Yeşil Kurbağa Hikayesi
Geniş sazlıkların arasında, gökyüzünün suya yansıdığı büyük bir gölet vardı. Bu gölette yaşayan canlılar birbirlerini iyi tanır, her sabah güne kuş sesleriyle başlardı. Nilüfer yapraklarının üzerinde güneşlenmeyi seven bir yeşil kurbağa vardı. Adı Miskindi. Parlak yeşil rengi, kocaman gözleri ve biraz dalgın hâliyle herkes onu hemen fark ederdi.
Miskin diğer kurbağalar gibi değildi. Zıplamayı severdi ama asıl sevdiği şey dinlemekti. Suyun sesini, rüzgârın sazlıklara fısıldadıklarını, geceleri yıldızların sessizliğini dinlerdi. Bu yüzden bazen geç kalır, bazen sürüyü kaçırırdı. Ama kalbi çok temizdi.
Bir sabah gölette olağan dışı bir sessizlik vardı. Ne ördekler yüzüyor ne de balıklar suyun yüzeyinde halkalar oluşturuyordu. Miskin nilüfer yaprağının üzerinde doğruldu ve etrafına baktı. İçinde garip bir his vardı.
Tam o sırada sazlıkların arasından telaşlı bir ses geldi.
— “Miskin! Miskin! Uyanık mısın?”
Bu ses, göletin en çalışkan kaplumbağası Dursun’a aitti. Dursun ağır yürürdü ama olayları herkesten önce fark ederdi.
— “Buradayım Dursun, neden bu kadar heyecanlısın?” diye sordu Miskin.
— “Göletin yukarısındaki küçük dere kurumuş. Balıklar geçemiyor, su seviyesi düşüyor. Herkes panikte.”
Miskin’in kalbi hızla çarptı. Gölet onların eviydi. Eğer su çekilirse herkes zarar görecekti.
Bir süre sonra göletin ortasında bir toplantı yapıldı. Ördek Zehra, balık Kemal, yusufçuk Cemil ve daha birçok canlı bir araya geldi. Herkes konuşuyor ama kimse çözüm bulamıyordu.
— “Biz uçarız ama suyu taşıyamayız,” dedi Zehra üzgün bir sesle.
— “Akıntı olmazsa biz burada sıkışıp kalırız,” diye ekledi Kemal.
Miskin sessizce onları dinledi. Kalbinin içinde hafif bir kıpırtı vardı. Bir şey söylemesi gerektiğini hissediyordu ama çekiniyordu. O sırada Cemil havada asılı kaldı.
— “Miskin, sen hep düşünürsün. Aklına bir şey geliyor mu?”
Herkes bir anda Miskin’e baktı. Yeşil kurbağa derin bir nefes aldı.
— “Belki de suyu dereye geri getirebiliriz,” dedi yavaşça.
— “Ama nasıl?” diye sordu Dursun.
— “Yukarıdaki taşlar dereyi tıkamış olabilir. Eğer onları yerinden oynatırsak su yeniden akar.”
Kısa bir sessizlik oldu. Sonra Zehra kanatlarını çırptı.
— “Bu bir umut. Denemeliyiz.”
Herkes Miskin’in etrafında toplandı. Küçük bir ekip kuruldu. Dursun önde gidecek, Miskin yolu gösterecek, Cemil yukarıdan kontrol edecekti.
Yol zorluydu. Çamurlu patikalar, dikenli otlar vardı. Miskin birkaç kez kaydı ama vazgeçmedi. Kalbi korkuyla doluydu ama aynı zamanda cesareti de büyüyordu.
Dereye vardıklarında gerçekten de büyük taşların suyun önünü kestiğini gördüler. Su damla damla akıyordu.
— “İşte sorun bu,” dedi Miskin.
Dursun taşlara yaklaştı ama tek başına yeterli değildi.
— “Hep birlikte itmeliyiz,” dedi kararlı bir sesle.
Herkes gücünü topladı. Miskin taşın altına girdi, Dursun omzunu dayadı, hatta Zehra bile kanatlarıyla destek oldu.
— “Bir, iki, üç!” diye bağırdı Cemil.
Taş ağır ağır kıpırdadı. Miskin’in bacakları titriyordu. Vazgeçmek üzereyken kalbinin içinden bir ses yükseldi. Bu sesi daha önce de duymuştu ama ilk kez bu kadar netti.
— “Dayan Miskin, herkes sana güveniyor.”
Son bir hamleyle taş yerinden çıktı. Bir anda su coşkuyla akmaya başladı. Dere şarkı söyler gibi çağlıyordu.
Zehra sevinçle bağırdı.
— “Başardık!”
Dursun’un gözleri dolmuştu.
— “Bunu senin sayende yaptık Miskin.”
Gölete geri döndüklerinde herkes onları alkışladı. Su seviyesi yükselmiş, balıklar yeniden yüzmeye başlamıştı. Gölet eskisinden bile canlıydı.
O akşam güneş batarken Miskin yine nilüfer yaprağının üzerine çıktı. Ama bu kez yalnız değildi. Yanına Dursun geldi.
— “Eskiden hep kendini küçük görürdün,” dedi.
— “Ben sadece dinlemeyi seviyorum,” diye cevapladı Miskin.
— “Bazen dinleyenler en doğru yolu gösterir,” dedi Dursun gülümseyerek.
Miskin gökyüzüne baktı. Yıldızlar suya yansıyordu. Kalbi sıcaktı. Artık biliyordu ki sessiz olmak zayıflık değildi. Önemli olan doğru zamanda konuşabilmekti.
O geceden sonra yeşil kurbağa Miskin, göletin kalbinin sesi olarak anıldı. Ve her kim bir sorunla karşılaşsa, önce onu dinler oldu.
Çünkü bazen en büyük cesaret, kalbin fısıltısını duyabilmekti.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın