Nesilden Nesile Sevgiyle Hikayesi

Pelin Kaya 11.12.2025 95 Okunma Sayısı Eğitici & Öğretici Hikayeler 0 Yorum
Nesilden Nesile Sevgiyle Hikayesi
Sesli Masal

Bir varmış bir yokmuş… Dalgaların kıyıya usulca vurduğu sakin bir sahil kasabasında, herkes tarafından sevilen şefkatli Zeynep Nine ile torunu Deniz birlikte yaşarmış. Akşamın hafif esintisi pencereden içeri süzülürken, Zeynep Nine yıllardır sakladığı ahşap sandığın önüne oturmuş ve torununa seslenmiş.

— Denizciğim, yanıma gel. Sana ailemizde kuşaktan kuşağa aktarılan çok özel bir şey göstereceğim.
— Sandığın içinde hazine mi var nine?
— Hazinenin de ötesinde bir şey… Sevgiyle yazılmış bir miras. Adı da ‘Nesilden Nesile Sevgiyle Masal’.

Deniz merakını saklayamamış, kapağa doğru uzanmış ama nine hafifçe başını sallamış.

— Açmak için önce senin bir katkın olmalı.
— Benim mi? Ama masal yazmayı bile bilmiyorum ki.
— Yazmaya gerek yok. Bugün sadece üç küçük görevin var: paylaşmak, dinlemek ve korumak. Bunları akşam anlatırsan sandık kendiliğinden açılır.

Ertesi sabah Deniz okula giderken simidini kemiriyormuş. Parkın kenarında yalnız başına oturan yeni çocuğu fark etmiş. Çocuğun gözleri açlıktan donuklaşmış gibiymiş.

— Ben Deniz. Senin adın ne?
— Kerem… Simidin çok güzel kokuyor, demiş utangaçça.

Deniz simidine bakmış, sonra Kerem’e. Nine’nin sözü kulaklarında yankılanmış: “Paylaşmak…”

— İstersen yarısını alabilirsin, demiş.
— Ama annen kızmaz mı?
— Kızmaz. Paylaşınca mutlu olur.

Kerem’in yüzünde ince bir tebessüm belirmiş. Beraber simidi yerken Deniz içinden “İlk görev tamam” diye mırıldanmış.

Öğle saatlerinde Deniz eve dönerken, mahallenin sessiz yüzü Emine Teyzeyi evinin önündeki bankta otururken görmüş. Kadının bakışları hep uzaklara dalarmış.

— Merhaba Emine Teyze, bugün nasılsın?
— Ah evladım… Eski günleri düşünüyorum yine. Çocuklarım küçükken her akşam şarkı söylerdik.

Deniz elindeki telefona değil, kadının gözlerine bakarak konuşmuş.

— O günleri bana anlatır mısın?
— Anlatayım da biri gerçekten dinlesin, demiş kadın hüzünle.

Emine Teyze uzun uzun geçmişten söz etmiş. Deniz tek kelimeyle bile bölmemiş. Kadın en sonunda hafifçe gülümsemiş:

— Beni bu kadar sabırla dinleyen pek olmamıştı. Teşekkür ederim.
— O şarkılardan birini bana da öğretir misin?
— İstersen tabii ki.

Kadın ince bir ninni mırıldanmış. Deniz yürürken içinden “Dinlemek de tamam” diye geçirmiş.

Akşamüstü Deniz sokaktan geçerken çöp bidonunun yanında titreyen bir kedi yavrusu görmüş. İki çocuk kediyi korkutmak için bağırıyormuş.

— Yeter! diye koşmuş Deniz.
— Ne var canım, oyun yapıyoruz, demiş çocuklardan biri.
— Başkası korkuyorsa oyun olmuyor. Gelin aşağıdaki arsada top oynayalım. Kedi de huzur bulsun.

Çocuklar biraz söylenmiş ama sonunda top oynamaya gitmişler. Deniz kediyi kucağına alıp okşamış:

— Merak etme küçük dostum, seni incitmelerine izin vermem.

Kedi mırıldanırken Deniz kendi kendine “Korudum… Üçüncü görev de tamam.” demiş.

Gece olunca Zeynep Nine sandığın başında torununu bekliyormuş.

— Anlat bakalım bugün neler yaptın?
Deniz yaşadıklarını bir bir sıralamış: simidi Kerem’le paylaşmasını, Emine Teyze’yi sabırla dinlemesini, yavru kediyi korumasını…

Nine torununu gözleri dolarak dinlemiş. Sonra ahşap sandığın kapağını dikkatlice kaldırmış. İçinden eski fotoğraflar ve zamanla sararmış kağıtlar çıkmış.

— Bunlar kim nine?
— Senin deden… Onun babası… Daha öncekiler… Her biri hayatında bir gün sevgi dolu bir iyilik yapmış ve bunu buraya yazmış. O yüzden bu sandık masal değil, bir yolculuk aslında.

— Peki ben ne yazacağım?
— Bugünün hikayesini. Kerem’e uzattığın simidi, duyduğun ninniyi, koruduğun kediyi… Yaz ki senden sonra gelen çocuk okuduğunda “Ben de yapabilirim” desin.

Deniz kalemi eline almış. Bir an düşünmüş, sonra gülümseyerek yazmaya başlamış:

“Bugün öğrendim ki, küçük bir simit, unutulmuş bir şarkı ve ürkek bir kedi bile sevgiyi geleceğe taşıyabiliyormuş.”

Zeynep Nine torununa sarılmış.

— Şimdi masal bitmedi, sadece büyüdü.
— Yani bu masal hiç sona ermeyecek mi?
— Eğer her çocuk kalbine bir tutam sevgi koyarsa, bu masal dünyayı dolaşır, demiş. Nesiller boyunca, sevgiyle…

Ve o günden sonra kasabada yeni bir söz dolaşmış:

“Bir çocuğun kalbinde sevgi varsa, her gün yeni bir masal filizlenir.”

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın