Elsa Hikayesi: Kuzey Işıklarının Şarkısı

Pelin Kaya 01.01.2026 76 Okunma Sayısı Çocuk Hikayeleri 0 Yorum
Elsa Hikayesi: Kuzey Işıklarının Şarkısı
Sesli Masal

Arendelle’de kış, pamuk gibi sessiz yağmaya başlamıştı. HikayeAbi ile muhteşem bir masal başlıyor! Sarayın bahçesindeki heykellerin omuzlarında kar birikiyor, çatılardan sarkan buzlar ay ışığında şeker gibi parlıyordu. Elsa sabahın erken saatinde uyanmış, pencereden dışarı bakarken içini tuhaf bir kıpırtı kaplamıştı. Sanki rüzgâr bir şey fısıldıyor ama kelimeleri tamamlamıyordu.

Kapı hafifçe tıklandı. Anna, saçlarını aceleyle toplamış, yüzünde kocaman bir merakla içeri daldı.

Elsa! Uyanıksın! Harika! Çünkü… çünkü… bugün çok garip bir şey oldu! dedi Anna, nefes nefese.

Elsa gülümsedi, ama gözlerinin içindeki düşüncelilik saklanmadı.

Günaydın Anna. Garip şeyler Arendelle’de bazen güzel şeylerin habercisi olur. Ne oldu?

Anna eliyle pencereyi işaret etti.

Gökyüzü! Sabah sabah kuzey ışıkları gördüm! Hem de kışın ortasında, güneş yeni doğmuşken! Olaf da gördü, sonra heyecandan merdivenden kaydı.

Elsa kaşlarını kaldırdı. Kuzey ışıkları… gündüz vakti… Bu pek olağan değildi.

Olaf iyi mi?

İyi, iyi! Zaten kaymayı seviyor. Ama ışıklar… sanki bir desen çiziyordu. Kalp gibi… sonra da bir taç gibi!

Elsa’nın içindeki kıpırtı büyüdü. Taç… Bunu rüzgârın fısıltısı ile aynı hissediyordu. Elsa pelerininin yakasını düzeltti.

Hadi aşağı inelim. Kristoff ve Sven de bahçede olmalı. Herkesin ne gördüğünü dinleyelim.

Sarayın alt katına indiklerinde gerçekten de bahçede bir hareketlilik vardı. Olaf, burnu yerinde mi diye kontrol eder gibi havuç burnunu tutuyor, Kristoff ise Sven’in boynundaki çanı düzeltiyordu. Hava buz gibi olmasına rağmen herkesin yüzü sıcacık bir heyecanla parlıyordu.

Kraliçem! dedi Kristoff, selam vererek. Ben de gördüm. Ama benim gördüğüm şey… bir yol gibiydi. Işıkların içinde, kuzeye doğru uzanan bir patika.

Olaf zıpladı.

Ben de gördüm! Ben de gördüm! Üstelik ışıklar bana göz kırptı! Tamam, belki de ben göz kırptım. Ama sanki biri bize merhaba dedi.

Anna ellerini iki yana açtı.

Bence bu bir macera çağrısı!

Elsa hafifçe güldü. Anna’nın dünyasında her şey maceraya çıkmak için bir işaretti. Ama bu sefer Elsa da aynı şeyi hissediyordu. Gökyüzünün dili, karın sessizliği ve rüzgârın fısıltısı aynı noktaya işaret ediyordu.

Bu bir çağrı olabilir, evet. Ama önce dikkatli olalım. Arendelle’in güvenliği önemli.

O sırada sarayın kapısından Yelena göründü. Northuldra’dan Arendelle’e ziyarete gelmişti. Yanında Honeymaren ve Ryder da vardı. Yelena, Elsa’nın yanına geldi; gözleri gökyüzündeki tuhaf ışıkla aynı ciddiyette parlıyordu.

Elsa, rüzgâr seni arıyor. dedi Yelena sakin bir sesle. Bu sabah ormanda rüzgâr şarkı söyledi. Şarkı, adını söyledi.

Anna hemen öne atıldı.

Rüzgâr şarkı mı söyledi? Ben de şarkı söyleyebilirim! Bakın…

Elsa, Anna’nın omzuna nazikçe dokundu.

Anna. Bu sefer rüzgâr gerçekten konuşuyor olabilir.

Honeymaren başını salladı.

Kuzey ışıkları bazen sadece güzellik değildir. Bazen bir hatırlatmadır. Eski bir söz vardır: Işıklar çizgi çizgi dans ederse, buz hafızasını tazeler.

Kristoff şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı.

Buzun hafızası mı var? Benim botlarımın bile hafızası yok, her kış aynı şekilde su alıyorlar.

Olaf hemen atladı.

Bot hafızası çok dramatik olurdu. Her adımda geçmişi hatırlayan bir bot!

Elsa’nın yüzü ciddileşti. O an, içindeki his netleşti. Bu çağrı, yalnızca bir gösteri değildi. Bir şey eksilmişti; belki de bir şey kaybolmuştu.

Yelena, rüzgârın söylediği şarkıyı hatırlıyor musun?

Tam kelimeleri değil. Ama bir his bıraktı. Sanki tamamlanmamış bir ninni gibi.

Anna’nın gözleri yumuşadı.

Ninni… Elsa, annemiz bize küçükken ninni söylerdi.

Elsa’nın boğazı düğümlendi. İduna’nın sesi, kar gibi nazik ve sıcak bir anıydı. Elsa bir an sessiz kaldı.

Belki de o ninni… bir yere ait. Belki biz onu geri getirmeliyiz.

Ryder, ormana doğru baktı.

Eğer ışıklar yol gösteriyorsa, izlemeliyiz. Ama hava değişiyor. Rüzgâr sertleşmeden çıkalım.

Anna heyecanla elini Elsa’nın eline uzattı.

Birlikte gidelim, değil mi?

Elsa, Anna’nın elini sıktı.

Birlikte. Ama dikkatle.

Hazırlıklar kısa sürdü. Kristoff, kızak yerine daha hızlı ilerlemek için Sven’i hazırladı. Olaf, küçük bir çanta aldı; içinde kar topu, bir havuç ve ne işe yaradığı belirsiz bir tencere kapağı vardı.

Bu kapağı neden aldın? diye sordu Anna.

Çünkü tehlike anında kalkan olur. Ya da… dikkat dağıtıcı bir şapka! dedi Olaf gururla.

Elsa, yolculuk başlamadan önce sarayın önünde durdu, gözlerini göğe kaldırdı. Kuzey ışıkları tekrar belirdi; bu kez daha net, daha yakın. Işıklar, gerçekten de bir patika çiziyordu.

Yola çıktıklarında ormanın içi bembeyazdı. Ağaçların dalları karın ağırlığıyla eğilmiş, sanki sessizce selam veriyordu. Rüzgâr hafif hafif esiyor, bazen de bir melodinin ilk notalarını taşıyordu.

Duyuyor musunuz? dedi Elsa fısıltıyla. Rüzgâr… ritim tutuyor.

Anna gözlerini kapattı.

Evet… sanki annemin söylediği ninninin başlangıcı gibi.

Olaf da ciddileşti. Bu Olaf için nadir bir durumdu; kar tanesi kadar nadir.

Ben de duyuyorum. Ama benim içimde… sıcak bir şey oluyor. Böyle… kakaolu süt gibi.

Kristoff boğazını temizledi.

Benim içimde de… üşüme oluyor. Ama tamam, bu da bir şey.

Yol uzadıkça ışıklar onları daha kuzeye, daha sessiz bir bölgeye çekti. Bir süre sonra ormanın içindeki küçük bir gölün yanına geldiler. Göl donmuştu ama buzun altında mavi bir parıltı vardı; sanki gölün kalbi ışıyordu.

Elsa buzun üzerine diz çöktü, elini buzun üzerine koydu. Soğuk, onun için bir yabancı değildi ama bu buz… farklıydı. İçinde bir hikâye taşıyordu.

Bu buz konuşuyor. dedi Elsa. Bir anı tutmuş.

Anna heyecanla eğildi.

Hangi anı?

Elsa gözlerini kapattı. Nefes aldı. Buzun hafızasına dokunmak, bir kitabı açmak gibiydi; ama sayfalar suyla yazılmıştı. Elsa’nın zihninde görüntüler belirdi: küçük Anna, küçük Elsa, anneleri İduna’nın dizinin dibinde; babaları Agnarr odanın kapısında gülümsüyor. İduna şarkı söylüyor… ama şarkının ortasında bir şey eksik kalıyor. Ninni tamamlanamıyor.

Elsa gözlerini açtı, gözleri doluydu.

Ninninin son kıtası kayıp.

Anna’nın sesi titredi.

Nasıl yani? Annemiz… unutmuş olamaz.

Honeymaren yumuşak bir tonla konuştu.

Bazen bir şarkı, korunmak için saklanır. Bazı sözler, doğru zamanda söylenmelidir.

Yelena, buzun yanına eğildi.

Rüzgâr seni buraya o yüzden getirdi.

Olaf bir adım atıp buzun üstüne baktı.

Şarkının sonu neredeyse, onu bulup şarkıyı tamamlayacağız. Sonra da… sıcak çikolata içeceğiz. Plan bu mu?

Kristoff başını salladı.

Olaf’ın planları şaşırtıcı derecede mantıklı oluyor bazen.

Elsa, buzun üzerine hafifçe dokundu; sihirli bir çizgi gibi ince bir çatlak ışıkla belirdi ve buzun üstünde bir desen oluştu. Desen bir pusula gibiydi. Ok, gölün karşı kıyısındaki yaşlı bir çam ağacını gösteriyordu.

Çam ağacının altına gittiklerinde, karın içinde küçük bir taş yığını buldular. Yelena taşlara dokundu.

Bu bir işaret taşı. Northuldra’da eskiden hikâyeler böyle saklanırdı.

Elsa, taşların arasındaki küçük oyukta bir şey gördü: eski bir kumaş parçasına sarılmış minik bir tahta flüt. Üzerinde, Arendelle kraliyet sembolünün çok eski bir versiyonu ve Northuldra motifleri vardı.

Anna şaşkınlıkla flütü aldı.

Bu… bizim ailemize mi ait?

Elsa flüte bakınca kalbi sızladı. Çünkü flütün üzerinde, annelerinin yaptığı gibi ince bir düğüm vardı. İduna’nın ellerini hatırlatan bir düğüm.

Evet. Bu annemin.

Rüzgâr bir anda güçlendi, ağaçların arasından bir melodi taşıdı. Flüt, sanki kendi kendine hafifçe titreşti.

Bence flüt çalmak istiyor. dedi Olaf fısıltıyla. Ben olsam ben de isterdim. Flüt olmak çok havalı.

Kristoff gülmemek için dudağını ısırdı.

Anna, çalmayı biliyor musun?

Anna flütü iki eliyle tuttu, biraz tereddüt etti.

Bir kere denemiştim… ama o zaman nefesim çok hızlı bitmişti.

Elsa, Anna’nın yanına geldi.

Birlikte deneyelim. Ninni bizim için, ikimiz için yazıldı.

Anna gözlerini Elsa’ya çevirdi; çocukken olduğu gibi. Güvenin, sevginin, kırgınlıkların ardından gelen o sağlam kardeşlik bakışı.

Tamam. Birlikte.

Anna flütü dudaklarına götürdü. Elsa elini Anna’nın omzuna koydu, nefesini onunla aynı ritme getirdi. Rüzgâr sanki nefeslerine eşlik etti. İlk nota çıktı; titrek ama gerçek. Sonra ikinci nota. Üçüncü nota… Ve birden flütün sesi güçlendi, melodi tamamlandı.

Rüzgâr, melodinin üstüne kelimeler serdi. İduna’nın sesine benzeyen, ama rüzgâr kadar hafif bir ses.

Uykuya dal küçük yıldız, karanlık korkutmaz seni…
Sevgi bir kandil olur, yolu aydınlatır geceyi…

Anna’nın gözleri doldu, sesi titredi ama devam etti. Elsa da mırıldandı; ikisi birlikte söyleyince ninni tam yerine oturdu. Kuzey ışıkları gökyüzünde parladı, bu kez bir taç değil; iki elin birbirini tuttuğu bir şekil çizdi.

Olaf burnunu çekti.

Ben ağlamıyorum. Bu sadece… yüzüme kar kaçtı. Çok duygusal bir kar.

Kristoff da boğazını temizledi.

Benim de gözüme… çok duygusal bir rüzgâr geldi.

Ninni bittiğinde, göldeki mavi parıltı yavaşça sakinleşti. Buzun altındaki ışık, sanki rahat bir nefes almış gibi yumuşadı. Gökyüzündeki kuzey ışıkları da yavaşça dağıldı, ama ardında bir huzur bıraktı.

Yelena başını eğdi.

Şarkı yerine döndü. Hatıra tamamlandı.

Elsa derin bir nefes aldı. İçinde uzun zamandır tam kapanmayan bir yer, sanki sıcak bir dikişle onarılmış gibiydi.

Annemin sesi… kaybolmamış. Sadece doğru zamanı beklemiş.

Anna, Elsa’ya sarıldı. Bu sarılma, çocukkenki gibi aceleci değil; büyümüş, anlamış, kabullenmiş bir sarılmaydı.

Elsa… annemiz bizi hep birlikte görmek isterdi. Ve bence şimdi… bizi duydu.

Elsa, Anna’nın saçlarını okşadı.

Evet. Bizi duydu.

Olaf kollarını iki yana açtı.

O zaman kutlama zamanı! Ben kutlama dansı yapacağım. İsmi de Kuzey Işıkları Kardan Adam Dansı!

Kristoff hemen elini kaldırdı.

Sadece buzun üstünde yapma.

Olaf ciddi ciddi başını salladı.

Merak etme. Ben güvenlikliyim. Bazen.

Dönüş yolunda rüzgâr daha yumuşaktı. Ağaçlar eskisi kadar ağır görünmüyordu; sanki onlar da bir şarkının tamamlandığını biliyordu. Arendelle’e vardıklarında akşam olmuştu. Sarayın pencerelerinden ışıklar taşıyor, içerisi sıcacık görünüyordu.

Anna, kapının önünde durup Elsa’ya döndü.

Bu ninniyi çocuklara da söyleyelim mi? Arendelle’deki herkes duysun.

Elsa gülümsedi.

Evet. Ama önce… sadece bir kez, sadece ikimiz söyleyelim. Annemize.

Anna başını salladı.

Sadece ikimiz.

Olaf araya girdi.

Ben de dinleyebilir miyim? Çünkü ben de aile sayılırım. Hem ben sözleri hızlı öğrenirim.

Elsa, Olaf’a gülümseyerek baktı.

Sen zaten kalbimizde biliyorsun Olaf. Dinleyebilirsin.

Kristoff, Sven’in kulağını okşadı.

Sven de dinleyecek. Ama o sadece mırıldanır.

Sven sanki onaylar gibi hafifçe böğürdü.

O gece sarayın salonunda şömine çıtır çıtır yanarken Elsa ve Anna ninniyi yeniden söyledi. Rüzgâr pencereye usulca vurdu; sanki alkışladı. Kuzey ışıkları bu kez görünmedi, çünkü görevini yapmıştı. Ama Arendelle’in üstünde, görünmeyen bir ışık kaldı: tamamlanmış bir hatıranın ışığı.

Ve çocuklar, o ışığı belki görmediler… ama hissettiler. Çünkü sevgi bazen gökyüzünde parlamaz; bazen bir şarkının son sözlerinde saklanır.

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın