Pony Hikayesi

Pelin Kaya 11.12.2025 79 Okunma Sayısı Çocuk Hikayeleri 0 Yorum
Pony Hikayesi
Sesli Masal

Bir zamanlar çiçek kokuları rüzgârla yarışan küçük bir yerleşimde yaşayan hayal gücü geniş bir çocuk varmış. Adı Kerem olan bu çocuk, defterine çizdiği ponylere öyle içten bakarmış ki, bir gün onlardan biriyle gerçekten tanışmayı düşlermiş.

Yağmurun ardından bir sabah, gökyüzünde alışılmadık kadar canlı parlayan bir gökkuşağı belirivermiş. Renklerin ucu, kasabanın ardındaki ormana doğru uzanıyormuş. Kerem gökkuşağına bakarken içinde kıpırdayan o tuhaf heyecan yükselmiş:

Sanki beni çağırıyor…

Bir sandviç, bir elma ve defterini çantasına yerleştirip sessiz ormana doğru yürümeye başlamış. Ağaçların arasından geçerken yerde ışıltılı renk kırıntıları görmüş. Sanki gökkuşağı yeryüzüne ufak ufak dökülmüş gibiymiş.

Bu parlak izi takip ettiğinde küçük bir gölün kıyısına ulaşmış. Tam suyun durağan yüzeyindeki yansımaya bakarken arkasından ince bir ses duyulmuş:

Merhaba Kerem.

Kerem hemen dönmüş ve nefesi tutulmuş. Kar beyazı tüyleri ışıldayan, yelesi pastel renklerde parlayan minik bir pony ona gülümsüyormuş.

Bu… gerçek misin? diye kekeleyerek sormuş.

Pony başını hafifçe eğmiş:

Ben Pony. Beni görmen, kalbinde hâlâ ışık taşıdığını gösteriyor.

Kerem şaşkınlıktan gözlerini kırpıştırmış:

Neden yalnızca ben seni görebiliyorum?

Pony gölü işaret etmiş. Suya yansıyan kasabada, çocukların oyunlardan uzak, sessiz ve biraz da yorgun göründüğünü fark etmiş Kerem.

Pony’nin sesi hüzünle karışmış:

Kasabada neşe azalıyor Kerem… Çocuklar gülmeyi unutuyor. Gökkuşağım da bu yüzden soluyor. Bana destek olur musun?

Kerem tereddüt bile etmeden:

Elbette yanında olurum! Peki ne yapacağız?

Pony’nin gözleri hemen ışıldamış:

Oyun geri dönerse gökkuşağım yeniden parlar. Birlikte yeni bir eğlence uyduralım.

Ertesi gün Kerem okul bahçesinde renkli tebeşirlerle yollar, sıçrama alanları, dönüşler ve küçük engeller çizmiş. Çocuklara seslenmiş:

Hadi! “Pony Parkuru”na katılın! Görünmez pony’nize binmiş gibi koşturun, zıplayın, eğlenin!

Başta birkaç çocuk merakla yaklaşmış, sonra tüm bahçe neşeyle dolmuş. Herkes kendi pony’sine isim bulmuş: Parıltı, Köpük, Ayışığı… Kahkahalar gökyüzüne kadar yükselmiş.

O akşam Kerem yeniden ormana gidince Pony’yi gölün kenarında bulmuş. Minik canlının yelesi şimdi çok daha canlı, neredeyse ışık saçacak kadar parlakmış.

Kerem… Başardın! Çocukların oyunları geri geldi, ben de gücümü buldum.

Kerem gururla gülümsemiş:

Bunu beraber başardık Pony. Sen olmasan kimse bu oyunu düşünmezdi.

Pony başını ona doğru uzatmış:

İnanmayı sürdüren bir çocuk, karanlığı bile renge dönüştürür. Sen de bunu yaptın.

Ardından gökkuşağı renklerine bürünen bir parıltı içinde ormanın içine doğru yavaşça kaybolmuş. Gitmeden önce rüzgârla beraber bir fısıltı bırakmış:

Gökyüzünde ince bir renk çizgisi gördüğünde bil ki sana yine el sallıyorum.

O günden sonra Kerem’in başlattığı oyunlar kasabanın sokaklarını şenlik yerine çevirmiş. Çocuklar her seferinde birbirine şöyle demiş:

Bu, Pony’nin bize bıraktığı mucize!

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın