Uçan Gemi Hikayesi

Pelin Kaya 11.01.2026 52 Okunma Sayısı Çocuk Hikayeleri 0 Yorum
Uçan Gemi Hikayesi
Sesli Masal

Elif, rüzgârın kokusunu en iyi anlayan çocuklardan biriydi. Yaşadığı kasabanın tepesindeki eski tersaneye her çıktığında, gökyüzüne bakar ve bulutların arasında bir şeylerin saklı olduğuna inanırdı. O gün, güneş kiremitlere vururken tersanenin arkasında paslı bir kapının aralık kaldığını fark etti. Kapıyı ittiğinde karşısına çıkan şey, yıllardır anlatılan ama kimsenin gerçekten gördüğüne inanmadığı uçan gemiydi. Gövdesi ahşaptan, yelkenleri kuş tüyü gibi hafifti. En önemlisi, gemi sanki nefes alıyormuş gibi hafifçe kıpırdıyordu.

Elif geri adım attı. Tam kaçacakken geminin pruvasından sıcak bir ses yükseldi.

"Korkma, beni bulanlara zarar vermem."

Elif’in kalbi hızla attı ama merakı korkusunu bastırdı.

"Sen… gerçekten konuşuyor musun?"

"Konuşurum, dinlerim ve uçarım. Ama tek başıma değil."

Elif gemiye yaklaştı. Tam o sırada tersaneye koşarak gelen iki kişi daha vardı: Elif’in en yakın arkadaşı Murat ve kasabanın meraklı çocuğu Zeynep. Nefes nefese kalmışlardı.

"Elif! Kapıdan ışık geliyordu, ne buldun?" dedi Murat.

Elif gemiyi işaret etti. Zeynep’in gözleri parladı.

"Bu… bu uçan gemi olmalı!"

Gemi yumuşak bir gıcırtıyla onları selamladı.

"Üç yürek, üç merak. Uzun zamandır sizi bekliyordum."

Çocuklar birbirlerine baktı. Zeynep heyecanla atıldı.

"Nereye uçacağız?"

"Önce neden uçtuğumu öğrenmelisiniz."

Gemi, geçmişini anlattı. Bir zamanlar denizle gökyüzünü birleştirmek isteyen ustaların eseri olduğunu, ama insanlar umudunu kaybedince yerde unutulduğunu söyledi. Elif, geminin yorgunluğunu hissetti.

"Seni yeniden uçurabilir miyiz?" diye sordu.

"Birlikte olursak, evet."

Murat ipleri çözdü, Zeynep yelkenleri açtı. Elif dümeni tuttu. Gemi, sanki çocukların kalp atışlarını dinliyormuş gibi titredi ve sonra hafifçe yerden kesildi. Tersanenin çatısı altlarında kaldı, kasaba küçüldü.

"Uçuyoruz!" diye bağırdı Zeynep.

"Sakin olun, rüzgârla dost olun." dedi gemi.

Bulutların arasından geçerken Elif’in gözleri doldu. Aşağıda annesinin evinin bacasını gördü, bir an için geri dönmek istedi.

"Korktun mu?" diye sordu Murat.

"Biraz… ama bırakmak istemiyorum."

Gemi yumuşak bir dönüş yaptı.

"Cesaret, korkuya rağmen devam etmektir."

İlk durakları, rüzgârın şarkı söylediği Rüzgâr Ovası oldu. Orada yalnız yaşayan yaşlı bir değirmenci vardı. Kanatları kırılmış değirmeni yüzünden üzgündü. Gemi yere indiğinde değirmenci şaşkınlıkla baktı.

"Gökten gemi mi iner?"

Elif gülümsedi.

"Yardım etmeye geldik."

Murat ipleri bağladı, Zeynep yelken bezinden küçük kanatlar kesti. Gemi, rüzgârı değirmene yönlendirdi.

"Birlikte deneyelim."

Değirmen döndü, un kokusu yayıldı. Yaşlı adamın gözleri doldu.

"Umudumu geri getirdiniz."

Gemi yeniden havalandığında çocuklar sessizdi. Yaptıkları işin ağırlığını hissediyorlardı.

"Sadece uçmak değilmiş mesele." dedi Zeynep.

"Evet, dokunmak da var." diye ekledi Elif.

Yolculuk devam etti. Gecenin koyu mavisinde bir fırtına çıktı. Rüzgâr sertti, bulutlar kabarıktı. Gemi sarsıldı.

"Dümeni bırakma!" diye bağırdı Murat.

"Tutuyorum!" dedi Elif, dişlerini sıkarak.

Gemi çocuklara seslendi.

"Birbirinize güvenin."

Zeynep Elif’in yanına geldi.

"Yalnız değilsin."

Üçü birlikte saydılar, nefes aldılar. Fırtına yavaşça dağıldı. Ay, bulutların arasından gülümsedi.

"Başardık." dedi Murat.

Gemi sakinleşti.

"Bu, kalplerinizin uyumuydu."

Son durakları, ışıkları sönmüş bir kasabaydı. İnsanlar meydanda toplanmış, sessizce gökyüzüne bakıyordu. Gemi alçaldı.

"Neden karanlık?" diye sordu Elif.

"Çünkü kimse ilk adımı atmıyor." dedi gemi.

Elif geminin pruvasına çıktı.

"Biz başlayalım."

Gemi yelkenlerini açtı, gövdesinden sıcak bir ışık yayıldı. Çocuklar şarkı mırıldandı, insanlar alkışladı. Meydan aydınlandı, yüzlerde gülümseme belirdi.

"Işık geri geldi!"

Gemi hafifçe eğildi.

"Görevim tamam."

Elif’in içi burkuldu.

"Bizi bırakacak mısın?"

"Hayır, ama artık beni saklamayacaksınız."

Gemi çocukları tekrar tersaneye götürdü. İnerken güneş doğuyordu. Elif dümeni bıraktı.

"Seni koruyacağız."

"Ve başkalarıyla paylaşacağız." dedi Zeynep.

Murat gülümsedi.

"Birlikte."

Gemi son kez konuştu.

"Uçan gemi olmak, yüksekte olmak değil; yükü paylaşmaktır."

Kapı kapandı ama Elif biliyordu ki gökyüzü artık onlara daha yakındı. Çünkü cesaret, dostluk ve umut, bir kez uçmayı öğrenmişti.

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın