Her Renk Özeldir Hikayesi

Pelin Kaya 08.12.2025 74 Okunma Sayısı Çocuk Hikayeleri 0 Yorum
Her Renk Özeldir Hikayesi
Sesli Masal

Elif’in çalışma masasının köşesinde duran küçük, yuvarlak kalem kutusu her akşam sessiz bir hazine sandığına dönüşürmüş. Kutunun kapağı kapalıyken içeride hiçbir ses duyulmazmış ama içindeki sarı, mavi, kırmızı, yeşil ve diğer renkli kalemler sanki uyumayı değil resme karışmayı bekleyen canlı varlıklarmış. Elif resim yaptığı zaman, o ince uçlar kâğıdın üzerinde dans ederken kalemlerin içinde kıpır kıpır bir sevinç dolaşırmış.

Bir gece Elif odadan ayrıldığında kutu hafifçe tıkırdamış ve kapak aralanmış. İçeride kıpırdanan renkler hemen konuşmaya başlamış.

Kırmızı kendini tutamayıp atılmış: “Ben olmasam resimler nasıl sıcak görünür? Kalpler, bayraklar, çiçekler benden doğuyor!”

Mavi hemen karşılık vermiş: “Gökyüzünün rengi benim. İnsanlar dalgın dalgın yukarı baktığında içini rahatlatan şey benim tonum.”

Sarı söze girip parlamış: “Güneşsiz, yıldızsız bir dünya düşünün… Her ışık bende saklı.”

Yeşil yumuşak bir sesle eklemiş: “Doğanın kalbi bende atıyor. Ağaçlar, çimenler, yapraklar… Hepsi benim tonumla nefes alıyor.”

Mor, pembe ve turuncu da kendi üstünlüklerini anlatırken kutunun içi bir anda tartışma alanına dönmüş. Kimse diğerini dinlememiş, herkes “ben daha önemliyim” diye bağırıyormuş.

Ertesi sabah Elif “Peri Ormanı” isimli bir resim çizmeye niyetlenmiş. İlk olarak kırmızıyı seçmiş ve kâğıda büyük bir cesaretle yaymış. Fakat sonuç yalnızca kocaman bir kırmızı leke olmuş.

“Bu hiç ormana benzemedi…” diye mırıldanmış.

Sonra sadece maviyle denemiş. Kağıt tamamen maviye bürünmüş; ne güneş, ne ağaç, ne çiçek… Sanki denizin içinde kaybolmuş bir boşluk.

Elif içini çekmiş: “Neden olmuyor?”

O sırada kalemlerin içi sızlamış. Dün gece söyledikleri bencil cümleler akıllarına gelince hepsi susup birbirine bakmış.

Sarı ilk adımı atmış: “Mavi, sen gökyüzünü çiz. Ben de güneşi yerleştiririm yanına. Yeşil ormanı canlandırsın.”

Yeşil coşkuyla karşılık vermiş: “Elbette! Kırmızı çiçekleri çizsin, turuncu ve pembe kuşları renklendirsin.”

Mor da gülerek tamamlamış: “Ben o ormana biraz hayal katan mor dağlar koyarım.”

Sanki içlerinden bir ışık geçmiş. Kalemler ilk kez birbirini itmeden, yan yana durmanın güzelliğini hissetmiş. Gizli bir şarkı söylenmiş gibi hepsi aynı şeyi hissetmiş:

“Her renk kendine özgü; birlikteyken dünyayı güzelleştiririz.”

Elif bu kez bütün kalemleri yanına sıralamış. Maviyle gökler açılmış, sarıyla güneş parlamış, yeşille ağaçlar yükselmiş, kırmızıyla çiçekler açmış, turuncu ve pembeyle canlı kuşlar uçmuş, morla da ufukta hayal gibi dağlar belirmiş.

Ortaya çıkan resme bakınca Elif’in gözleri parlamış:
“Tam istediğim gibi! Hepiniz lazımmış.”

O gece kutunun içinde tartışma değil tatlı bir sıcaklık varmış. Kırmızı maviye bakıp gülümsemiş, mavi sarıya, sarı yeşile… Hepsi aynı gerçeği kalplerinde hissetmiş:

“Her renk değerli; tıpkı her çocuğun kalbi gibi.”

Gökyüzünde üç küçücük renk damlası dolaşmış. İlki başkalarıyla yarışmayı bırakanların omzuna konmuş. İkincisi paylaşmayı öğrenenlere. Üçüncüsü ise bu hikâyeyi duyup içi gökkuşağıyla dolan çocuklara…

Ve renkler o günden sonra sadece kâğıdı değil, birbirlerini de güzelleştirmeyi öğrenmiş.

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın