Merhametli Prens Hikayesi
Bir varmış bir yokmuş… Renkleri sabah güneşiyle yarışan Işıldıkkoru Krallığı’nda, herkes tarafından sevilen genç bir prens yaşarmış. Adı Denizhan’mış. Zırh kuşanıp kahramanlık gösterileri yapmak yerine, sabahları uyanır uyanmaz bahçedeki serçelere su verir, köy çocuklarının saklambaç oyunlarına katılırmış.
Sarayın içinde ışıl ışıl hazineler, parlak kupalar diziliymiş ama Denizhan’ı en çok mutlu eden şey halkın arasına karışıp onların yüzündeki gerçek gülüşleri görmekmiş.
Bir gün köy yolunda yürürken, çeşmenin yanında hıçkırıklarını saklamaya çalışan küçük bir kız dikkatini çekmiş. Saçlarına takılı solmuş bir kurdele, elinde ise rengi kaçmış bir balon parçası varmış.
Prens yumuşacık bir sesle sormuş:
— Minik dostum, seni üzen nedir?
Kız başını kaldırıp fısıldamış:
— Şenlik var… Herkes süslü elbiseler giymiş, balonları ışıl ışıl. Benim elbisem eski, balonum da söndü. Sanki kimse beni fark etmiyor.
Bunu duyunca Denizhan’ın içi hafifçe burulmuş. Cebinden küçük bir tahta düdük çıkarıp ona uzatmış.
— Fark edilmeyen biri değilsin. Ben seni görüyorum.
Sonra oyuncakçıya gidip rengini uzun süre koruyacak sağlam bir balon seçmiş. Kıza uzatırken gözleri parlamış:
— Bu balon senin olsun. Ama yüzündeki gülüş, her balondan daha kıymetli.
Kızın gözleri yaşlı ama gülümsemesi sıcacıktı:
— Teşekkür ederim… Beni gerçekten gördüğün için teşekkür ederim.
Tam o sırada, kalabalığın arasından bir çocuk çıkmış. Üstü başı toz içindeymiş, bakışlarında belli belirsiz bir öfke… Adı Aras’mış. Prense duyduğu hayranlıkla kıskançlığı birbirine karışmış.
— Hep onunla konuşuyorsun! Ben hiç kimse değil miyim? diye bağırmış.
Sonra öfkeyle kızın elindeki balona vurmuş. Balon havalanıp gökyüzünde kaybolmuş. Küçük kızın gülüşü bir anda solmuş.
Denizhan ona kızmak yerine yanına gitmiş, göz hizasına inmiş.
— Aras, içini sıkıntı kaplayınca el bazen kalbin istemediği şeyleri yapar.
Aras dudaklarını bükmüş:
— Kimse beni sevmiyor… O yüzden kötü davranmak kolay geliyor.
Prens derin bir nefes almış, yüzünde hafif bir tebessüm:
— Bir şey bilmeni isterim. Yanlış yaptığını kabul edip özür dileyen çocuklar çok büyük bir cesarete sahiptir.
Aras bu sözleri duyunca titrek bir nefes vermiş. Yavaşça kıza dönmüş.
— Ceylin… Balonunu uçurduğum için özür dilerim. Kıskandım ve yanlış yaptım.
Kız bir an duraklamış, sonra yumuşak bir gülüşle başını sallamış:
— Özür dilediğin için seni affettim.
Denizhan hemen oyuncakçıya dönmüş ve iki balon daha almış. Birini Aras’a, birini Ceylin’e vermiş.
— Artık ikinizin de balonu var. Ama bugün öğrendiğiniz şey, balonlardan çok daha değerli. Biri özür dilemenin gücünü, diğeri affetmenin güzelliğini öğrendi.
Sonra meydandaki tüm çocuklara seslenmiş:
— Şenlik sadece müzikle başlamaz. Kalplerimizde kimseyi dışarıda bırakmadığımız sürece şenlik her yerde başlar!
Çocuklar sevinçle bağırmış:
— Hep birlikte oynayalım Prens Denizhan!
Akşam olduğunda gökyüzü portakal rengine dönmüş, balonlar hafif rüzgarla dans etmiş. Işıldıkkoru’nun sokaklarında yalnızca kahkahalar dolaşıyormuş.
O günden sonra köyde şu söz dilden dile yayılmış:
“Bir yerde bir çocuk üzülüyorsa, Merhametli Prens çoktan oraya doğru yürüyordur.”
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın