Mucize Uğur Böceği Hikayesi
Paris sabahı, gri binaların arasından süzülen yumuşak bir ışıkla uyanıyordu. Şehrin çatılarında serçeler zıplıyor, sokaklardan taze ekmek kokusu yükseliyordu. Marinette, odasının penceresinden dışarı bakarken kalbi biraz hızlı atıyordu. Bugün sıradan bir gün gibi görünüyordu ama Marinette’in içinde, sanki görünmez bir ip çekiliyormuş gibi hafif bir heyecan vardı.
Masasının üzerinde kumaş parçaları, iplikler ve yarım kalmış bir taslak duruyordu. Marinette taslağa baktı, sonra derin bir nefes aldı.
— Bugün her şey yolunda gidecek, değil mi Tikki? dedi fısıltıyla.
Kırmızı benekli küçük Kwami, masanın kenarından kafasını uzattı. Gözleri her zamanki gibi sıcaktı.
— Marinette, kalbin hızlı atıyorsa bu kötü bir şey değildir, dedi Tikki. — Bazen kalp, olacakları senden önce hisseder.
Marinette gülümsedi ama aklı başka bir yerdeydi. Okulda büyük bir gün vardı. Sınıf, Paris için hazırlanan küçük bir tasarım sergisine katılacaktı ve öğretmenleri Bayan Bustier, her öğrenciden küçük bir fikir getirmesini istemişti. Marinette çok emek vermişti ama ya yeterince iyi değilse?
Okula giderken köprünün üzerinde durdu. Seine Nehri ağır ağır akıyordu. Tam o sırada bir ses duydu.
— Marinette! Günaydın!
Adrien koşarak yanına geldi. Her zamanki gibi nazik ve biraz da çekingen bir gülümsemesi vardı.
— Günaydın Adrien, dedi Marinette, yüzü hafifçe kızararak.
— Bugün biraz heyecanlı görünüyorsun. Sergi için mi?
— Evet… yani… biraz, dedi Marinette. — Ya kimse beğenmezse?
Adrien omuz silkti ama sesi kararlıydı.
— Beğenmemek mi? Senin yaptığın bir şeyi beğenmemek çok zor. Bence sen farkında değilsin ama insanlara umut veren bir tarzın var.
Bu sözler Marinette’in içini ısıttı. Tam teşekkür edecekken uzaktan bir uğultu yükseldi. İnsanlar duruyor, gökyüzüne bakıyordu. Bir anda hava karardı.
Okulun yakınındaki meydanda, yalnız bir adam dizlerinin üzerine çökmüştü. Yüzü öfke ve üzüntüyle doluydu. Elinde buruşturulmuş bir kağıt vardı.
— Yine reddedildim… Kimse fikirlerimi umursamıyor… diye mırıldandı.
Karanlık bir enerji, adamın etrafında dolaşmaya başladı.
Tikki’nin sesi Marinette’in kulağında yankılandı.
— Marinette… bir Akumalaşma hissediyorum.
Marinette ve Adrien birbirlerine baktılar. İkisi de ne yapmaları gerektiğini biliyordu.
Bir köşeye çekildiler.
— Plagg, zamanı geldi, dedi Adrien.
— Tikki, hadi, diye fısıldadı Marinette.
Işıklar parladı, rüzgâr yükseldi ve Paris bir kez daha kahramanlarını kazandı.
Mucize Uğur Böceği, çatının kenarına kondu. Kara Kedi onun yanında durdu, kuyruğunu salladı.
— Sanırım biri yine duygularına yenilmiş, dedi Kara Kedi.
Aşağıdaki adam artık “Gölgeli Tasarımcı” olmuştu. Dokunduğu her şeyi karartıyor, şekillerini bozuyordu.
— Kimse benim hayallerimi göremiyorsa, o zaman kimse güzellik görmesin! diye bağırdı.
Uğur Böceği ileri atıldı.
— Herkesin fikri değerli! Ama öfke, hayalleri daha da karartır!
Gölgeli Tasarımcı elini salladı, siyah bir dalga Uğur Böceği’ne doğru geldi. Kara Kedi araya atladı.
— Hey! Önce bizi geçmen gerekecek!
Savaş sertti ama asıl mesele güç değildi. Uğur Böceği, adamın gözlerindeki kırgınlığı fark etti. Bir an durdu.
— Sana kimse inanmadığında çok canın yanmış, değil mi? dedi yumuşak bir sesle.
Adam tereddüt etti.
— Ben… sadece bir şeyler üretmek istedim… diye fısıldadı.
O anda Uğur Böceği yo-yosunu fırlattı ve akumayı yakaladı. Işık her yere yayıldı.
— Güle güle küçük kelebek, dedi.
Paris yeniden aydınlandı.
Gölgeli Tasarımcı diz çöktü, gözlerinden yaşlar aktı.
— Özür dilerim… dedi sessizce.
Uğur Böceği gülümsedi.
— Hatalar, yeniden denemek için birer davettir.
Her şey normale döndüğünde Marinette okuldaydı. Sergi başlamıştı. Sınıf arkadaşları çalışmalarını masalara yerleştiriyordu. Marinette’in elleri titredi ama Adrien yanına yaklaştı.
— Hatırlıyor musun sabah ne demiştim? dedi.
— İnsanlara umut veren bir tarzın var, diye fısıldadı Marinette.
Sergi başladığında öğretmenler ve ziyaretçiler durup Marinette’in tasarımına baktılar. Sessizlik oldu. Sonra biri gülümsedi.
— Bu… çok içten, dedi bir ziyaretçi. — Sanki bana yeniden denemem gerektiğini söylüyor.
Marinette’in gözleri doldu.
Okuldan sonra çatılara çıkan Mucize Uğur Böceği, Paris’e baktı. Kara Kedi yanına geldi.
— Bugün birini kurtardık, dedi.
— Belki de birden fazlasını, dedi Uğur Böceği. — Bazen mucize, gücümüzde değil, kalbimizi nasıl kullandığımızdadır.
Paris ışıl ışıldı. Küçük bir uğur böceği bir pencereye kondu. Ve bir yerlerde, bir çocuk yeni bir hayal kurmaya başladı.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın