Pijamaskeliler (Pj Masks) Hikayesi

Pelin Kaya 18.01.2026 77 Okunma Sayısı Çocuk Hikayeleri 0 Yorum
Pijamaskeliler (Pj Masks) Hikayesi
Sesli Masal

Şehir uykuya hazırlanırken gökyüzü kadife gibi koyulaştı, yıldızlar tek tek parladı. Pijamaskeliler’in karargâhında ise ışıklar hâlâ canlıydı. Kontrol ekranlarında sokak lambaları, parklar ve çatıların üstü görünüyordu. Kedi Çocuk, Baykuş Kız ve Kertenkele, gecenin sessizliğinde küçük bir şeyin eksik olduğunu hissediyordu; sanki şehir gülümsemeyi unutmuş gibiydi.

"Bu gece şehir çok sakin… Ama fazla sakin." dedi Kedi Çocuk, kulaklarını dikkatle dikerek.
"Sanki birileri eğlenceyi saklamış gibi." diye ekledi Baykuş Kız, pelerininin ucunu kıpırdatarak.
"Ben de aynı şeyi düşünüyorum. Burnuma tuhaf bir plan kokusu geliyor!" dedi Kertenkele, kollarını iki yana açıp gerinerek.

Tam o anda ekranda küçük bir işaret belirdi: Parkın kenarındaki posta kutusu, kendi kendine titriyordu. Üstelik içinden incecik bir ay ışığı sızıyordu.

"Posta kutusu mu sinyal veriyor?" dedi Baykuş Kız.
"Bu kesinlikle normal değil." dedi Kedi Çocuk.
"O zaman gidip bakalım!" dedi Kertenkele.

Üçlü, PJ Robot’un yardımıyla hızla parka ulaştı. Posta kutusunun kapağı hafif aralıktı ve içinden minicik, gümüş renkli zarflar uçuşuyordu. Zarflar, ay ışığıyla parlıyor; havada dönerek sanki bir şarkının notaları gibi süzülüyordu.

"Bunlar… ay ışığı mektupları!" dedi Baykuş Kız, gözleri kocaman açılarak.
"Kim gönderiyor olabilir?" dedi Kedi Çocuk, zarflardan birini dikkatle yakalayarak.
"Ben yakalarım!" dedi Kertenkele, zıplayıp iki zarfı birden kaparak.

Kedi Çocuk zarfa dokunur dokunmaz zarfın üstünde minik bir görüntü belirdi: Çocukların kahkahaları, parkta sallanan salıncaklar ve gökyüzünde parlayan ay… Sonra görüntü bir anda karardı. Ayın ışığı sanki bir perdeyle örtülmüş gibi soldu.

"Bu mektuplar neşe taşıyor… ama biri neşeyi karartmış!" dedi Baykuş Kız.
"Şehir gülmeyi unutursa geceler de üzülür." dedi Kertenkele, bir an durup içten bir sesle.
"O zaman neşeyi geri getireceğiz." dedi Kedi Çocuk, kararlı bir şekilde.

Uzaktan metalik bir kıkırdama duyuldu. Parkın öbür ucunda Romeo’nun icat arabası parlıyordu. Romeo, elinde parlak bir kumanda ile posta kutusuna doğru bakıyordu; yanında da küçük bir cihaz, ay ışığını çekip içine hapsediyordu.

"İşte suçlu!" dedi Kedi Çocuk.
"Romeo yine iş başında." dedi Baykuş Kız.
"Neşeyi çalmak mı? Bu çok kötü bir fikir!" dedi Kertenkele.

Romeo onları fark edince daha da gururlandı.

"Ah, Pijamaskeliler! Tam zamanında geldiniz. Ay ışığı mektupları çok parlak, çok neşeli… ve çok rahatsız edici!" dedi Romeo.
"Neşeden rahatsız olman normal değil, Romeo." dedi Baykuş Kız.
"Ben rahatsız olmuyorum, ben yönetiyorum! Neşe benim kontrolümde olursa herkes benim icatlarımı alkışlar!" dedi Romeo.

Romeo kumandaya bastı. Cihazdan çıkan ince bir ışın, mektupların içindeki parlaklığı emmeye başladı. Zarflar birer birer soluyor, griye dönüyor, yere düşüyordu. Parkın salıncağı bile sanki ağırlaşmış gibi yavaşladı.

Kertenkele hemen öne atıldı.

"Dur! O mektuplar insanların gülümsemesi!" dedi Kertenkele.
"Gülümseme mi? Benim icatlarım varken kim gülümsemeye ihtiyaç duyar?" dedi Romeo.

Kedi Çocuk zıpladı, cihazın yanına atıldı ama Romeo’nun icat arabasından çıkan küçük robot kollar, onu geri itti. Baykuş Kız havalanıp üstten yaklaşmaya çalıştı; Romeo bu kez cihazı döndürüp ışını ona doğru çevirdi. Baykuş Kız pelerininin ucuyla kendini korudu, ama ışın ona dokununca bir an için pelerinin parıltısı soldu. Baykuş Kız’ın yüzü ciddi, hatta biraz üzgün oldu.

"Bu ışın… sanki içindeki cesareti bile kısıyor." dedi Baykuş Kız, biraz şaşkın.
"Cesaretimiz kısılmaz. Sadece farklı bir yol bulacağız." dedi Kedi Çocuk.

Kedi Çocuk bir an durup etrafı dinledi. Parkın sessizliği içinde, çok hafif bir mırıltı vardı. Sanki mektuplar hâlâ fısıldıyordu; içlerinde kalan minicik neşe, “buradayız” diyordu.

"Mektuplar tamamen bitmedi. İçlerinde hâlâ biraz ışık var." dedi Kedi Çocuk.
"O ışığı büyütebiliriz!" dedi Kertenkele, heyecanla.
"Evet… ama Romeo’nun cihazı her şeyi çekiyor." dedi Baykuş Kız.

Tam o sırada gökyüzünde bir gölge belirdi. Luna Kız, ayın önünden süzülerek parkın üzerine geldi. Ay taşı, parıltılı bir şekilde elinde dönüyordu.

"Ay ışığı mektupları mı? Ne kadar tatlı… ve ne kadar benim!" dedi Luna Kız.
"Hayır, Luna Kız. Bu mektuplar şehrin." dedi Baykuş Kız.
"Şehrin mi? Şehir benim gecemi hak etmiyor. Ben istersem karanlık olur." dedi Luna Kız.

Romeo ve Luna Kız aynı anda cihazlara uzanınca park bir an karıştı. Romeo neşeyi çekmek istiyor, Luna Kız ay ışığını sahiplenmek istiyordu. İkisi de aynı şeyi istiyordu: kontrol. Ama kontrol edemedikleri bir şey vardı: Pijamaskeliler’in birbirine olan güveni.

"İkisi de aynı anda çekerse cihazlar aşırı yüklenir!" dedi Baykuş Kız, hızlıca.
"O zaman onları… aynı hedefe yönlendiririz!" dedi Kedi Çocuk.
"Nasıl yani?" dedi Kertenkele.

Kedi Çocuk, parkın ortasındaki büyük metal kaydırağı işaret etti. Kaydırak, ay ışığını yansıtan pürüzsüz bir yüzeye sahipti.

"O kaydırak bir ayna gibi. Işınları ona çevirirsek geri seker!" dedi Kedi Çocuk.
"Ben havadan yönlendiririm!" dedi Baykuş Kız.
"Ben de yerde hızla çekerim!" dedi Kertenkele.

Baykuş Kız havalandı, Romeo’nun cihazının üstüne doğru süzüldü ve pelerininin ucuyla ışın çıkışını kaydırağa doğru eğdi. Kedi Çocuk, Romeo’nun kumandasına hamle yaptı; Kertenkele de kaydırağın yanına koşup doğru açıyı yakalamak için kaydırağın altına küçük bir itiş verdi. Işın kaydırağa çarptı ve beklenmedik şekilde gökyüzüne doğru sekerek Luna Kız’ın ay taşına dokundu.

Ay taşı bir anda parladı. Parladı… ve içinden renkli, kıpır kıpır bir ışık yayıldı. Bu ışık ne Romeo’nun soğuk ışınına benziyordu, ne de Luna Kız’ın karartıcı gölgesine. Bu ışık neşeydi. Mektupların içinden yükselen sıcak bir pırıltı.

"Ne oluyor? Benim ışınım!" diye bağırdı Romeo.
"Ay taşım parlıyor… ama ben istemedim!" dedi Luna Kız, şaşkınlıkla.

Mektuplar yerden hafifçe havalandı. Gri zarfların üstünde küçük yıldız desenleri tekrar belirdi. Parkın lambaları birer birer daha sıcak yanmaya başladı. Salıncak gıcırdayarak yeniden hareket etti; sanki park, “oh” demişti.

Baykuş Kız pelerininin solan ucu yeniden canlanırken derin bir nefes aldı.

"Cesaret geri geldi." dedi Baykuş Kız.
"Çünkü neşe geri geldi!" dedi Kertenkele.
"Ve neşeyi kimse kilitleyemez." dedi Kedi Çocuk.

Romeo hışımla kumandaya bastı, ama cihaz “bip bip” diye tuhaf bir ses çıkarıp kendi üzerine kapanmaya başladı. Luna Kız ay taşını saklamaya çalıştı; fakat ay taşı, mektupların ışığıyla birlikte gökyüzüne küçük bir ışık yolu çizdi ve mektupları tek tek posta kutusuna geri taşıdı. Sanki ay, mektupları doğru yere ulaştırmaya kararlıydı.

"Hayır! Benim planım!" dedi Romeo.
"Benim gecem!" dedi Luna Kız.

İkisi de birbirine bakıp aynı anda huysuzca homurdandı. Tam kaçacaklarken parkın kenarından ince bir sis gibi bir gölge geçti: Gece Ninjası ve ninjalinolar. Sessizce yaklaşıp posta kutusuna uzandılar, ama kutunun kapağı bir anda “tak” diye kapandı. İçerden minik bir parıltı sızdı ve ninjalinoların ellerini gıdıklar gibi titretti. Ninjalinolar kıkırdadı; Gece Ninjası bile bir an kendini tutamayıp şaşkınca durdu.

"Hayır! Kıkırdama yok!" dedi Gece Ninjası, ama sesi bile komik çıktı.

Pijamaskeliler birbirine baktı. Bu gecenin neşesi o kadar bulaşıcıydı ki, kötü planlar bile karışıyordu.

"Bazen neşe, en hızlı kahramandır." dedi Baykuş Kız.
"Bazen de en güçlü kalkan!" dedi Kertenkele.
"Ve en önemlisi… birlikte olunca büyür." dedi Kedi Çocuk.

Romeo, Luna Kız ve Gece Ninjası geri çekildi; kendi planlarının içinde birbirlerine çarpa çarpa uzaklaştılar. Park ise yeniden canlıydı. Posta kutusunun kapağı aralandı; içinden üç tane küçük, gümüş zarf çıktı ve Pijamaskeliler’in önünde havada durdu. Her zarfın üstünde küçük bir simge vardı: Bir kedi pati izi, bir baykuş tüyü ve bir kertenkele kuyruğu deseni.

"Bunlar… bize mi?" dedi Kertenkele, şaşkın ve sevinçli.
"Sanırım şehrin teşekkür mektupları." dedi Baykuş Kız.
"O zaman kabul ediyoruz… ama asıl teşekkür, şehrin gülümsemesi." dedi Kedi Çocuk.

Üçlü zarflara dokunduğunda zarflar ışığa dönüştü ve gökyüzünde küçük bir kalp şekli çizerek dağıldı. O kalp şekli, ayın yanında bir an durdu; sonra yavaşça yıldızlara karıştı.

Karargâha dönerlerken şehir artık o “fazla sakin” hâlinden çıkmıştı. Sessizdi, evet… ama huzurlu ve mutlu bir sessizlikti. Sokak lambaları sanki daha sıcak yanıyor, rüzgâr bile daha neşeli esiyordu.

"Bu gece güzel iş çıkardık." dedi Kedi Çocuk.
"Hem de çok güzel." dedi Baykuş Kız.
"Ve yarın çocuklar uyanınca, gülümsemeleri yerinde olacak." dedi Kertenkele.

Gökyüzünde ay parladı. Parktaki posta kutusu ise bir kez daha usulca titreşti; sanki yeni mektuplar hazırlıyordu. Çünkü şehirde neşe bitmezdi. Hele Pijamaskeliler iş başındaysa, neşe her zaman doğru adrese ulaşırdı.

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın