Beyblade Hikayesi
Kasabanın en eski spor salonu sabah güneşiyle birlikte uyanıyordu. Ahşap zemine düşen ışık çizgileri, sanki yıllardır yapılan mücadelelerin izini taşıyordu. Duvarlarda eski turnuvalardan kalma afişler vardı; yıpranmış ama gururlu. Ortada ise metal bir Beyblade arenası duruyordu. Sessizdi. Ta ki kapı sertçe açılana kadar.
— “Herkes hazır mı? Bugün Dragoon’un gücünü hissedeceğiz!”
Tyson’ın sesi salonda yankılandı. Elinde Beyblade’iyle içeri daldığında yüzünde her zamanki o heyecanlı gülümseme vardı. Ardından Max, Ray ve Kai içeri girdiler. Kai her zamanki gibi sessizdi ama gözleri kararlıydı. Ray saygılı bir duruşla etrafı süzerken, Max her zamanki neşesiyle Tyson’a baktı.
— “Tyson, sabah sabah yine çok bağırıyorsun,” dedi Max gülerek.
— “Bağırıyorum çünkü bugün önemli!” diye karşılık verdi Tyson. “Büyük turnuva yaklaşıyor. Hepimiz hazır olmalıyız.”
Kai yavaşça arenaya yaklaştı. Dranzer’i cebinden çıkardı, metalinin ışıkla parlayışını izledi.
— “Hazır olmak sadece bağırmakla olmaz,” dedi soğuk ama net bir sesle. “Disiplin gerekir.”
Tyson bir an durdu, sonra gülümsedi.
— “Biliyorum Kai, ama kalbinle oynamazsan Beyblade seni dinlemez.”
Bu söz salonda kısa bir sessizlik yarattı. Ray başını salladı.
— “İkiniz de haklısınız,” dedi. “Beyblade hem kalp ister hem denge.”
Tam o sırada kapı tekrar açıldı. İçeri yaşlı bir adam girdi. Uzun sakalı, yavaş adımları ve sakin bakışları vardı. Bu, kasabanın eski ustasıydı. Yıllar önce efsanevi bladerlar yetiştirmişti.
— “Gençler,” dedi yumuşak bir sesle. “Bugün size bir şey anlatacağım.”
Hepsi dikkat kesildi.
— “Beyblade sadece kazanmak değildir,” diye devam etti usta. “Beyblade, kaybettiğinde ayağa kalkabilmektir.”
Tyson kaşlarını çattı.
— “Kaybetmek mi?”
— “Evet,” dedi usta. “Çünkü yakında öyle bir rakiple karşılaşacaksınız ki, gücünüz değil, kalbiniz sınanacak.”
O gün antrenmanlar normalden daha sert geçti. Tyson Dragoon’la defalarca arenaya girdi. Her dönüşte Beyblade’i biraz daha hızlandı, biraz daha vahşileşti. Kai ise sessizce Dranzer’le kusursuz hamleler yapıyordu. Max Draciel’in savunmasını test ederken, Ray Driger’in zarif ama ölümcül dönüşlerini çalışıyordu.
Akşam olduğunda salon sessizleşti. Tyson yalnız kaldı. Arenanın ortasına oturdu, Dragoon’u eline aldı.
— “Beni hiç yarı yolda bırakmadın,” diye fısıldadı. “Ama ya ben seni yarı yolda bırakıyorsam?”
İçinde bir korku vardı. Kazanamazsa? Takımını hayal kırıklığına uğratırsa?
Ertesi gün turnuva alanı doluydu. Çocuklar, aileler, eski bladerlar… Herkes nefesini tutmuştu. Rakip takım sahaya çıktığında ortam gerildi. Liderleri soğukkanlıydı, gözlerinde kibir vardı.
— “Siz efsane takım mısınız?” dedi alaycı bir sesle. “Bugün o efsaneyi bitireceğiz.”
Tyson öne çıktı.
— “Efsaneler bitmez,” dedi. “Sadece yeniden doğar.”
İlk maç Max’indir. Draciel arenaya düştüğünde savunması sarsılmazdı. Ama rakip çok güçlüydü. Bir an geldi, Draciel sendeledi.
— “Max, odaklan!” diye bağırdı Tyson.
— “Biliyorum!” diye karşılık verdi Max. “Vazgeçmeyeceğim!”
Draciel son anda toparlandı ve maçı aldı. Tribünler coşkuyla doldu.
Sonra Ray çıktı. Driger’in dönüşü adeta bir dans gibiydi.
— “Sessizlikte gücü bul,” diye mırıldandı Ray.
— “Driger, benimle ol.”
Zor bir maçtı ama Ray kazandı.
Sıra Kai’ye geldi. Herkes sessizdi. Dranzer arenaya düştüğünde hava değişti.
— “Bu maçı kaybetmeyeceğim,” dedi Kai. “Çünkü kaybetmek, kendime ihanet olur.”
Maçı kusursuz bir kontrolle aldı.
Son maç Tyson’ındı. Her şey ona bağlıydı. Rakip lider sırıttı.
— “Şimdi gerçek güçle tanışacaksın.”
Beyblade’ler aynı anda fırladı.
— “Hadi Dragoon!” diye haykırdı Tyson. “Uç!”
Çarpışma sertti. Dragoon savruldu. Kalbi sıkıştı Tyson’ın.
— “Ayağa kalk,” dedi kendi kendine. “Pes edemem.”
Gözlerini kapattı. Ustanın sözleri aklına geldi: Kaybettiğinde ayağa kalkabilmek.
— “Dragoon,” diye fısıldadı. “Kazanmak için değil… vazgeçmemek için dön.”
Dragoon yeniden hızlandı. Arenanın ortasında fırtına koptu. Son çarpışmada rakip Beyblade dışarı savruldu.
Sessizlik… sonra alkış.
Tyson dizlerinin üzerine çöktü. Gözleri dolmuştu.
— “Başardık,” dedi titrek bir sesle.
— “Hayır,” dedi Kai yaklaşarak. “Sen başardın.”
Max ve Ray sarıldı ona.
— “Biz bir takımız,” dedi Ray. “Bu yüzden kazandık.”
Usta uzaktan gülümsüyordu.
— “İşte Beyblade budur,” dedi. “Güç, kalple birleştiğinde.”
O gün salonun ışıkları geç söndü. Ama o arenada bir şey sonsuza dek yanmaya devam etti: Dostluk, cesaret ve asla vazgeçmeme gücü.
Ve Dragoon…
O gece daha önce hiç dönmediği kadar güçlü döndü.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın