Temel Reis Hikayesi

Pelin Kaya 13.01.2026 57 Okunma Sayısı Çocuk Hikayeleri 0 Yorum
Temel Reis Hikayesi
Sesli Masal

Kasaba her zamanki gibi tuz kokuyordu; deniz sabah güneşini gümüş gibi parlatırken limanda ipler gıcırdıyor, martılar ekmek peşinde dönüp duruyordu. Temel Reis, iskeledeki tahta kasanın üstüne oturmuş, pipo dumanını yavaşça üflüyordu. Bir yandan da gözünü ufka dikmişti; çünkü Safinaz, sabah erkenden pazara gideceğim deyip çıkmış, henüz dönmemişti.

O sırada Cingöz, koltuğunun altında bir kağıt torba, yüzünde o bildik iştahlı gülümsemesiyle koşar adım geldi. Torbayı gizler gibi göğsüne bastırıyor, sanki dünyadaki en önemli şeyi taşıyormuş gibi davranıyordu.

"Temel Reis, duydun mu, duydun mu?"

Temel Reis piposunu yana kaydırdı, gözünü kısarak baktı.

"Neyi duydum, Cingöz? Deniz mi konuşmuş, yoksa senin miden mi?"

Cingöz torbayı salladı; içinden hafif çıtır sesler geldi.

"Bugün kasabada karnaval var! Büyük ödül var! Altın bir çapa! Hem de gerçek altın! Üstelik kazanana bedava sandviç kuponu da veriyorlar."

Temel Reis, altın çapa lafını duyunca bir an durdu. Karnaval demek kalabalık demekti, kalabalık demek de Kabasakalın bir yerlerden çıkması demekti. Tam ağzını açıp bir şey diyecekti ki, limanın öbür ucundan bir çığlık duyuldu. Safinaz, pazardan dönerken kolları dolu sepetleriyle koşuyor, arkasında Kabasakal homurdanarak ilerliyordu. Safinazın şapkası yana kaymış, saçları rüzgarda savruluyordu.

"Temel Reiiiis! Kabasakal yine peşimde!"

Kabasakal yumruklarını sıktı, kasları tişörtünü zorlayacak gibi kabardı.

"Safinaz, gel buraya! Karnavalın kraliçesi benimle yürümeli!"

Temel Reis ayağa kalktı; piposunun dumanı bu kez daha sert çıktı. Bakışları bir an Safinaza, bir an Kabasakala gitti.

"Kabasakal, kasabada kural var. Safinaz kendi istediğiyle yürür."

Kabasakal güldü; o gülüşte kabalık kadar meydan okuma da vardı.

"Benim kuralım daha güçlü, Temel! Karnaval ödülü altın çapa, onu da ben kazanacağım. Sonra da Safinazı karnaval turuna çıkaracağım!"

Safinaz, Temel Reisin yanına sığındı; sepetleri aceleyle yere bıraktı. Gözlerinde hem kızgınlık hem de yorgunluk vardı.

"Ben kimseyle tur falan atmayacağım! Hem karnavalda çocuklar için gösteri var, Pırpırı götüreceğim!"

Bu sözle birlikte küçük Pırpır, limandaki direğin arkasından çıktı. Üzerinde kocaman bir şapka, elinde bir oyuncak düdük vardı. Safinazı görünce gözleri parladı ve Temel Reisin bacağına sarıldı.

"Temel Reis! Karnavalda balon var mı?"

Temel Reis eğilip Pırpırın başını okşadı.

"Vardır elbet, ufaklık. Hem balon var, hem de… belki bir sürü sürpriz."

Cingöz araya girdi; gözleri parlıyordu.

"Sürpriz deyince aklıma sandviç geliyor. Bu arada yarışmalar başlamak üzere. Kim kazanırsa altın çapa onun!"

Kabasakal omzunu kabarttı.

"Ben kazanırım. Çünkü ben güçlüyüm."

Temel Reis piposunu ağzının kenarında çevirdi.

"Güç sadece kol gücü değil, Kabasakal. Akıl da lazım."

Kabasakal alaycı bir kahkaha attı.

"Akıl mı? Benim aklım da var, kasım da var!"

Safinaz, Temel Reisin koluna girdi; sesi bu kez daha yumuşaktı, ama içinde bir endişe vardı.

"Temel Reis… Kabasakal karnaval kalabalığında daha da taşkın olur. Pırpır korkar. Ne yapacağız?"

Temel Reis, Safinazın gözlerindeki endişeyi görünce yüzü ciddileşti. O an Temel Reisin içindeki asıl güç, kaslarından önce yüreğinde yükseldi.

"Merak etme Safinaz. Pırpırın yüzü gülecek. Hem karnavalı da kimseye zehir ettirmem."

Karnaval alanına vardıklarında müzikler çalıyor, renkli bayraklar sallanıyor, pamuk şeker kokusu havaya karışıyordu. Pırpır, balonlara bakarken neredeyse boynu ağrıyacaktı. Cingöz ise sandviç tezgahının önünde saygıyla duruyor, sanki bir anıt görmüş gibi derin derin nefes alıyordu.

İlk yarışma halat çekmeydi. İki takım kurulmuştu; bir tarafta Kabasakalın topladığı iri yarı adamlar, diğer tarafta Temel Reisin yanında birkaç liman işçisi ve Safinazın cesaretlendirdiği birkaç genç. Pırpır, halatın yanına koştu; gözleri heyecandan pırıl pırıldı.

"Temel Reis, ben de çekebilir miyim?"

Temel Reis gülümsedi.

"Sen en önemli görevi yapacaksın, Pırpır. Bize tempo tut."

Pırpır oyuncak düdüğünü kaldırdı, ciddiyetle başını salladı.

"Tamam!"

Hakem düdüğü çaldı. Halat gerildi, ayaklar yere gömüldü, kumlar savruldu. Kabasakal öne eğildi; dişlerini sıkarak bütün gücüyle asıldı. Temel Reis de asıldı ama bir yandan takımını izliyor, onların nefesini ayarlıyordu.

"Hadi çocuklar, birlikte… bir… iki… üç!"

Pırpır düdüğünü öttürdü; ritim verdi. Safinaz ise arka tarafta, heyecanla ellerini kenetlemişti.

"Temel Reis, bırakma!"

Bir an halat Kabasakalın tarafına kaydı. Kabasakal kıs kıs güldü.

"Gördün mü Temel? Güç bende!"

Temel Reis göz ucuyla takımına baktı; birinin eli kaymış, diğeri dengesini yitirmişti. Temel Reis hemen sesini değiştirdi; daha sakin, daha yönlendirici konuştu.

"Durun. Nefes alın. Aynı anda çekin. Halatla kavga etmeyin, halatı yönetin."

Bu sözler sanki herkesin omzuna görünmez bir el koydu. Takım bir anda uyumlandı. Çektiler. Birlikte çektiler. Halat yavaş yavaş geri geldi. Kabasakalın kaşları çatıldı; gücü vardı ama ritmi yoktu.

"Ne oluyor böyle!"

Son çekişte Temel Reisin takımı çizgiyi geçti. Hakem bayrağı kaldırdı. Kalabalık alkışladı. Pırpır sevinçten zıpladı.

"Kazandık! Kazandık!"

Kabasakal sinirle halatı yere fırlattı.

"Bu daha başlangıç!"

İkinci yarışma, engelli parkurdu. Tahta varillerin üstünden atlanacak, ağların altından sürünülecek, sonra bir hedefe top fırlatılacaktı. Safinaz, Pırpırı kucağına aldı; kalabalıkta ezilmesin diye sıkı sıkı tuttu.

"Pırpır, sakın gözümü kaybetme."

Pırpır başını salladı; sonra Temel Reise döndü.

"Temel Reis, Kabasakal yine kızgın bakıyor."

Temel Reis Kabasakala baktı. Kabasakal, parkurun başında duruyor; gözleriyle Temel Reisi tartıyordu.

"Baksın ufaklık. Biz işimize bakacağız."

Parkur başladı. Temel Reis çevikçe ilerledi; varillerin üstüne dengeli çıktı, ağın altından sürünürken piposunu bile düşürmedi. Kabasakal ise hızla gidiyordu ama acele ettikçe takılıyordu; bir varile çarpıp sendeledi, ağın altında sıkışır gibi oldu. Kalabalık gülüşmelerle karışık tezahürat yapıyordu. Kabasakalın öfkesi daha da arttı.

Son aşama hedef atışıydı. Temel Reis topu eline aldı, hedefe baktı. Tam atacakken Kabasakal, yan taraftan bir omuz attı; Temel Reis dengesini kaybetti, top yere düştü. Kalabalık bir an sustu. Safinazın yüzü bembeyaz oldu.

"Kabasakal! Bu hile!"

Kabasakal dişlerini gösterdi.

"Karnavalda her şey serbest!"

Temel Reis yavaşça doğruldu; yüzünde öfke vardı ama daha büyük bir şey daha vardı: hayal kırıklığı. Çocukların baktığını gördü; Pırpırın gözleri büyümüştü. Temel Reis, Kabasakala değil, önce çocuklara baktı. Sonra sesi kararlı çıktı.

"Çocukların önünde böyle olmaz, Kabasakal."

Kabasakal aldırmadı.

"Kim durduracak beni?"

Temel Reis topu tekrar aldı. Bu kez daha sakin, daha net. Nefes aldı, hedefe odaklandı ve attı. Top, hedefin tam ortasına girdi. Kalabalık bir anda coştu. Hakem düdük çaldı; Temel Reis turu geçti.

Kabasakal öfkeyle bağırdı.

"Şans! Sadece şans!"

Cingöz, sandviç tezgahından başını kaldırdı; şaşkınlıkla sahneye baktı.

"Şans demeyelim de… düzenli beslenmenin etkisi diyelim."

Safinaz, istemeden güldü; ama hemen kendini toparladı.

"Cingöz, şimdi zamanı değil!"

Final yarışması en büyük ödül içindi: Altın çapa, büyük bir cam kutunun içinde parlıyordu. Yarışmanın adı deniz düğümü sınavıydı. Herkesin önüne ipler kondu; doğru düğümler hızlı ve temiz bağlanacaktı. Kabasakal, ipi eline alınca afalladı. Temel Reis ise liman hayatından düğümlere alışkındı. Ancak Kabasakalın bakışlarında başka bir plan vardı.

Hakem başla dediğinde, Kabasakal ipi bağlamak yerine Temel Reisin ipine uzandı. Safinaz bir adım öne fırladı.

"Yapma!"

Pırpır korkuyla Safinaza sarıldı.

"Safinaz, ben korktum."

Safinaz Pırpırı daha sıkı tuttu; sesi titremesin diye derin bir nefes aldı.

"Korkma Pırpır, Temel Reis burada."

Temel Reis, Kabasakalın elini yakaladı. Bu kez kalabalık tamamen sessizdi. Çocukların gözleri ikisinin üzerindeydi. Temel Reis Kabasakala yakından baktı; sesi sertti ama ölçülüydü.

"Kabasakal, kazanmak istiyorsan yarış. Ezmek istiyorsan kaybedersin."

Kabasakal bir an durdu. Sanki ilk defa gerçekten duyduğu bir cümleymiş gibi. Ama gururu ağır bastı; elini çekip homurdandı.

"Ben kaybetmem!"

Tam o anda Kabasakal, ayağıyla yere saçılmış iplerin bir kısmına takıldı. Dengesini kaybedip cam kutuya doğru sendeledi. Kutunun kenarı sallandı; altın çapa tehlikeli biçimde eğildi. Kalabalıktan bir çığlık yükseldi. Pırpır gözlerini kapattı.

Temel Reis refleksle atıldı. Kutuyu iki eliyle tuttu, ağırlığı dengeledi. Altın çapa yerinde kaldı. Herkes nefesini tuttu; sonra alkış koptu. Hakem Temel Reisin yanına koştu.

"Bu bir kaza olabilirdi! Sen olmasaydın ödül paramparça olacaktı!"

Temel Reis kutuyu düzeltti, sonra Kabasakala döndü. Kabasakal yerde oturmuş, ilk defa biraz utangaç görünüyordu. Safinaz yavaşça yaklaştı; öfkesi dinmiş, yerini ciddi bir bakış almıştı.

"Kabasakal, bu kez gerçekten kötü olabilirdi."

Kabasakal başını eğdi; sesi kısık çıktı.

"Ben… ben sadece… kazanmak istedim."

Temel Reis ipi eline aldı, düğümü bağladı ve hakeme gösterdi. Hakem onayladı. Sonuç açıklandı: Altın çapa Temel Reisin olmuştu. Kalabalık tezahürat yaptı. Pırpır sevinçle zıpladı.

"Temel Reis kazandı! Temel Reis kazandı!"

Cingöz, alkışlarken bir yandan da sandviç kuponlarını sayıyordu.

"Bu zaferin sandviç kısmı da var, bunu unutmayalım."

Ödül töreninde Temel Reis altın çapayı eline aldı. Herkes, onun çapayı evine götürüp duvara asacağını düşündü. Ama Temel Reis, bir süre çapaya baktı; sonra gözlerini çocukların olduğu tarafa çevirdi. Karnaval alanında, rüzgarda yıpranmış bir oyun parkı vardı; salıncağın zinciri paslanmış, kaydırağın kenarı çatlamıştı.

Temel Reis hakeme döndü.

"Bu altın çapayı satıp o parkı onarmak istiyorum."

Kalabalık bir an şaşırdı, sonra daha büyük bir alkış koptu. Safinazın gözleri doldu. Pırpır, Temel Reisin bacağına sarıldı.

"Temel Reis, o zaman herkes oynar mı?"

Temel Reis gülümsedi; piposu hafifçe yukarı kalktı.

"Oynar ufaklık. Hem de güvenle oynar."

Kabasakal, uzaktan izliyordu. Yüzündeki sertlik çözülmüş gibiydi. Yavaşça yaklaştı; konuşmakta zorlanıyor, kelimeleri iterek çıkarıyordu.

"Temel… ben… bugün…"

Temel Reis Kabasakala döndü.

"Bugün ne öğrendin, Kabasakal?"

Kabasakal yutkundu.

"Güç… bazen tutmakmış. Bazen de… vazgeçmekmiş."

Safinaz, Kabasakala uzun uzun baktı; sonra başını hafifçe salladı.

"İyi bir başlangıç."

Cingöz araya girdi; her zamanki gibi midesiyle barışık bir ciddiyetle.

"Başlangıç güzel de, sandviçler soğuyor."

Pırpır kahkaha attı. Karnavalın müziği yeniden yükseldi. Temel Reis, Safinazın elini tuttu. Safinaz bu kez kaçmadı; gözleri hâlâ nemliydi ama yüzünde huzurlu bir gülümseme vardı.

"Temel Reis… bazen senin en güçlü yanın kasların değil."

Temel Reis piposundan bir nefes aldı.

"Biliyorum Safinaz. Şu burada."

Göğsüne hafifçe vurdu; kalbinin olduğu yere. Pırpır aralarında yürürken, elindeki balonu daha sıkı tuttu. Kabasakal, bir adım geride durdu; sonra o da karnaval kalabalığına karıştı. Sanki ilk kez, çocukların güldüğü bir yerde kaba olmadan durmayı deniyordu.

Ve o gün, kasaba sadece bir karnaval görmedi. Birinin gücünü, başkalarının güveni için kullanınca nasıl büyüdüğünü de gördü. Temel Reis için altın çapa bir ödüldü; ama Pırpır için, herkesin birlikte güldüğü bir parkın anahtarıydı. Safinaz için ise, kendini güvende hissettiren o sade cümleydi.

"Merak etme Safinaz. Pırpırın yüzü gülecek."

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın