Rüzgar ile Güneş Hikayesi
Gökyüzünün yükseklerinde, mavi boşluğun derinliklerinde iki kadim dost yaşarmış: neşesine sığmayan ama iyi kalpli Rüzgar ile, yüzünde her daim huzurlu bir tebessüm taşıyan Güneş.
Rüzgar, dalları savurmayı, yaprakları dans ettirmeyi, insanların saçlarını karıştırmayı oyun sanırmış. Güneş ise sabahları usul usul yükselip çimenlere renk veren, çocukların yanaklarını tatlı tatlı ısıtan nazik bir ışık taşıyormuş.
Bir gün, aşağıdaki kasabada yaşayan Defne ve Ali ağır adımlarla okula doğru yürürken ikisinin de omuzlarına çökmüş bir tedirginlik varmış; o gün zor bir sınavları varmış ve bundan pek hoşnut değillermiş.
Bu manzarayı gören Rüzgar hemen atılmış:
— Bu kasabayı biraz canlandıralım, demiş. Üstelik kim daha iyi yapacak görmek isterim!
Heyecanla esmiş; atkılar çözülmüş, kâğıtlar havalanmış, şapkalar yuvarlanmış. Çocuklar önce şaşkın kahkahalar atmış ama zaman geçtikçe soğuyan havadan titreyip yorgun düşmüşler.
Defne içini çekerek mırıldanmış:
— Hem üşüdüm hem saçım darmadağın oldu. Keşke bugün böyle başlamasaydı.
Rüzgar durup etrafa bakmış; güçlüydü ama kimse rahat hissetmiyordu.
Sonra Güneş sessizce perdeleri aralar gibi bulutları kenara itmiş. Altın rengi ışığı kasabaya yumuşak bir sıcaklık bırakmış.
Defne yüzünü göğe çevirmiş:
— İçim ferahladı, sanki karnımdaki düğümler çözülüyor, demiş.
Işık Ali’nin defterine düşmüş; harfler daha net görünmüş, Eli daha güvenle sayfaları çevirmiş. Hikayeyi kendi içinde şöyle tamamlamış:
— Çalıştım, çabaladım. O halde denerim.
Bahçedeki çocuklar da ılık havayla beraber derin bir nefes almış. Kimi içinden sessizce “başarırım” demiş, kimi gülümseyerek arkadaşına sarılmış.
Rüzgar, Güneş’e dönmüş ve merakla sormuş:
— Ben bütün gücümü kullandım, ama insanlar gerginleşti. Sen hiçbir ses çıkarmadan onları rahatlatıyorsun. Bunun sırrı ne?
Güneş yumuşak bir tonla karşılık vermiş:
— İnsanların kalplerinde küçücük pencereler vardır. Zorlarsan kapanır, incelik gösterirsen açılır.
Sınav bitince Defne ve Ali okula giderken olduklarından daha dik yürümüşler. Eve dönerken ikisi de göğe bakıp içlerinden geçirmiş:
— Rüzgar bize güçlü durmayı öğretti, Güneş ise yüreğimizi hafifletti.
Kasabada günler geçtikçe yeni bir söz dolaşmaya başlamış:
“Gerçek güç, ses yükseltende değil; güven veren sıcaklıkta saklıdır.”
Ve o günden sonra esen hafif bir rüzgar ya da bir pencereye düşen güneş ışığı bile çocuklara bu hikâyeyi fısıldar olmuş; çünkü bazen dünyayı değiştiren şey, sadece kalplere dokunan bir iyiliktir.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın