Çizgili Zebra Hikayesi
Uzak ama güneşin her sabah altın gibi doğduğu bir diyarda, geniş otlakları ve uzun akasya ağaçlarıyla bilinen Işıkdüzü Ovası varmış. Bu ovada yaşayan hayvanların en dikkat çekeni, siyah beyaz çizgileriyle uzaktan bile fark edilen genç bir zebra varmış. Adı Çınarmış.
Çınar’ın çizgileri diğer zebralardan biraz farklıymış. Kimisi daha kalın, kimisi incecikmiş. Özellikle alnındaki kıvrımlı çizgi, onu gören herkesin dikkatini çeker, “Bu zebra bir gün farklı bir şey yapacak” dedirtirmiş.
Ama Çınar, çizgilerinin özel olduğunu düşünmezmiş. Aksine, bazen bu çizgiler yüzünden kendini yalnız hissedermiş.
Sürü halinde dolaşan zebralar genelde birbirine çok benzer, aynı anda koşar, aynı anda dururmuş. Çınar ise sık sık geride kalır, etrafı izler, kuşların seslerini dinler, rüzgârın otlarla konuşmasına kulak verirmiş.
Bir sabah annesi Zehra, Çınar’a yaklaşmış.
— Çınar, yine mi dalıp gittin? Otlar seni beklemez, haydi.
Çınar başını kaldırmış, hafifçe gülümsemiş.
— Anne, rüzgâr bana bir şey anlatıyordu. Otların neden eğilip kalktığını söylüyordu.
Zehra Zebra, oğlunun başını okşamış.
— Senin kalbin biraz daha derin, biliyorum. Ama dikkatli ol. Bu ovada hayal kurarken gözünü de açık tutman gerekir.
Çınar başını sallamış ama içinde bir sıkıntı varmış. Diğer zebralar onunla pek konuşmazmış. Özellikle yaşıtlarından Baran, Çınar’la sık sık alay edermiş.
O gün sürü su içmek için nehre doğru ilerlerken Baran yüksek sesle konuşmuş.
— Bakın bakın, Çınar yine geride! Çizgileri saymaktan yürümeyi unutmuş olmasın?
Bazı zebralar kıkırdamış. Çınar’ın kulakları kızarmış, ama hiçbir şey söylememiş.
İçinden “Keşke beni olduğum gibi anlayan biri olsa” diye geçirmiş.
Nehrin kenarında beklenmedik bir şey olmuş. Suyun karşı kıyısında, küçük bir ceylan yavrusu çamura saplanmış halde duruyormuş. Gözleri korkuyla doluymuş.
Kimse hemen fark etmemiş. Ama Çınar görmüş.
Kalbi hızla atmaya başlamış.
— Anne! Orada biri var!
Zehra Zebra bakmış ama sürü lideri Hakkı sert bir sesle konuşmuş.
— Nehir tehlikeli. Kimse ayrılmasın.
Ceylan yavrusu ince bir sesle bağırmış.
— Yardım edin! Lütfen!
O an Çınar’ın içindeki korku, yerini güçlü bir karara bırakmış. Kimse hareket etmezken, Çınar yavaşça öne çıkmış.
— Onu orada bırakamayız. Ben gideceğim.
Baran alaycı bir kahkaha atmış.
— Sen mi? Hayalperest zebra? Çamura sen de saplanırsın.
Çınar cevap vermemiş. Nehre doğru dikkatle ilerlemiş. Suyun taşlarını, akıntının hızını incelemiş. Rüzgârın yönünü hissetmiş. Uzun zamandır yaptığı gözlemler şimdi işe yarıyormuş.
Yavaş ama kararlı adımlarla karşıya geçmiş.
Ceylan yavrusuna yaklaşmış.
— Korkma. Ben buradayım. Adın ne?
— Benim adım Elif… Çıkamıyorum, ayaklarım batıyor…
Çınar derin bir nefes almış.
— Bana bak Elif. Ben geri sayacağım. Sen benim söylediklerimi yapacaksın.
Elif başını sallamış.
— Üç… iki… bir… Şimdi!
Çınar, tüm gücüyle Elif’i kendine doğru çekmiş. Çamur sıçramış, su dalgalanmış ama birkaç saniye sonra ikisi de sağlam toprağa ulaşmış.
Karşı kıyıdan sessizlik hâkimmiş.
Sonra bir ses duyulmuş.
— Başardı…
Bu Baran’ın sesiymiş.
Sürü lideri Hakkı ağır ağır yaklaşmış.
— Çınar, sen sadece cesur değilmişsin. Aynı zamanda dikkatli ve akıllıymışsın.
Zehra Zebra’nın gözleri dolmuş.
— O benim oğlum.
Elif’in annesi koşarak gelmiş.
— Kızımı kurtardın. Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum.
Çınar utangaçça gülümsemiş.
— Ben sadece doğru olanı yaptım.
O günden sonra Işıkdüzü Ovası’nda hiçbir şey eskisi gibi olmamış. Çınar artık sadece “çizgili zebra” değilmiş. O, zor anlarda düşünen, gözlemleyen ve cesaret eden zebra olarak anılmaya başlamış.
Baran bir gün yanına gelmiş.
— Çınar… O gün sana güldüm. Yanılmışım. Özür dilerim.
Çınar başını sallamış.
— Hepimiz bazen yanılırız. Önemli olan öğrenmek.
Günler geçmiş, mevsimler değişmiş. Çınar büyümüş ama içindeki merak hiç kaybolmamış. Küçük hayvanlara yolları, rüzgârı, suyun sesini anlatırmış.
Bir akşam güneş batarken, küçük zebralar etrafına toplanmış.
— Çınar abi, çizgilerin neden farklı?
Çınar gülümsemiş.
— Çünkü herkesin yolu, kalbi ve hikâyesi farklıdır. Çizgilerimiz de bunu anlatır.
Rüzgâr otları yine eğip kaldırmış. Bu kez Çınar, rüzgârın ne dediğini biliyormuş.
“Farklı olmak, cesaretin başka bir biçimidir.”
Ve Işıkdüzü Ovası’nda, siyah beyaz çizgileriyle parlayan bir zebra, çocuklara ve hayvanlara şunu fısıldamaya devam etmiş:
— Kendiniz olmaktan korkmayın!
1 Yorum
harika bir masal teşekkür
Yorum Yazın