Sihirli Geyik Hikayesi
Dağların ardında, bulutların gölgelerinin bile uğramaya çekindiği ücra bir yerleşim vardı. Bu köyde yaşayanlar, geceleri rüzgarın taşıdığı gizemli bir söze kulak verirdi. Fısıltı, hem ürkütücü hem de merak uyandırıcıydı:
— Ormanın en derin yerinde, yol gösteren bir ışık saklanır…
Kimileri bu sözün eski masallardan kaldığını düşünür, kimileri ise doğanın gizli bir çağrısı olduğuna inanırdı. Ancak kimse cesaret edip peşine düşmezdi.
Ta ki, içi merakla dolu genç Aras bir sabah sisli vadide ilerlerken, gövdesi altın ışıltılarla parlayan bir geyikle karşılaşıncaya kadar.
Geyik, ürkmüş bir hayvan gibi kaçmadı. Adeta bekliyormuş gibi yumuşak bakışlarla Aras’a döndü.
Aras’ın sesi titremişti:
— Neden bana bakıyorsun? Bir şey mi göstermek istiyorsun?
Geyik, sanki bu soruyu duyup onaylarcasına adım attı ve sessizce ormanın içine doğru yürümeye başladı. Aras tereddüt etmedi; bilinmeyenin korkusu, merakın ateşiyle yenilmişti.
Ağaçların arasındaki yol, sıradan bir patika değildi. Hava ağır, toprak daha sıcak ve kuş sesleri bile farklıydı. Aras, kalbinde garip bir his taşıyordu:
“Bu sadece bir yol değil… Bir sınav.”
Geyik, nihayet geniş bir açıklığa vardı. Ortada, güneşin altında kristal gibi parıldayan gizli bir su kaynağı yükseliyordu. Suyu berraktı, toprağa dokunduğu her yerde yaşam yeşeriyordu.
Aras nefesini tutarak fısıldadı:
— Bu… yıllardır aradığımız bereket…
Geyik sessizdi. Fakat bakışlarında sarsılmaz bir mesaj vardı:
Bu kaynak korunmalı. Açgözlü eller buraya yaklaşmamalı.
Sonra, gölgelerin arasından yükselen ışıklar geyiği sarıp yumuşak bir parıltıya dönüştürdü. Aras elini uzatmak istedi ama ışık çoktan ormanın derinliğine karışmıştı.
Köye döndüğünde insanlar etrafını sardı:
— Aras, nerede kaldın?
— Yüzün parlıyor, senin başına ne geldi?
— Yine hayallerinin peşine mi düştün?
Aras gülümsedi. Sesinde bir çocuk gibi saf bir coşku vardı:
— Orman bize bir armağan saklamış. Ama onu yalnızca iyilikle yaklaşanlar bulabiliyor. Ben sadece yolu takip ettim.
Ertesi gün köylüler o gizli suya ulaştı. Toprak canlandı, ağaçlar meyve verdi, kurumuş umutlar yeniden filizlendi.
Aras ise kaynağın yanına bir kulübe kurup sessiz bir bekçi haline geldi. Başkaları bolluğu paylaşırken o, suyun kıymetini korumayı seçti.
Yıllar sonra bile köy halkı geceleri ormana bakıp şu sözleri fısıldardı:
— Altın bir ışık görürsen sakın korkma. Doğru kalpli olanların yolunu Sır Geyiği hâlâ aydınlatır.
Ve anlatılan her masal gibi, bu hikâye de üç gizli armağan bırakmış dünyaya:
Birincisi cesur yüreklerin kararlılığına,
ikincisi ışığın ardında saklanan bilgeliklere,
üçüncüsü de bu satırları okuyup içindeki iyiliğe sarılanlara.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın