Kral Şakir Hikayesi

Pelin Kaya 21.02.2026 331 Okunma Sayısı Çocuk Hikayeleri 0 Yorum
Kral Şakir Hikayesi
Sesli Masal

O sabah İstanbul’un üstünde pamuk gibi bulutlar geziniyordu. Kral Şakir, evin salonunda bir o yana bir bu yana koşturuyor; canı hem kıpır kıpır hem de azıcık heyecanlıydı. Çünkü bugün mahallede Neşe Şenliği vardı. Hem oyunlar kurulacak, hem küçük bir sahne olacak, hem de çocuklar kendi yaptığı icatları gösterecekti. Şakir’in aklında ise tek bir şey dönüp duruyordu: “Ben de bir şey yapmalıyım!”

Tam o sırada kapıdan Necati’nin sesi duyuldu. Elinde her zamanki gibi bir kutu ve kutunun üzerinde de DİKKAT yazan bir etiket vardı.

"Şakiiir! Şakir! Büyük gün! İcatlarımı getirdim!"
"Necati abi, şenlik için mi? Harika! Ama… kutunun üstünde niye DİKKAT yazıyor?"
"Çünkü bu kutu heyecanla dolu! İçindeki icat, neşeyi büyütüyor. Adı: GÜLÜŞMATOR!"
"Gülüşmator mu?"
"Evet! Üzerine basınca herkesin aklına komik bir şey getiriyor. Ama doğru ayar lazım. Yoksa… fazla gülmekten yanaklar ağrır!"

Şakir kahkahayı tuttu, ama gözleri ışıl ışıldı. Tam “Bunu kesin denemeliyiz!” diyecekken, Remzi içeri girdi. Üzerinde kocaman bir önlük vardı, elinde de tahta kaşıkla bir tencere taşıyordu.

"Selam millet! Şenlik için 'Neşe Çorbası' yaptım. İçinde sevgi var, biraz da limon!"
"Remzi abi, çorbanın içinde sevgi nasıl oluyor?"
"Oluyor Şakir! Sevgi koymazsan lezzet eksik kalır."

O sırada Canan, elinde renkli kartonlarla geldi. Kartonların üstünde gülen suratlar, yıldızlar ve balonlar vardı.

"Ben de şenlik için 'İyi His Panosu' hazırlıyorum. Herkes bir not yazacak: Bugün kendini iyi hissettiren bir şeyi!"
"Harika fikir Canan! Ben de bir not yazacağım."
"Ne yazacaksın?"
"Bilmiyorum… ama galiba 'Arkadaşlarım yanımdayken içim ısınıyor' yazarım."

Şakir bunu söylerken bir an durdu. İçinde sıcak bir duygu kabardı. Bazen neşe, sadece gülmek değildi; yanında sevdiğin insanların olduğunu bilmekti.

Derken Kadriye belirdi. Kollarında bir sürü kurdele, elinde ise bir megafon vardı.

"Şenlik başlıyor! Herkes görev başına! Şakir, sen çocuk oyun alanını kontrol et!"
"Tamam Kadriye! Ama ben bir de sürpriz yapmak istiyorum."
"Sürpriz mi? Sakın ortalığı dağıtma!"
"Yok yok… sadece… daha çok gülümseme."

Şakir, Necati’nin kutusuna göz kırptı. Necati de gizemli bir şekilde kaşlarını kaldırdı.

Şenlik alanına çıktıklarında ortam cıvıl cıvıldı. Renkli bayraklar iplerde sallanıyor, çocuklar koşturuyor, anne babalar kenarda sohbet ediyordu. Bir köşede küçük bir sahne kurulmuştu. Sahnenin yanında da “Neşe Mikrofonu” yazan bir tabela vardı. Kim isterse çıkıp bir şey anlatabilecekti.

Şakir oyun alanına yürürken, içinin biraz sıkıştığını fark etti. “Ya benim sürprizim komik olmazsa?” diye düşündü. “Ya kimse gülmezse?” Bu düşünce, kalbinin içinde minicik bir düğüm gibi durdu.

O sırada yanına Filiz adında küçük bir kız geldi. Elinde balon vardı ama balonun ipi dolaşmıştı.

"Şakir abi… yardım eder misin? Balonum düğüm oldu."
"Tabii ederim Filiz. Hadi bakalım… bir… iki… tamam!"
"Teşekkür ederim! Şakir abi, sen bugün sahneye çıkacak mısın?"
"Bilmiyorum… belki."
"Çık bence! Sen çıkınca herkesin yüzü gülüyor."

Filiz bunu öyle içten söyledi ki Şakir’in içindeki düğüm bir anda gevşedi. Yüzü farkında olmadan gülümsedi. “Demek ki sadece komik olmak değil,” diye düşündü, “insanların yanında olmak da bir şey.”

O sırada Necati, Gülüşmator’u oyun alanının yanına kurdu. Üstünde bir düğme ve bir de küçük hoparlör vardı. Remzi çorba standını açtı. Canan panoyu astı. Kadriye megafonla düzeni sağlıyordu.

"Herkes sırayla! İtmek yok! Koşmak yok! Neşe var, panik yok!"

Şakir de çocuklarla ip atlama, seksek ve halka atma oyunlarını başlattı. Herkes eğleniyordu. Ama Şakir’in aklı hâlâ sürprizdeydi. “Sahneye çıkıp ne yapacağım?” diye düşünüp durdu.

Necati yanaştı, fısıldar gibi konuştu.

"Şakir, sahneye çıkınca Gülüşmator’u devreye sokarız. Mikrofonun altına gizledim bir düğme."
"Necati abi… ya ayar kaçarsa?"
"Kaçmaz. Ben bilim insanıyım. Biraz da sanatçıyım."
"Necati abi, senin 'biraz' dediğin şeyler bazen… çok oluyor."
"Bilim böyle Şakir! Bazen 'çok' olur."

Şakir güldü ama yine de içi kıpır kıpırdı. O sırada sahneden anons yapıldı. Kadriye megafonla sesini iyice yükseltti.

"Neşe Mikrofonu başlıyor! İlk sırada… Remzi! Çorba hakkında konuşacak!"

Remzi sahneye çıktı, koca tencereyi kaldırır gibi yaptı, seyirciler alkışladı.

"Sevgili komşular! Bu çorba yalnızca sıcak değil… kalpleri de ısıtır! Çünkü içinde 'iyi niyet' var!"
"İyi niyet kaç kaşık?" diye bağırdı bir çocuk.
"Bol bol!" dedi Remzi, gülerek.

Herkes kahkaha attı. Sonra Canan çıktı ve “İyi His Panosu”nu anlattı.

"Buraya yazdığınız her not, bir başka kişinin yüzünü güldürebilir. Çünkü bazen küçük bir cümle bile 'iyi ki' dedirtir."

Şakir, panoya göz attı. Bir notta şunlar yazıyordu: “Bugün annem bana sarıldı.” Başka bir notta: “Arkadaşım benimle paylaştı.” Şakir’in boğazı bir an düğümlendi. Bu düğüm korku değildi; tatlı, yumuşak bir duyguydu. “Duygular da şenliğin bir parçası,” diye düşündü.

Derken Kadriye yine megafonu eline aldı.

"Sıradaki isim… Kral Şakir!"

Şakir’in gözleri büyüdü. “Ne? Ben mi?” Necati sinsi sinsi gülümsüyordu. Demek ki listeye yazmıştı! Şakir sahneye doğru yürürken kalbi pıt pıt atıyordu. Ama çocukların gözleri ona bakıyordu. Filiz de en önde el sallıyordu.

Şakir mikrofona yaklaştı. Derin bir nefes aldı.

"Herkese merhaba! Bugün… gerçekten çok güzel bir gün."

Bir an durdu. Aklında komik bir şey bulmaya çalıştı ama o an içinden başka bir şey geldi.

"Ben bazen… herkes gülsün isterken, kendi içimde 'ya olmazsa' diye düşünürüm."

Kalabalık sessizleşti. Şakir devam etti, sesi yumuşadı.

"Ama sonra şunu fark ettim: Burada birlikteyiz. Ve birlikte olunca zaten neşe büyüyor. Yani… illa süper komik bir şey yapmasam da… yan yana durmak bile güzel."

Çocukların yüzünde tatlı bir gülümseme belirdi. Canan gözlerini kırpıştırdı, Remzi gururla kafasını salladı. Kadriye bile megafonu indirmiş, dikkatle dinliyordu.

Necati, sahnenin yanında işaret verdi. Şakir, planı hatırladı. “Tamam,” diye düşündü, “şimdi küçük bir sürpriz.”

Şakir ayağını hafifçe yere bastı. Mikrofonun altındaki gizli düğme tık dedi. Gülüşmator çalıştı. Hoparlörden minik bir “pırr” sesi geldi. Sonra birden herkesin aklına komik şeyler düşmeye başladı.

Bir çocuk, ayakkabısının bağına bakıp kahkaha attı.

"Ayakkabım sanki bana göz kırptı!"

Bir başka çocuk elindeki balona bakıp güldü.

"Balonum 'pofuduk' gibi hissediyor!"

Remzi, çorba tenceresine baktı.

"Çorbanın kapağı bana 'şapka' gibi oldu!"

Canan, panodaki bir notu okudu ve gülümseyerek seslendi.

"Birisi yazmış: 'Bugün Şakir’i gördüm, gülümsedim.' Kim yazdı bunu?"

Kalabalık bir anda “Ben!” diye bağıran çocuklarla doldu. Şakir’in gözleri dolacak gibi oldu ama hemen gülerek başını çevirdi. İçinde hem neşe hem de yumuşacık bir mutluluk vardı.

Derken Gülüşmator’un ayarı biraz… “Necati tarzı” kaçtı. Herkes gülmeye devam ediyordu ama bu sefer yanaklar iyice şişmeye başladı.

Kadriye megafonu kaptı.

"Tamam tamam! Bu kadar gülmek de yeter! Necati, kapat şunu!"
"Kapatıyorum!"
"Çabuk!"
"Bilim… biraz gecikmeli!"

Şakir, Necati’ye baktı.

"Necati abi, 'biraz' yine 'çok' oldu galiba!"
"Ehehe… ama kimse üzülmedi, değil mi?"
"Hayır… kimse üzülmedi."

Şakir bunu söylerken, içindeki en önemli şeyi fark etti: Neşe, kontrol edilmesi gereken bir şey değil; paylaşılması gereken bir şeydi. Hem de kalpten kalbe.

Nihayet Necati cihazı kapattı. Herkes derin bir nefes aldı, sonra alkışlar yükseldi. Çocuklar sahneye yaklaşarak Şakir’e sarılmak istedi. Şakir eğildi, tek tek selam verdi.

Filiz yine en öndeydi.

"Şakir abi! Ben demiştim, sen çıkınca herkesin yüzü gülüyor!"
"Sen haklıymışsın Filiz."
"Bir daha çıkacak mısın?"
"Çıkarım. Ama bir şartla."
"Ne şartı?"
"Sen de çıkacaksın. Çünkü senin gülüşün de şenliği güzelleştiriyor."

Filiz’in gözleri parladı.

"Tamam! Ben de çıkacağım!"

Şenlik devam ederken güneş biraz daha yükseldi. Remzi çorba dağıttı, Canan panoyu notlarla doldurdu, Kadriye düzeni sağladı, Necati ise cihazın üstüne yeni bir etiket yapıştırdı: “AYARLA OYNA.”

Şakir ise şenliğin ortasında durup etrafına baktı. Koşan çocuklar, gülüşen komşular, alkışlar… İçinde bir cümle yankılandı: “İyi ki buradayım.”

Ve o gün, Kral Şakir şunu öğrendi: Neşeli bir hikâye, sadece kahkahadan değil; arkadaşlıktan, paylaşmaktan ve içten bir “iyi ki” demekten de oluşur.

Bu Hikayeyi Paylaş

Yorum

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!

Yorum Yazın