Robot Araba Hikayesi
Güneş, mahallemizin üstüne portakal rengi bir battaniye gibi serilmişti. Sokağın başındaki küçük tamirhane dükkânından “tık tık tık” sesleri geliyordu. Orası Mehmet Usta’nın atölyesiydi; çocukların gözünde bir sihirbazın mağarası gibi. Çünkü Mehmet Usta, eski eşyaları tamir etmekle kalmaz, bazen de onlara yepyeni bir “ruh” verirdi.
O gün atölyenin kapısında üç çocuk bekliyordu: Efe, Elif ve Mert. Merakları gözlerinden taşıyordu.
Efe, kapının camına burnunu dayayıp içeri baktı. Elif elindeki küçük tornavidayı sımsıkı tutuyor, Mert ise cebinde sakladığı bir avuç renkli düğmeyi çınlatıyordu.
Kapı açıldı, Mehmet Usta yüzünde kocaman bir gülümsemeyle göründü.
— Hoş geldiniz ufak mucitler! Bugün size bir sürprizim var, ama önce bir söz istiyorum. Atölyede koşmak yok!
Efe iki elini havaya kaldırdı.
— Söz! Ama sürpriz ne?
Mehmet Usta, atölyenin arka tarafındaki büyük bir örtüyü gösterdi. Örtünün altından tekerleklerin gölgesi bile seçiliyordu.
— Önce bir tahmin edin bakalım. Bu örtünün altında ne var?
Elif heyecanla atıldı.
— Uzay roketi mi?
Mert başını salladı.
— Bence dev bir oyuncak tren!
Efe gözlerini kısıp “ustaca” düşündü.
— Bence… robot!
Mehmet Usta kahkaha attı.
— Efe doğruya çok yaklaştı. Hazır mısınız? Üçe kadar sayıyorum. Bir… iki… üç!
Örtü “fısss” diye çekildi ve ortaya küçük, parlak kırmızı bir araba çıktı. Ama bu sıradan bir araba değildi. Kaputunda minik bir ekran, yan taraflarında ışıklı şeritler ve arka kısmında kıpır kıpır hareket eden küçük bir anten vardı. Tekerlekleri sanki yerinde duramıyordu.
Elif ağzını kapattı.
— O bir… robot araba!
Mehmet Usta göz kırptı.
— Aynen öyle. Adı da… “Kıvılcım”!
Tam o anda arabacığın ekranı yandı. Ekranda mavi renkli sevimli iki göz belirdi. Araba bir ileri bir geri kıpırdandı, sanki selam veriyordu.
— Merhaba! Ben Kıvılcım!
Çocuklar aynı anda “vay” diye bağırdı. Efe diz çöktü, arabaya yaklaştı.
— Konuşabiliyor musun gerçekten?
— Elbette! Hatta şarkı bile söyleyebilirim ama önce arkadaş olalım. Arkadaş olmak için üç şey gerekir: gülümseme, yardımseverlik ve… biraz da macera!
Mert kıkırdadı.
— Macera mı? Biz macerayı severiz.
Mehmet Usta ellerini önlüğüne sildi.
— Kıvılcım’ın bir özelliği daha var. O, etrafındaki sesleri ve duyguları anlayabiliyor. Çok neşelenirse ışıkları parlıyor, biri üzülürse onu neşelendirmek için fikir üretiyor. Ama dikkat… Kıvılcım bazen fazla meraklı olabiliyor.
Kıvılcım’ın farları “pıt pıt” yanıp söndü.
— Merak iyidir! Çünkü merak öğrenmektir! Öğrenmek de büyümektir!
Elif heyecanla ellerini çırptı.
— Tam bir çocuk gibi konuşuyor!
— Çünkü ben çocuklarla daha iyi anlaşıyorum. Büyükler bazen “olmaz” demeyi çok seviyor. Çocuklar ise “deneyelim” der!
Efe gözlerini parlattı.
— O zaman deneyelim! Ne yapacağız?
Mehmet Usta, masanın üstündeki küçük bir haritayı açtı. Bu, mahallemizin basit bir çizimiydi: park, okul, fırın, bakkal ve en önemlisi… parkın yanındaki minik gölet.
— Bugün mahalle şenliği var. Parkta yarışmalar, oyunlar, uçurtmalar… Her şey var. Ama bir sorun çıktı. Şenliğin “Neşe Zili” kaybolmuş. O zil çalınca herkes oyunlara başlıyor. Zil olmazsa şenlik başlayamıyor.
Mert kaşlarını kaldırdı.
— Neşe Zili mi? O nasıl bir şey?
— Parlak sarı bir zil. Üzerinde küçük bir yıldız var. Parkın meydanındaki masanın üstünde duracaktı. Kaybolmuş. Biri yanlışlıkla almış olabilir. Biz de bulacağız.
Kıvılcım’ın ekran gözleri büyüdü.
— Kayıp eşya görevi! Ben bu iş için tasarlandım!
Elif hemen sorumluluk aldı.
