Mızmız Sivrisinek Hikayesi
Ay ışığının suda titrek izler bıraktığı sakin bir gecede, geniş bir sazlığın içinde yaşayan küçük bir sivrisinek topluluğu varmış. Hepsi geceleri havalanır, birbirine eşlik eden melodiler çıkarır, sonra da saklanıp dinlenirmiş.
Ama içlerinde biri, bu düzeni hiç sevmezmiş: Sürekli söylenen Mızmız isimli sivrisinek.
Her gece aynı yakınmalar duyulmuş:
— Kanatlarım sanki taş gibi…
— Suyun soğuğu kemiklerimi üşütüyor…
— Rüzgar neden hep bana karşı esiyor?
— Buna dayanacak sabır kalmadı…
Onunla uçan canlı, neşeli arkadaşı Pıtırcık dayanamazmış:
— Yine aynı yüz ifadesi… Ne bu yüzündeki gölge? demiş.
— Her şey berbat! diye cevap vermiş Mızmız.
— Bir kere olsun “Uçabilmek ne güzel bir şey” dedin mi?
— Nesi güzel? Küçücüğüm, güçsüzüm, kimse bana kıymet vermiyor…
Aynı saatlerde, gölün kıyısındaki bir evde küçük bir çocuk uykusuzlukla uğraşıyormuş. Adı Deniz’miş. Yatağında kıvranıp:
— Anne, gözlerim kapanmıyor… Gece bana ürkütücü geliyor… demiş.
Annesi saçlarını okşayıp fısıldamış:
— Sakın korkma. Karanlığı seninle beraber bekleyen minicik dostlar var. Dinle, belki seslerini duyarsın.
Bu sözler, camın önünde dolanan Mızmız’ın kulağına çarpmış. Hoşuna gitmemiş:
— Ne yani, ben yakınırken kimse duymuyor, bu çocuk mızmızlanınca hemen ilgi görüyor…
Pıtırcık dönüp bakmış:
— Ne tesadüf. Kendine benzettiğin birini buldun.
— Bana mı benziyor?
— İkiniz de tedirginsiniz. Belki birbirinizi sakinleştirirsiniz.
Mızmız o fikirden etkilenmiş. Yavaşça pencereye süzülmüş. Küçük bir daire çizip fısıldamış:
— Hey, seni rahatsız eden ne?
Deniz gözlerini açıp ürkmüş:
— Biri konuştu? Kimsin sen?
— Ben… minik bir sivrisineğim. Bana Mızmız derler, demiş sessizce.
— Isırmaya mı geldin?
— Hayır. Bu gece ne gücüm var ne hevesim. Şikayet etmekten yoruldum.
Deniz gülümsediği an ilk kez rahatlamış:
— Sen de uyuyamıyorsun galiba?
— Evet. Rüzgar hırçın, su buz gibi, sazlık gıcırtılı…
— Ben de sessizlikten korkuyorum…
— Ben de korkarım bazen. Ama uçarken yıldızların ışığı içimi sarar, diye mırıldanmış Mızmız.
Deniz göz kırpmış:
— Yıldızlar gerçekten o kadar güzel mi?
— İstersen anlatayım.
Çocuk yorganın altına girip:
— Tamam. Ama beni ürkütme.
— Merak etme. Sadece dinle.
Mızmız, hafif bir müzik tonu tutturup uçarken fısıldamış:
— Gölün üstünde parlayan kocaman, yuvarlak bir ay hayal et…
— Hayal ettim…
— Sazlıkların yapraklarına rüzgar değdiğinde çıkardığı sesi düşün, “şırr şırr”…
— Duyuyorum…
— Gökte parlayan yıldızların hepsi, uyuyan çocukların koruyucusu gibi.
Deniz’in nefesi ağırlaşmış:
— Sesin… düşündüğümden daha güzel…
— Öyle mi? Ben hep sadece sızlanıyorum sanırdım…
— Karanlık o kadar kötü gelmiyor artık…
Az sonra sessizlik olmuş. Mızmız pencere kenarına uçup bakmış. Deniz rahat bir uykuya dalmış.
Pıtırcık uzaklardan seslenmiş:
— Çocuk hala mızmız mı?
— Hayır. İkimiz de içimizdeki gürültüyü susturduk. O uyudu, ben hafifledim.
— Belki sen sandığından fazla güçlüsündür. “Cesur Mızmız Sivrisinek” nasıl?
Mızmız gülümsemiş:
— Haklısın. Belki de sesim aslında işe yarar. Belki her gece bir pencereye uğrarım.
O günden sonra sazlığın sakin rüzgarı şu hikayeyi taşımış:
“İçinde sürekli dert taşıyanların bile yumuşacık, cesur bir tarafı vardır.”
Ve gökten üç küçük gece damlası düşmüş:
Biri karanlığa meydan okuyan çocuklara,
Biri şikayetlerini geride bırakmayı deneyenlere,
Biri de bu hikayeyi duyup sessizce gülümseyerek uyuyanlara…
Gece, bir süre daha fısıldamış; sonra herkes huzurla uyumuş.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın