Sünger Bob (SpongeBob) Hikayesi
Bikini Kasabası’nda o sabah deniz, bir çorba gibi sakindi. Deniz kabukları hafifçe tıkırdıyor, mercanlar güneş ışığını yakalayıp parıl parıl parlıyordu. SüngerBob, ananas evinin kapısını açtığında gözleri ışıl ışıldı; içinde kocaman, kıpır kıpır bir heyecan vardı. Çünkü bugün Salyangoz Yarışı vardı. Sadece “en hızlı olan kazanır” diye bir yarış değil… Bikini Kasabası için “en neşeli olanın” da belli olacağı bir gündü.
Gary, kapının önünde ağır ağır ilerliyordu. SüngerBob ise sanki ayaklarına yay takılmış gibi zıplaya zıplaya etrafında dönüyordu.
—"Günaydın, Gary! Bugün büyük gün! Yarış günü!"
Gary cevap verir gibi gözlerini kıstı, sonra da nazikçe miyavladı.
—"Miyav."
SüngerBob, Gary’nin kabuğunu pırıl pırıl parlatmaya başladı.
—"Bak, parıl parıl olunca moralin de parıldar! Moral parıldarsa hızın da parıldar!"
Tam o sırada dışarıdan bir kapı zili değil, daha çok bir “güm güm güm” sesi geldi. Kapı sallanıyordu. SüngerBob kapıyı açınca karşısında Patrick’i gördü. Patrick’in elinde kocaman bir şişe baloncuk suyu, başında da ters takılmış bir kova vardı.
—"SüngerBob! Bugün kazanacağız!"
—"Biz mi?"
—"Evet, ben ve sen! Salyangozları cesaretlendirerek!"
SüngerBob sevinçle gülümsedi.
—"Harika! Gary’ye moral vereceğiz!"
Patrick gururla göğsünü kabarttı.
—"Ben moral verme konusunda uzmanım. Bak!"
Patrick şişeyi kaldırıp derin bir nefes aldı.
—"Woohoooo!"
Baloncuklar havalanıp her yere yayıldı. SüngerBob’un gözü bir baloncuğa takıldı; baloncuk, güneşi yakalayıp küçük bir gökkuşağı gibi parladı. SüngerBob bir an durdu. İçinde tatlı bir his kabardı. Bu, “bugün çok güzel olacak” hissiydi.
Yola koyuldular. Yarışın yapılacağı büyük meydanda şimdiden kalabalık toplanmıştı. Deniz yıldızları, balıklar, yengeçler, hatta birkaç ahtapot bile vardı. Herkesin elinde küçük bayraklar, deniz kabuğu düdükleri, renkli pankartlar…
Kürsünün yanında Bayan Puff, heyecanla etrafa bakıyordu. Mr. Krabs ise büyük bir masanın arkasında, yarışın biletlerini sayıyor gibi yapıyordu. Aslında sayıyordu.
—"Biletler tamam… Şu ön sıra ekstra… ah, güzel, güzel!"
SüngerBob yanlarına koştu.
—"Mr. Krabs! Bugün çok heyecanlıyım! Gary kazanacak!"
Mr. Krabs’ın gözleri parladı, ama o parıltı “umut” parıltısı değil, “para” parıltısıydı.
—"Elbette kazanacak, evlat! Kazanırsa… ee… ben de kazanırım!"
SüngerBob anlamamış gibi başını eğdi.
—"Sen de mi yarışıyorsun?"
—"Yok, yok… Ben heyecandan kazanırım!"
O sırada bir köşede Squidward kollarını bağlamış, yüzünü buruşturmuş şekilde duruyordu. Yanında da parıltılı bir şapka takmış olan Sandy, küçük bir aletle pistin zeminini ölçüyordu.
—"Bu yarış, gereksiz bir kalabalık ve gürültü."
SüngerBob Squidward’a el salladı.
—"Günaydın Squidward! Sen de geldin!"
Squidward kaşını kaldırdı.
—"Benim gelmemin tek nedeni, buradan kaçamayacak kadar meraklı olmam."
Patrick araya girdi.
—"Merak iyidir! Ben de merak ettim: Salyangozlar neyi merak eder?"
Squidward iç çekti.
—"Muhtemelen senin neden var olduğunu."
Sandy ölçüm aletini kaldırdı, ciddi bir yüzle konuştu.
—"Pist düzgün. Ama bir şey dikkatimi çekti. Şu köşede, kumun altında boşluk var."
SüngerBob şaşırdı.
—"Boşluk mu? Yarış sırasında çukur olursa salyangozlar düşer!"
Sandy başını salladı.
—"Evet. Biri kazmış olabilir."
Tam o sırada kalabalığın arasında Plankton belirdi. Normalde kimse onu fark etmezdi ama bugün kocaman bir pankart taşıyordu. Pankartta “En Hızlı Salyangoz Benim” yazıyordu ve yanında minicik harflerle “Plankton’un salyangozu” eklenmişti.
—"Herkes dikkat! Bu yarışta sürpriz var!"
Mr. Krabs homurdandı.
—"Plankton… Burada ne işin var?"
Plankton kıkırdadı.
—"Sadece katılıyorum. Ne var bunda? Hem benim salyangozum çok hızlıdır."
SüngerBob gözlerini kocaman açtı.
—"Senin salyangozun mu var?"
Plankton sırıtıp cebinden minicik bir tasma çıkardı. Tasma, görünmez gibi inceydi. Sonra kalabalığın arasından minik bir salyangoz sürünerek geldi. Üzerinde küçük bir metal parça vardı.
Sandy dikkat kesildi.
—"O metal parça ne?"
Plankton hemen arkasını döndü.
—"Süs! Moda! Şıklık!"
Sandy gözlerini kısarak yaklaştı.
—"Şıklık… pille çalışmaz."
SüngerBob’un içindeki “bugün çok güzel olacak” hissi bir anlık sallandı. Sonra o his yeniden yerine oturdu. Çünkü SüngerBob, heyecanın yanında endişeyi de taşıyabilirdi. Korkmak, onun neşesini tamamen yok edemezdi; sadece ona daha çok dikkat etmeyi öğretirdi.
Yarış başlamak üzereydi. Bayan Puff megafonu eline aldı.
—"Yarışmacılar hazır mı?"
Kalabalık coşkuyla bağırdı. SüngerBob Gary’yi piste getirdi. Gary’nin gözleri sakindi ama SüngerBob onun da heyecanlı olduğunu hissediyordu. Patrick ise Gary’nin yanında zıplayıp duruyordu.
—"Gary! Sana bir taktik söyleyeceğim!"
—"Miyav?"
—"Koş."
SüngerBob gülmemek için dudağını ısırdı.
—"Patrick, bu bir taktik değil."
Patrick ciddi bir sesle ekledi.
—"Evet, bu bir strateji."
Squidward, kenardan alaycı şekilde baktı.
—"Ne kadar etkileyici."
Başlama düdüğü çaldı.
—"Başla!"
Salyangozlar hareket etti. Daha doğrusu… bazıları hareket etti. Gary sakin, düzenli bir şekilde ilerlerken, Plankton’un salyangozu bir anda fırladı. Evet, fırladı. Salyangozun kabuğunun yanındaki metal parça minik bir titreşimle ışıldadı ve salyangoz sanki rüzgâr yakalamış gibi hızlandı.
SüngerBob’un gözleri büyüdü.
—"Bu… bu normal değil!"
Sandy koşarak pistin kenarına geldi.
—"O metal parça motorlu olabilir!"
Mr. Krabs megafonu kapıp bağırdı.
—"Hile mi var? Hile varsa bilet iadesi yok!"
Squidward sakince mırıldandı.
—"Bilet iadesi… dünyanın en komik iki kelimesi."
Plankton, kalabalığın arasından bağırdı.
—"Ben hile yapmıyorum! Ben… teknoloji kullanıyorum!"
Sandy dişlerini sıktı.
—"Teknolojiyle yarış olur ama kurallar var!"
SüngerBob, Gary’ye baktı. Gary hâlâ aynı sakinlikle ilerliyordu. Sanki “Ben kendi hızımdayım” diyordu. SüngerBob’un boğazı düğümlendi. Gary’nin kazanmasını istiyordu ama daha çok… Gary’nin haksızlığa uğramasını istemiyordu.
Patrick, SüngerBob’un yüzünü fark etti. Bu kez şaka yapmadı.
—"SüngerBob… üzülme."
SüngerBob fısıldadı.
—"Patrick, Gary çok iyi. Ama o salyangoz roket gibi!"
Patrick bir an düşündü. Sonra gözleri parladı.
—"O zaman… roketi durdurmalıyız!"
SüngerBob panikledi.
—"Patrick! Sakın pistin içine dalma!"
Patrick kararlıydı.
—"Tamam. Pistten dışarıdan dalarım."
Patrick koşmaya başladı. SüngerBob arkasından yetişmeye çalıştı. Sandy de durumu fark edip peşlerine takıldı. Üçü, pistin o köşesine doğru yöneldi: Sandy’nin boşluk dediği yere.
Tam o an, Plankton’un salyangozu köşeye geldi ve zemin birden çöktü. Kum çöktü, küçük bir çukur açıldı. Salyangoz çukura kaydı ve metal parçası takırdayıp kıvılcım çıkardı. Kalabalık “Aaa!” diye bağırdı. Bayan Puff’un megafonu bile korkudan cızırdadı.
SüngerBob hızla çukura yaklaştı.
—"Dayan! Küçük salyangoz!"
Sandy hemen ip çıkardı.
—"SüngerBob, ipi tut!"
Patrick de kovanın içindeki baloncuk suyunu dökmeye başladı.
—"Kaygan olursa çıkamaz, o yüzden… kaygan yapıyorum!"
Sandy Patrick’e döndü.
—"Patrick! Tam tersini yaptın!"
Patrick durdu.
—"Aa… o zaman… kuru yapayım!"
SüngerBob ipi çukura uzattı. Plankton’un salyangozu panikle miyavlar gibi bir ses çıkardı. Plankton ise bir an donup kaldı. O küçücük yüzünde bile korku vardı. Çünkü ilk kez, “kazanmak” değil “kaybetmek” değil… “birine zarar gelmesi” gerçekti.
Plankton titreyen bir sesle bağırdı.
—"Onu çıkarın! Lütfen!"
SüngerBob şaşırdı ama durmadı. Gary ise pistten sapıp çukura doğru geldi. Gary, sanki durumun ciddiyetini anladı. Sakin ama kararlıydı. Kabuğuyla ipin ucunu itti, ip daha iyi uzandı.
—"Gary… sen…" diye mırıldandı SüngerBob, gözleri dolarak.
Sonra kendini toparladı; çocukların dünyasında gözyaşı da vardı, ama korkutucu değil, iyileştirici gözyaşı.
Sandy, ipi çekti. SüngerBob da yardım etti. Birlikte Plankton’un salyangozunu çukurdan çıkardılar. Metal parça hâlâ titriyordu. Sandy hızlıca parçayı söktü ve elinde tuttu.
—"İşte kanıt."
Mr. Krabs öne atıldı.
—"Hile varmış! Ben demiştim! İade yok!"
Plankton başını eğdi.
—"Ben sadece… kazanmak istedim."
SüngerBob ona baktı. Ne bağırdı, ne güldü. Yumuşak bir sesle konuştu.
—"Kazanmak güzel olabilir… ama biri incinirse o kazanmak değil."
Plankton’un gözleri bir an parladı. Küçücük olduğu için gözyaşı da minicikti ama anlamı büyüktü.
—"Ben… bazen kimse beni ciddiye almıyor diye… böyle şeyler yapıyorum."
Sandy sert görünse de sesi yumuşadı.
—"Ciddiye alınmak istiyorsan… önce sen ciddiye almalısın. Kuralları."
Squidward bile sessiz kaldı. Sonra isteksizce konuştu.
—"Şaşırtıcı… Bugün bir şey öğrendim."
SüngerBob merakla sordu.
—"Ne öğrendin Squidward?"
Squidward yüzünü buruşturdu.
—"Bunu tekrar sorma."
Bayan Puff megafona yaklaştı.
—"Yarış durduruldu! Pist güvenli değil. Ama… bugün farklı bir kazananımız var."
Kalabalık sessizleşti. Bayan Puff, SüngerBob’u ve Gary’yi işaret etti.
—"Cesaret ve yardımseverlik kazandı."
Kalabalık alkışladı. SüngerBob’un yüzü kızardı. Gary, sakin bir gururla miyavladı. Patrick ise gözleri parlayarak bağırdı.
—"Ben de kazandım mı?"
SüngerBob güldü.
—"Sen de kazandın Patrick. Çünkü kalbin doğru yerdeydi… sadece beynin bazen farklı bir yerde oluyor."
Patrick düşünceli bir ifadeyle başını salladı.
—"Evet. Bazen beynim… ayağımda."
Plankton, salyangozunu kucağına aldı. Salyangoz hâlâ korkmuş gibiydi. Plankton yavaşça konuştu.
—"Özür dilerim."
SüngerBob ona yaklaştı.
—"Bir daha yapmazsan… bugün yeni bir başlangıç olabilir."
Plankton derin bir nefes aldı.
—"Tamam. Ama… yine de kazanmak istiyorum."
Sandy gülümsedi.
—"O zaman çalış. Gerçekten çalış."
Gün batarken Bikini Kasabası’nın ışıkları suyun içinde titriyordu. Yarış bitmemişti, kupa verilmemişti ama herkesin içinde tuhaf bir sıcaklık vardı. Çünkü bazen bir gün, planlandığı gibi gitmediğinde bile güzel olabiliyordu.
SüngerBob, Gary’yle eve dönerken Patrick yanlarında yürüyordu. Squidward uzaktan onları izledi, sonra başını çevirdi ama dudaklarının kenarında küçücük bir kıpırtı vardı.
SüngerBob, Gary’nin kabuğunu okşadı.
—"Bugün çok gurur duydum Gary."
Gary yavaşça miyavladı.
—"Miyav."
Patrick kollarını açtı.
—"Ve ben de gurur duydum… kendimden!"
SüngerBob kahkaha attı.
—"Evet Patrick, seninle de gurur duydum."
Patrick gözlerini kocaman açtı.
—"Bu… çok duygusal bir an!"
SüngerBob içtenlikle konuştu.
—"Evet. Çünkü bugün öğrendik: Hızlı olmak güzel… ama iyi kalpli olmak daha güzel."
Ananas evinin kapısı kapanırken, dışarıda denizin sesi tatlı tatlı fısıldıyordu. Bikini Kasabası’nda o gece herkes uyumadan önce aynı şeyi düşündü: Bazen en büyük zafer, birini kurtarmak ve doğru olanı seçmekti.
Yorum
Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu sen yap!
Yorum Yazın