— Tamam. Biz ekip olalım. Efe lider, ben haritacı, Mert de… teknoloji sorumlusu!
Mert ciddileşip başını salladı.
— Kabul. Düğmelerim de yanımda. Belki işe yarar.
Mehmet Usta kapıyı açtı.
— Hadi bakalım. Kıvılcım, çocukları güvenle götür. Ama kurallar var. Yola fırlamak yok, kaldırımdan gitmek var.
Kıvılcım’ın ışıkları yeşil yandı.
— Anlaşıldı Mehmet Usta! Güvenli sürüş moduna geçiyorum.
Üç çocuk, robot arabayı takip ederek atölyeden çıktı. Kıvılcım bazen sağa sola bakıyor, bazen de “bip” diye küçük sesler çıkarıyordu. Sanki her şeyi dinliyordu.
Park yolunda, fırının önünden geçerken mis gibi simit kokusu geldi. Fırıncı Ayşe Teyze tezgâhın arkasında gülümseyerek onları gördü.
— Hoş geldiniz çocuklar! Ne bu telaş?
Efe hemen anlattı.
— Ayşe Teyze, şenliğin Neşe Zili kaybolmuş. Onu arıyoruz. Görmüş olabilir misin?
Ayşe Teyze düşünür gibi başını eğdi.
— Sabah birileri burada telaşla konuşuyordu. Bir çocuk “zili masada unutmuşlar” dedi sanki. Sonra da park tarafına koştu. Ama kimdi, tam hatırlayamadım.
Kıvılcım “bip bip” etti.
— İpucu kaydedildi. Park tarafı! Ama önce fırın çevresinde metal sesleri taraması yapabilirim. Zil metal, değil mi?
Elif gülerek eğildi.
— Evet metal. Tarama yap!
Kıvılcım antenini döndürdü, minik bir “vınnn” sesi çıktı. Sonra ekranda bir ok belirdi ama ok fırının içine değil, fırının yanındaki küçük bankın altını gösteriyordu.
— Bankın altında küçük metal cisim tespit edildi.
Mert hemen çömeldi, bankın altına baktı. Orada bir anahtarlık vardı; küçük bir çan.
Mert onu aldı.
— Bu zil değil, ama çan.
Kıvılcım’ın gözleri kırpıştı.
— Yanlış hedef. Ama güzel bir çan. Şenlikte lazım olabilir!
Ayşe Teyze güldü.
— O çanı bakkal Hüseyin Amca düşürmüş olabilir. Ona verirsiniz. Hadi kolay gelsin.
Çocuklar teşekkür edip yola devam etti. Parka yaklaşınca kalabalığın sesi duyuldu. Uçurtmalar gökyüzünde dans ediyor, çocuklar ip atlıyor, bir yerde palyaço balon dağıtıyordu.
Ama parkın ortasındaki masanın üstü boştu. Normalde yıldızlı sarı zil orada olmalıydı. Masanın yanında şenliği düzenleyen Zeynep Abla endişeyle etrafa bakıyordu.
Elif hemen yanına gitti.
— Zeynep Abla! Neşe Zili kayıp. Biz arıyoruz. Son gördüğün yer neresi?
Zeynep Abla derin bir nefes aldı.
— Sabah masaya koymuştum. Sonra ip yarışını hazırlarken bir an arkamı döndüm. Döndüğümde zil yoktu. Kimse kötü niyetli değildir, kesin karıştı. Ama şimdi herkes bana bakıyor.
Kıvılcım ileri çıktı, farları nazikçe yandı.
— Merhaba Zeynep Abla. Ben Kıvılcım. Lütfen üzülme. Üzülünce benim ışıklarım da sönüyor. Çözüm bulacağız.
Zeynep Abla bir an şaşırdı, sonra gülümsedi.
— Robot araba mı? Ne tatlı… Tamam, size güveniyorum.
Efe haritayı açtı.
— Zil masadan kaybolduysa, yakınlarda olabilir. Belki biri yanlışlıkla oyuncağı zannedip aldı. Kıvılcım, masanın etrafını tarayabilir misin?
— Tarama başlıyor. Metal rezonansı arıyorum. “Vınnn… vınnn…”
Kıvılcım masanın etrafında daire çizdi. Anteni döndü, tekerlekleri sessizce kaydı. Sonra ok, parkın kenarındaki çalılıkları gösterdi.
— Çalılık bölgesinde metal nesne olasılığı yüksek.
Mert heyecanlandı.
— Hadi bakalım!
Üçü çalılığa doğru koşmadı; Mehmet Usta’nın sözü akıllarındaydı. Hızlı hızlı yürüdüler. Çalılığın yanında küçük bir çocuk ağlıyordu. Adı Berk’ti. Elinde bir şey saklar gibi tişörtünü çekiştiriyordu.
Elif yumuşak bir sesle yaklaştı.
— Berk, iyi misin? Neden ağlıyorsun?
Berk gözlerini sildi.
— Ben… ben istemeden… herkes kızacak diye korkuyorum.
Efe çömeldi.
— Kimse sana bağırmayacak. Ne oldu?
Berk tişörtünün altından parlak sarı bir şey çıkardı: Yıldızlı Neşe Zili!
Berk’in sesi titriyordu.
— Masanın üstünde gördüm. Çok güzel parlıyordu. Bir an çalmak istedim. Sonra elimden kaydı, çalılığa düştü. Ben de almak için girdim ama diken battı, canım acıdı. Sonra da korktum.
Kıvılcım yavaşça Berk’e yaklaştı. Ekrandaki gözleri kocaman, şefkatli görünüyordu.
— Berk, bu bir hata olabilir ama saklamak çözüm değil. Şenlik senin neşen için de var. İstersen birlikte götürelim. Ben seni korurum.
Berk şaşkınlıkla güldü.
— Robot araba beni korur mu?
— Elbette. Benim “cesaret modu” var. Ama en güçlü cesaret, doğruyu söylemektir.
Elif Berk’in elini tuttu.
— Hadi beraber gidelim. Zeynep Abla iyi biridir.
Berk başını salladı. Dördü birlikte masaya döndüler. Zeynep Abla onları görünce umutla yaklaştı. Berk zili uzattı.
— Zeynep Abla… ben… yanlış yaptım. Özür dilerim. Zil bende kaldı, sonra düştü. Korktum.
Zeynep Abla bir an durdu, sonra diz çöktü ve Berk’in omzuna dokundu.
— Berk, özür dilemek çok büyük bir iştir. Ben sana kızmıyorum. Korktuğunu anlıyorum. Ama bir dahaki sefere bir şey istersen, söyle. Şenlik hepimizin.
Berk’in gözleri parladı, ağlaması durdu.
— Gerçekten kızmadın mı?
— Hayır. Çünkü doğruyu söyledin. Şimdi gel, birlikte zili çalalım mı?
Berk şaşkınlıkla Efe’ye baktı. Efe gülümsedi.
— Bence bu hakkı sen kazandın.
Kıvılcım’ın ışıkları rengârenk yanıp söndü.
— Neşe seviyesi yükseliyor! Kalbim olsaydı pıt pıt atardı!
Zeynep Abla zili Berk’in eline verdi. Berk derin bir nefes aldı ve zili çaldı: “Ding ding ding!”
O an park bir anda canlandı. Herkes alkışladı. Palyaço takla attı, uçurtmalar daha yükseğe çıktı, çocuklar kahkahalarla koşuşturdu. Bir teyze “Yaşasın!” diye bağırdı.
Mert cebindeki küçük çanı çıkardı.
— Ben de bonus çanı getirdim!
— Ooo harika! Onu da yarışlarda kullanırız!
Şenlik başladı. İp atlama yarışında Elif birinci oldu. Çuval yarışında Efe düşmeden zıpladı. Mert balon patlatma oyununda “tam isabet” yaptı. Berk de yüzünde kocaman bir gülümsemeyle herkese limonata dağıtmaya yardım etti.
Kıvılcım ise parkın içinde küçük turlar atıyor, çocukların yanına gidip minik önerilerde bulunuyordu.
— Dikkat, uçurtma ipi dolaşabilir!
— Su içmeyi unutma, kahkaha enerjisi çok harcar!
— Birine yardım edersen, neşe iki katına çıkar!
Günün sonunda güneş yavaş yavaş batarken Mehmet Usta da parka geldi. Çocukları, Berk’i ve Kıvılcım’ı birlikte görünce gözleri parladı.
— Demek ekip işini başardınız. Zil bulundu, şenlik başladı. Aferin size.
Efe gururla konuştu.
— Asıl Berk çok cesurdu. Doğruyu söyledi.
Elif başını salladı.
— Biz de onu yalnız bırakmadık.
Mert Kıvılcım’ın antenine hafifçe dokundu.
— Kıvılcım da harikaydı. Tam bir arkadaş.
Kıvılcım farlarını yumuşakça yaktı.
— Benim için en güzel şarj, gülümsemeniz. Bugün çok şarj oldum!
Berk utangaç bir sesle sordu.
— Kıvılcım, yarın da gelir misin?
— Yarın? Elbette! Ama bir şartım var: Herkes en az bir kişiye iyilik yapacak. Tamam mı?
Çocuklar hep bir ağızdan bağırdı.
— Tamam!
Mehmet Usta, atölyeye dönmeden önce çocuklara göz kırptı.
— Unutmayın, en parlak şey bazen bir zil değil… birlikte kurduğunuz dostluktur.
O akşam mahallemizde herkes evine neşeyle döndü. Berk, kendini daha güçlü hissetti. Efe, Elif ve Mert gerçek bir ekip olduklarını anladı. Ve Kıvılcım… farlarını kapatırken bile sanki gülümsüyordu.
— Bugün görev tamamlandı: Neşe bulundu. Dostluk yükseltildi. Macera kaydedildi.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın