakarak anlatmaya başlamış:
— Bir zamanlar karanlıktan korkan ama dostlarını çok seven bir çocuk varmış…
Her kelimesiyle kumların akışı yavaşlamış, hatta bazıları yukarı doğru tırmanmış.
Kraliçe Mira yumuşak bir sesle:
— Devam et Kerem. Gece seni dinliyor.
Kerem masalını cesaretle bitirmiş:
— Sonunda çocuk anlamış ki karanlık, korkutmak için değil; gökyüzünü, rüzgarı ve dostlarını görmek içindir. Bu yüzden her gece ışığı kapatıp gökyüzüne “İyi geceler” dermiş.
Son cümleyle birlikte kumların tamamı ışığa dönüşüp gökyüzüne doğru fırlamış. Bir anda tüm yıldızlar daha parlak görünmeye başlamış.
Kraliçe Mira gururla:
— Artık sen de Gece Bahçesi’nin dostusun, Kerem.
Çocuk gözlerini açtığında yine balkonundaymış. Elektrik yokmuş, ama gece hiçbir zaman olmadığı kadar aydınlık görünüyormuş. Uzaklardan tanıdık bir “huhuu” sesi gelmiş.
Kerem gülümseyerek fısıldamış:
— İyi geceler Baykuş Kraliçesi… İyi geceler gece dostları.
Lambayı açmadan yatağına kıvrılmış. Bu kez karanlık ürkütmüyordu, aksine güven veriyordu. Rüyasında, başka çocuklara gecenin gizli güzelliklerini anlatırken bulmuş kendini.
Ve böylece, Gece Bahçesi Masalı kalbinde merak taşıyan her çocuğun hikâyesine karışmış.
Geceden üç narin tüy dökülmüş:
— Birincisi, karanlıktan korksa bile gökyüzüne bakmayı deneyenlere,
— İkincisi, içten teşekkür edebilenlere,
— Üçüncüsü de gecenin gizli masalını saklayanlara.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın