Minecraft Hikayesi
Yağmur damlalarının cama vurduğu bir akşam, Efe bilgisayarının başında yeni bir maceraya atılmış.
Kendine yepyeni bir Minecraft dünyası oluşturmuş ve adını “Küp Evreni” koymuş. Araziler yüklenirken ağaçlar, tepeler, hayvan sürüleri birer birer belirmiş. Efe hemen arkadaşına mesaj atmış:
— Yeni dünya açtım, gel de beraber baştan kuralım.
Birkaç dakika sonra ekrana Mert’in karakteri spawn olmuş:
— Bu sefer nasıl oynuyoruz?
Efe kararlı bir şekilde:
— Hile yok, yaratıcı mod yok, sadece hayatta kalma ve takım oyunu.
Önce ağaçları kesip tahta toplamışlar, ardından küçük bir barınak kurmuşlar. Akşam olunca gökyüzü turuncuya boyanmış.
Mert şaka yollu demiş:
— Creeper gelirse beni yine çukura gömmeye kalkma.
Efe gülümsemiş:
— Bu kez koruma sözü veriyorum.
Gece çökünce dışarıdan zombilerin uğultusu, iskeletlerin kıtırdayan kemik sesleri gelmiş. Efe kapıyı kapatıp içeri birkaç meşale asmış:
— Güvenli yer küçük olabilir, ama akıllıca yapılırsa çok işe yarar.
Ertesi sabah maden aramaya koyulmuşlar. Dar bir tünelin dibinde ışık parlamış. Efe heyecanla bağırmış:
— Elmas buldum!
Blok sayısı sadece dörtmüş. Mert sakin bir sesle:
— İkisi senin, ikisi benim olsun.
Efe eliyle blokları gösterip:
— Çoğunu ben çıkardım, hepsi benim olsun. Sonra sana da set yaparım.
Bu söz Mert’i üzmüş:
— Hep aynı şey… Takım diyoruz ama her şeyin sahibi gibi davranıyorsun.
Duyguları kabaran Mert oyundan çıkmış. Ekranda “Bağlantı kesildi” yazısı kalmış.
Elmasları almak Efe’ye büyük bir sevinç vermemiş. Maden, bir anda sessiz ve yabancı hissettirmiş.
— Kaynaklar var ama paylaşacak kimse olmayınca hepsi boş, diye içinden geçirmiş.
Bir süre yalnız oynamış. Geniş bir ev, tarla, köprü kurmuş. Dünya gelişmiş ama içi sanki yıkılmış gibiymiş.
Sonunda pes edip telefona yazmış:
— O gün haksız davrandım. Elmasları paylaşalım. İstersen yeni bir yer açalım.
Mert kısa bir süre sonra cevap atmış:
— Elması değil, birlikte oynamayı seviyorum. Ama bir şartım var; bu dünyada kararlar ortak alınacak.
Efe hiç düşünmeden:
— Tamam partner. Kural: Tek başına karar yok.
Mert yeniden oyuna bağlanmış. Birlikte madenlere inip köylüler için evler yapmış, göğe yükselen cam bir kule inşa etmişler.
Yeni bir elmas damarı bulduklarında, Efe bu kez tereddütsüz konuşmuş:
— Burada üç tane var. İkisini sen al, kazma senin yaptığın için.
Mert içten bir tebessümle:
— Paylaşınca her blok daha değerli.
Akşam olduğunda ikisi kulenin tepesine çıkıp parlayan meşaleleri izlemiş. Minecraft’ın küp dünyası, sessizce ışıldıyormuş.
Mert sormuş:
— Sence bu dünyada en kıymetli şey ne?
Efe başını çevirip gülerek:
— Elmas değil, birlikte oynadığın kişi.
Böylece “Küp Evreni”, sadece hayatta kalmayı değil, paylaşmanın ve dostluğun gücünü hatırlatan bir maceraya dönüşmüş.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın