Kayıp Balık Nemo Hikayesi

Pelin Kaya 14.01.2026 64 Okunma Sayısı Çocuk Hikayeleri 0 Yorum
Kayıp Balık Nemo Hikayesi
Sesli Masal

Suyun altında sabah ışığı mercanların arasından süzülürken Marlin, evlerinin önünde bir ileri bir geri yüzüyordu. Nemo ise sabırsızdı; yüzgeçlerini hızlı hızlı çırpıyor, gözlerini okyanusun genişliğine dikiyordu. Dory, sanki her sabah buradan geçiyormuş gibi neşeyle yaklaştı.

"Günaydın! Bugün harika bir gün gibi kokuyor!"
"Dory, su kokar. Gün kokmaz."
"O zaman bugün harika bir su!"

Nemo kıkırdadı. Marlin, Nemo’nun gülüşünü görünce yumuşadı ama endişesi yine de içindeydi.

"Nemo, çok uzaklaşmayacağız. Sadece yakınlarda… güvenli yerde."
"Baba, her gün aynı. Biraz daha ileriyi görebilsem…"
"İleri dediğin yerde akıntı var, büyük balıklar var, ağlar var."
"Ben de büyüyorum."

Tam o sırada mercanların arasından Gill belirdi; yüzgeçlerindeki izler sert görünse de sesi sakin ve kararlıydı. Arkasında Bloat şişkin bir gururla, Peach cam gibi yüzeyiyle merakla, Deb ise iki ayrı yöne bakıyormuş gibi durarak geldi. Jacques, her zamanki titizliğiyle etraflarındaki küçük kabuk parçalarını temizliyordu.

"Marlin, Nemo’nun yüzmeyi öğrenmesi lazım. Korku yüzdürmez."
"Ben onu koruyorum."
"Koruyorsun, evet. Ama bazen korumak, gitmesine izin vermektir."

Marlin, Gill’in gözlerine baktı. İçinde eski bir sızı kıpırdadı. Nemo ise Gill’e daha da yaklaşmıştı.

"Ben yapabilirim."
"Biliyorum."

Dory, bir şeyleri ciddiye alırken bile ciddiyetini kaybetmeyen bir ifadeyle araya girdi.

"Ben de yapabilirim! Ne yapıyoruz? Bir oyun mu? Ben oyunları severim. Adı ne? Unuturum ama severim."

Marlin iç çekti. Tam itiraz edecekken uzaktan tanıdık bir gölge süzüldü: Nigel. Kanatlarını çırpa çırpa, suyu yararak yaklaştı.

"Hey! Küçük palyaço balık! Büyük haber var!"
"Nigel? Ne oldu?"
"Liman tarafında garip bir şey var. Işıl ışıl parlıyor. Balıklar yaklaşıyor, sonra geri kaçıyor."

Nemo’nun gözleri büyüdü. Marlin’in yüzgeçleri ise istemsizce gerildi.

"Hayır. Parlayan şeyler iyi değildir."
"Ama baba, belki sadece… bir şey."
"Bir şey dediğin şeyler, çoğu zaman sorun çıkarır."

Gill, kararlılıkla öne çıktı.

"Gidelim, bakalım. Ama planla."
"Plan mı? Ben plan severim. Planın adını hatırlamam ama severim."

Böylece küçük bir grup, mercanların güvenli çevresinden çıkıp açık suya doğru ilerledi. Yol boyunca Dory bir şarkı mırıldanıyor, Nemo heyecandan hızlanıyor, Marlin ise Nemo’nun hemen yanında kalmaya çalışıyordu.

Parlayan şey, suyun içinde sallanan ince bir ipti. İpin ucunda küçük bir metal parça titreşiyordu. Bloat yaklaşınca bir anlık refleksle şişti.

"Bu… hiç hoşuma gitmedi!"
"Bloat, sakin ol."
"Sakinim! Sadece… büyükçe sakinim!"

Jacques ipi dikkatle inceledi. Deb, bir ileri bir geri bakıp durdu.

"Temiz değil."
"Evet, ama tehlike mi?" diye fısıldadı Nemo.

Marlin, Nemo’nun sesindeki merakı duyunca kalbi bir an için ikiye bölündü: bir yanı gurur, bir yanı korku.

Tam o sırada suyun derininden üç gölge yükseldi. Bruce, Anchor ve Chum. Bruce’un gülümsemesi her zamanki gibi hem büyük hem de biraz ürkütücüydü.

"Merhaba küçük dostlar."
"Biz… sadece geçiyorduk."
"Geçmek güzel. Biz de bazen geçeriz."

Dory, Bruce’a parlak gözlerle baktı.

"Selam! Senin dişlerin çok düzenli. Ben düzeni severim. Ama biraz da unuturum."

Bruce bir an durdu, sonra nefes alır gibi yaptı.

"Balıklar… arkadaş."
"Balıklar… arkadaş!" diye tekrar etti Anchor.
"Arkadaş… yemek değil." diye ekledi Chum, sanki kendini ikna etmeye çalışır gibi.

Marlin, Nemo’yu arkasına almak istedi. Nemo ise kaçmak yerine yerinde kaldı. Gill’in sesi düşük ama net çıktı.

"Bu ip, limana gider. Orada ağ olabilir."
"Ağ mı?"
"Evet. Ve ağ varsa, balıklar kaybolur."

Nemo’nun nefesi hızlandı. Kaybolmak kelimesi, suyun içinde bile ağırlaştı. Marlin Nemo’ya baktı; Nemo’nun gözlerinde korku vardı ama kaçma değil, bir şeyi düzeltme isteği gibi.

"Baba, eğer ağ varsa… başkaları da yakalanabilir."
"Nemo, bu bizim işimiz değil."
"Ama biri kaybolursa… onu kim bulacak?"

Marlin’in boğazına bir düğüm oturdu. Dory, bu kez şaşırtıcı bir netlikle konuştu.

"Kaybolmak kötü. Ama bulmak… çok güzel."

Nigel uzaktan tekrar bağırdı.

"Hadi! Limana doğru sürükleniyor!"

Gill karar verdi.

"İpi takip ediyoruz. Ama herkes birbirini görecek mesafede."
"Ben Nemo’nun yanında kalacağım."
"Zaten hep yanındasın." diye mırıldandı Nemo, ama sesinde öfke yoktu; sadece içten bir sızı vardı.

Liman tarafına yaklaştıkça suyun rengi değişti. Gölgeler çoğaldı. Bir yerde ince bir ağ parçası mercana takılmıştı. Ağın içinde küçük bir balık çırpınıyordu; sesi duyulmuyordu ama paniği belliydi.

Marlin dondu. Nemo ileri atıldı.

"Baba, durma!"
"Nemo, dikkat!"
"Biliyorum!"

Nemo, ağın düğümüne doğru yüzdü. Jacques, hızlı hareketlerle ağın liflerini inceledi.

"Çözebiliriz. Ama acele etmeyin."

Dory, şaşırtıcı bir şekilde ağın bir kenarını tutup sabitledi.

"Ben tutarım! Tutmak kolay. Hatırlamak zor."

Gill, Nemo’ya bakıp başıyla işaret etti.

"Nemo, düğümün orası. Küçük yüzgecinle daha rahat."

Marlin’in içi titredi. Nemo’nun küçük yüzgeci… yıllarca Marlin’in korkusuydu. Şimdi ise çözüm oluyordu.

Nemo, dikkatle düğümün arasına girdi, ipleri itip çekti. Bir an takıldı. Marlin’in kalbi sanki durdu.

"Nemo! Geri gel!"
"Bir saniye!"

Nemo bir hamle daha yaptı. Ağ gevşedi. İçindeki balık hızla dışarı fırladı ve uzaklaştı. O an, Marlin’in gözleri doldu; su zaten vardı ama bu başka bir sudu.

"Yaptın…"
"Yaptım."

Gill’in yüzünde kısa bir gurur geçti.

"Güzel iş."

Bloat, rahatlayınca şişkinliğini indirdi.

"Ben de… moral desteği verdim!"

Bruce uzaktan izliyordu. Dişlerini göstermeden konuşmaya çalıştı.

"Balıklar… arkadaş."
"Evet." dedi Marlin, bu kez korkuyla değil, kabulle. "Arkadaş."

Dönüş yolunda Marlin, Nemo’nun yanında yüzüyordu ama bu kez Nemo’yu kapatmak için değil; yanında yürümek, aynı yönde bakmak için. Dory, ikisinin arasında kıpır kıpırdı.

"Bence bugün çok iyiydik. Benim adım… şey… unuttum ama siz beni biliyorsunuz!"

Nemo gülümseyip babasına döndü.

"Baba… ben büyüyorum demiştim ya."
"Evet."
"Bunu hissettim."
"Ben de."

Marlin kısa bir duraksamadan sonra, uzun zamandır söylemeye cesaret edemediği cümleyi söyledi.

"Korkuyorum Nemo. Ama sana güvenmeyi öğreniyorum."
"Ben de korkuyorum bazen. Ama yalnız değilim."

Mercanlara vardıklarında güneş ışığı daha sıcak vuruyordu. Herkes bir süre sessiz kaldı; sessizlik bile huzurluydu. Sonra Dory, o sessizliği yine kendince doldurdu.

"Şimdi… yemek var mı? Arkadaşlar aç olur. Arkadaşlar yemek değildir ama yemek yer!"

Nemo güldü. Marlin de güldü. Ve okyanus, o gün, biraz daha güvenli hissettirdi.

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın