Snoopy Hikayesi

Pelin Kaya 27.12.2025 66 Okunma Sayısı Çocuk Hikayeleri 0 Yorum
Snoopy Hikayesi
Sesli Masal

Snoopy o sabah kulübesinin çatısında her zamankinden daha ciddi görünüyordu. Burnu havadaydı, kulakları rüzgârı dinliyordu. Bir yandan da göz ucuyla Charlie Brown’ın bahçede uçurtma ipini düğümlemeye çalışmasını izliyordu. İpin bir kısmı Charlie Brown’ın bileğine, bir kısmı da sanki kaderin kendisine dolanmış gibiydi.

Charlie Brown iç çekti. Uçurtma kağıdı pırıl pırıl, çıtalar düzgün, ip yeni… ama Charlie Brown’ın yüzündeki ifade, birazdan olacakları şimdiden biliyormuş gibiydi.

Bugün farklı olacak, değil mi Snoopy? dedi Charlie Brown.
Snoopy gözlerini kısarak “tabii ki” der gibi başını ağır ağır salladı. Sonra da patilerini göğsünde birleştirip, sanki büyük bir bilim insanıymış gibi düşünceli poz verdi.

Bahçenin köşesinde Lucy bir elinde limonata, diğer elinde neşeli bir eleştiri stoğu ile duruyordu.

Charlie Brown, uçurtma mı? Yine mi? Bugün de o ağacı besleyeceksin demek! dedi Lucy.
Lucy, bu kez daha dikkatliyim. Düğümümü iki kez kontrol ettim.
İki kez mi? Ben olsam yirmi kez kontrol ederdim. Ama sen Charlie Brown’sın. İstatistikler aleyhine çalışıyor.

Linus battaniyesine sarılıp yaklaşırken gözlerini gökyüzüne dikti.

Rüzgâr uygun. Hava sakin ama kararlı. Uçurtma için iyi. İnsanlar da bazen böyle olmalı. dedi Linus.
Sally hemen atıldı:
Ben zaten çok kararlıyım. Özellikle tatlı konusunda.

Schroeder ise mini piyanosunun başına oturmuş, sanki uçurtma kalkarsa müzikle yükseltecekmiş gibi parmaklarını ısıtıyordu.

Uçurtma havalanınca Beethoven’a geçeceğim. Rüzgârın ritmi var. dedi Schroeder.

Tam o anda Woodstock, Snoopy’nin yanına pıt pıt kondu. Küçücük kanatlarını açıp kapanıyor, bir şeyler anlatıyordu. Snoopy dikkat kesildi. Woodstock ne diyorsa önemliydi; çünkü Woodstock genelde önemli şeyleri acil bir sesle anlatırdı.

Snoopy birden dikildi. Kulübesinin yan tarafına yapıştırdığı küçük “komuta panosu”na doğru sıçradı. Panoda minik çizimler vardı: bir uçurtma, bir zarf, bir kalp ve… bir kurabiye.

Bu bir görev, Woodstock. Çok gizli. der gibi Snoopy, patisiyle havada hayali bir mühür bastı. Woodstock heyecanla başını salladı.

Charlie Brown ipi eline aldı.

Hazır mısınız?
Hazırız! diye bağırdı Sally.
Ben her zaman hazırım, özellikle izlemeye. dedi Lucy.

Charlie Brown koşmaya başladı. Uçurtma önce yerden yükselir gibi oldu, sonra bir an tereddüt etti. Snoopy bu anı yakalamıştı. Bir roketin fırlatma anı gibi… Çünkü Snoopy’nin aklında uçurtmadan büyük bir şey vardı: “uçurtma postası”.

Snoopy, kulübesinin arkasına sakladığı küçük bir zarfı çıkardı. Zarfın üzerinde küçük bir kalp çizimi vardı. Bu zarf, Snoopy’nin “mutluluk planı”ydı. Planın hedefi: Charlie Brown.

Snoopy biliyordu. Charlie Brown bazen çok iç çekerdi. Bazen gözleri yere bakardı. Bazen herkes gülerken o, gülümsemeyi sonradan hatırlardı. Snoopy ise buna dayanamazdı. Charlie Brown’ın kalbini hafifletecek bir şey gerekiyordu.

Snoopy zarfı uçurtmanın ipine, düğümün hemen altına dikkatle bağladı. Kendi düğüm tekniği vardı: “Snoopy Düğümü.” Hem sağlam, hem şık.

Lucy gözlerini kısmış, olan biteni izliyordu.

Snoopy, sen ne yapıyorsun? Uçurtmayı daha da ağırlaştırma sakın!
Linus merakla yaklaştı:
Belki de rüzgârla mesaj taşımak istiyor. Eski zamanlarda böyle yöntemler vardı.
Eski zamanlar mı? dedi Sally. Eski zamanlarda internet yok muydu? Ne zor!

Charlie Brown koşmayı hızlandırdı. Uçurtma bu kez gerçekten yükseldi. İp gerildi, uçurtma gökyüzünde bir çizgi gibi uzadı. Charlie Brown’ın yüzünde minicik bir umut parladı.

Bakın! Havalandı! Gerçekten havalandı!
Schroeder hemen piyanosuna abanıp coşkulu bir melodi çalmaya başladı.
İşte bu! Uçurtmanın zaferi!

Ama zafer kelimesi Lucy’nin kulağına bir meydan okuma gibi geldi.

Zafer mi? Bekle de şu ağacı görelim. dedi Lucy.

Ve tabii ki o meşhur “uçurtma yiyen ağaç” bahçenin öbür ucunda, sanki Charlie Brown’ı özel olarak seçmiş gibi sessizce duruyordu.

Uçurtma rüzgârla dalgalandı, bir sağa bir sola savruldu. Charlie Brown ipi toparlamaya çalışırken Woodstock havada uçup zarfı izliyordu; sanki postacı kuş gibi.

Snoopy ise bir anda hayal dünyasına kaydı: Başında pilot gözlüğü, boynunda atkı, gökyüzünde bir kahraman. Uçurtma değil, sanki uçağı vardı. Görev adı: “Operasyon Neşe”. Düşman: İç çekişler. Silah: Sürpriz mesaj.

Tam o sırada Peppermint Patty ve Marcie de bahçeye geldiler. Peppermint Patty kollarını kavuşturdu.

Chuck, sen hâlâ uçurtma mı uçuruyorsun? Cesur bir seçim.
Marcie gözlüğünü düzeltti:
Sir, rüzgârın vektörü uygun ama ağacın stratejik konumu riskli görünüyor.

Lucy kahkaha attı.

Marcie, bunu söylemek için gözlük şart mı?

Uçurtma bir an yükseldi, herkesin kalbi aynı anda “belki” dedi. Charlie Brown’ın gözleri ışıldadı.

Bu sefer… bu sefer olacak!

Derken rüzgâr ters bir kıvrım yaptı. Uçurtma, sanki ağacı görmüş de “oraya gideyim” diye karar vermiş gibi, yavaşça ağaca yöneldi. Charlie Brown ipi çekti, bıraktı, tekrar çekti. Ama uçurtma, sanki kendi iradesi varmış gibi dallara doğru süzüldü.

Hayır! Hayır hayır hayır! diye inledi Charlie Brown.
Lucy zafer kazanmış komutan gibi konuştu:
Sana demiştim! Ağaç yine acıkmış!

Uçurtma dallara takıldı. İp gerildi. Charlie Brown’ın omuzları düştü. Kısa bir sessizlik oldu. Schroeder bile bir an durdu. Linus battaniyesini biraz daha sıkı tuttu. Sally dudaklarını büzdü. Peppermint Patty başını salladı.

Snoopy ise hemen harekete geçti. Çünkü planın ikinci kısmı vardı: “kurtarma ve teslimat”.

Snoopy ağaca doğru koştu. Woodstock da peşinden. Snoopy ağaca tırmanmayı denedi ama o ağaç, sanki özellikle Snoopy’ye “hayır” demek için yaratılmıştı. Dallar kaygandı, gövde uzundu.

Lucy kollarını açtı.

Ağaçla pazarlık yapamazsın Snoopy! O kimseyi geri vermez!
Linus sakin bir sesle yaklaştı:
Belki de mesele geri almak değil, mesajı ulaştırmanın başka bir yolu vardır.

Snoopy birden durdu. Kulübesine koştu. Bir dakika sonra ağzında uzun bir sırıkla geri geldi. Sırığın ucuna da küçük bir kanca bağlamıştı. Sanki “Snoopy Kurtarma Teknolojileri” adlı bir laboratuvardan çıkmış gibiydi.

Snoopy bunu nereden buldu? dedi Sally.
O her şeyi bulur. Ben onun köpeği olduğuna hâlâ inanamıyorum. dedi Lucy, farkında olmadan bir iltifat etti; sonra hemen yüzünü ekşitti.

Snoopy sırığı uzattı, uçurtmanın ipine doğru kancayı dikkatle yönlendirdi. Woodstock havada dolaşıp işaret eder gibi cıvıldıyordu. Bir iki denemeden sonra Snoopy kancayı zarfın bağlı olduğu bölgeye taktı. Yavaşça çekti.

Zarf, ipten kurtuldu ve aşağı doğru süzüldü. Woodstock, sanki bir hava akrobatı gibi uçarak zarfı havada yakaladı. Sonra da minik adımlarla Charlie Brown’a doğru koşturdu.

Charlie Brown şaşkınlıkla zarfı aldı. Üzerindeki küçük kalbi görünce gözleri büyüdü.

Bu… benim için mi?
Snoopy göğsünü kabarttı. Woodstock da başını salladı.

Charlie Brown zarfı açtı. İçinden küçük bir kâğıt çıktı. Kâğıtta düzgün bir yazı yoktu; çünkü Snoopy’nin kalemi daha çok “sanat” gibi çalışıyordu. Ama mesaj belliydi: Bir gülen yüz, bir uçurtma, bir kalp ve en alta patili bir imza.

Charlie Brown önce sustu. Sonra burnunu çekti. Sonra gülümsedi. Öyle büyük bir gülümseme değildi belki, ama gerçekti. Rüzgârın bile saygı duyacağı türden.

Snoopy… bazen kaybediyorum gibi hissediyorum. Ama sen… sen beni her seferinde yeniden başlatıyorsun.
Linus başını salladı:
Umudun işi bu. Yeniden başlatmak.
Sally hemen atladı:
Ben de yeniden başlatılmak istiyorum. Mesela ödev konusunda.

Lucy bir an durdu. Alay etmek için ağzını açtı, sonra vazgeçti. Bu nadir bir olaydı; takvimlere not düşülebilirdi.

Şey… yani… fena değil. dedi Lucy, sanki bu cümle onu zayıflatacakmış gibi.

Peppermint Patty Charlie Brown’ın omzuna hafifçe vurdu.

İyi iş, Chuck. Uçurtma ağaca gitti ama… bak, sen yine de kazandın.
Marcie ciddi ciddi ekledi:
Sir, moral üstünlük stratejik bir başarıdır.

Schroeder tekrar çalmaya başladı; bu sefer daha yumuşak, daha sıcak bir melodi. Woodstock Snoopy’nin yanına geldi, gagasıyla Snoopy’nin kulağına bir şeyler söyledi. Snoopy bir an durdu, sonra kulübesine koştu.

Bir dakika sonra geri döndüğünde elinde… hayır, ağzında… büyük bir kurabiye kavanozu vardı. Nereden bulmuştu? Bu Snoopy sorusuydu. Kavanozu herkesin önüne koydu, kapağını açtı. Kurabiye kokusu bahçeyi doldurdu.

Charlie Brown güldü.

Snoopy, uçurtmayı kaybettik ama kurabiyeleri kurtardık, öyle mi?
Snoopy göz kırptı. Bu, “doğru öncelikler” anlamına geliyordu.

Lucy bir kurabiye aldı.

Tamam, kabul ediyorum. Bugünlük ağaç kazandı, ama kurabiye de kazandı.
Linus bir tane alıp battaniyesine kırıntı düşürmemeye çalıştı:
Bazı günler kayıplar, başka bir şeye yer açar. Mesela küçük bir gülümsemeye.
Sally ağzı doluyken konuştu:
Benim gülümsemem çok büyük. Çünkü kurabiyem de büyük.

Charlie Brown, Snoopy’nin başını okşadı. Snoopy bir an için kahraman pilot hayalinden çıktı, sadece köpek oldu. Ama en güçlü hâli belki de buydu.

Gökyüzünde uçurtma yoktu artık. Ağaç dallarında bir renk parçası sallanıyordu. Yine de bahçede bir şey yükselmişti: Charlie Brown’ın içindeki hafiflik.

Ve Snoopy, kulübesinin çatısına geri çıkarken kendi kendine karar verdi: Yarın yeni bir plan. Belki bir balon. Belki bir kartpostal. Belki sadece bir patili selam. Çünkü bazı mesajlar için gökyüzüne bile gerek yoktu. Snoopy zaten oradaydı.

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın